Benim insanım açım diyemiyor, ağlayamıyor!..
Benim insanım açım diyemiyor, ağlayamıyor!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Ramazan geldi geleli, kendi fakir-fukaramızı, kendi garip-gurabamızı gören var mı? Bu işle görevli olanlar, görevlendirilenler, çarşıyı-pazarı, mahalleyi-sokağı dolaşıyorlar mı?
Kendi başını bağlayamayan, gelin başı bağlarmış derler ya…
Vaziyetimiz aynen öyle…Bizi de bu gösteriş merakı ve hevesi öldürecek!…
Kendi komşusunun aç gezdiğini, imkânsızlık içinde çırpındığını görmekten imtina edenler, face’de paylaşmak adına, kamuoyunda bilinmek ve kendinden söz edilmek adına yardım yarışındalar!
Savaştan kaçan, savaş mağduru Suriyelilere uzanan yardım elinin çokluğu, ister istemez kendi fakirimize, kendi yoksulumuza ne yapıp ne yapmadığımızı sorgulatmaya başladı!
Kendi fakirimizi nedendir bilinmez, rutine bağladık!
Çünkü, kendi fakirimize yardım etmek, kimseye reklam yapma, prim yapma, aferinler alma gibi başarılar getirmiyor!..
Gerçekten Allah’ın rızasını kazanmak isteyenler de oldu, bu reklam fırsatı kaçmaz diyenler de…
Bu fırsatı kaçırmayalım diyenler, reklama, kareleri paylaşıma öylesine bir daldılar ki, işler şirazesinden çıktı, kantarın topuzu kaçtı!
Savaş mağduru olarak ülkemize, şehirlerimize ve şehrimize gelenler, gözle görülür bir şekilde ön plana çıkarılırken, kendi fakirimiz, kendi muhtacımız, Suriyelilerin ilk geldikleri günlerdeki haline büründü.
Kendi vatandaşımız Suriyelilerin yerini aldı adeta!
Ve bunu benim yetkililerim, benim sorumlularım görmek istememeye devam ediyorlar!
Ayağında yarım bir terlikle dolaşan yaşlı kadınları, sağa sola yalpalayan yaşlı adamları, elindeki üç kuruşla, ne alacağını bilemez halde dolaşan kendi insanımızın ne kadar farkındasınız?
Özellikle Suriyelilere olan yoğun eğilim, Konya’nın Suriyelilerle olan imtihanının oldukça zor geçeceğini gösteriyor.
Kendi vatandaşımız geçmişte de, bugün de bu eğilimin çeyreğini göremedi!
Bu konunun yetkilileri, mübarek Ramazan ayında, kendi insanımıza ne gibi yardımlarda bulunduklarını ve neler yaptıklarını açıklamalıdırlar.
Benim insanım açım diyemiyor! Benim insanım ağlayamıyor! Benim insanım bana bakmak zorundasınız benzeri laflar etmeyi bırakın, Allah, devlete, millete zeval vermesin diyor!
Ağlamayan çocuğa meme vermezler lafını, mihenk taşı kabul edenler, sığınmacıların ayyuka çıkan ağlamalarını duyup, ağızları kulaklarına varanlar, biz bu ağlama seslerine hasret kalmıştık diyerek, kendilerini kaybetmiş bir halde yardım etme yarışındalar!
Hani maksat, ağladığı halde, ağladığını göstermeyen fakir-fukaraya, garip-gurabaya yardım etmekti ya!
Çarşı ve Pazarlarımızda süklüm-püklüm gezen ve dolaşanlar kendi fakirlerimiz! Ezgin-bitkin, boynu bükük, çaresiz olanlar kendi fakirlerimiz. Derdini anlatmaya kalksa, sesi boğuk çıkan, iki derdi varsa, sorulduğunda birini unutan kendi fakirlerimiz.
Şehrin sağlık kurumlarından itibaren, birçok yer, çarşı ve pazar işgale uğramış gibi…
Uzatılmayan, büyütülmeyen, geçiştirilen olayların sayısını bir açıklayan olsa da, hep beraber öğrensek!
Misafir olarak ülkemize gelenlerin uyum problemleri ne kadar çözüldü bilen yok!
Sanayilerimizde işverenlerin Suriyelilerden dolayı ağzı kulaklarındaymış!
Sigorta yok, ücret insafa kalmış…
Türkiye’nin Çini diye mangalda kül bırakmayanlarımız, Çin’den işçi getirsek nasıl olur diye espri yapanlarımız, Konya sanayisini Suriyeliler kurtardı diye zevkten dört köşeler!
Sanayiciler, aman ha, Suriyeliler gitmesin, yoksa arabamıza taş koyulmuş gibi olur havalarındalar.
Ne kadar süreceği bilinmeyen bu misafirlik, geçmişte de, mağdur olan ve mağduriyetleri tam olarak hallolmayan insanımız, sanıyorum o eski mağdur hallerinden çok daha mağdur durumdalar.
Yeni mağdurların taleplerinden, kendi mağdurlarımıza sıra gelmediğini görmek için kehanette bulunmaya gerek yok!
Şimdi bunları söyledik diye, bazı arkadaşlar savunmaya geçecek, yada o muhteşem susma haklarını kullanacaklar!
Bazı şeyleri saklamakla, konuşmamakla, görmezden gelmekle, meseleler kapanmıyor. Kendi öz yurdumuzda, kendi fakir ve yoksulumuzu ikinci sınıf insan konumuna düşürme gafletine nasıl düşülebildiğinin bir izahı olmalı!..
Bakmadan Geçme