Balık hafızalıyız
Balık hafızalıyız - Cihat Yazıcı - Yeni Meram Gazetesi
“SEVİNÇLİ
anında kimseye vaatte bulunma, öfkeli anında kimseye cevap verme.
”
(Atasözü)
***
SAMİMİYET ÜZERİNE:
Ekonomi Bakanı Denizlili
Nihat Zeybekçi
, koalisyon görüşmeleri konusunda CHP’yi samimiyetsiz bulduğunu söyledi.
CHP ise
Zeybekçi
’yi çok çok samimiyetli buluyor!
***
YAŞANANLAR…
Toplum olarak balık hafızalıyız!
Yaşananları kısa sürede unutuyoruz.
Olay sonrası bağırıp çağırıyoruz, ama sonrası gelmiyor.
Terör olayları ve katliamlar birbirini izliyor, daha sonra derin bir sessizliğe dalıyoruz.
En son Suruç olayını yaşadık. Böyle bir olayın onda biri herhangi bir Batı ülkesinde yaşansa kıyametler kopar, milyonlarca kişi sokaklara dökülüp protesto gösterileri düzenler, teröre karşı tavır koyar, hükümetler istifa eder.
Suruç’u da unutacağız. IŞİD denilen
İslamcı terör örgütünün son büyük olayını Haziran ayında yaşamıştık. Hatırlatalım: Örgüt militanları Irak’ta Musul kentini ele geçirdikten sonra Başkonsolosluk binamızı kuşatıp içeri girmişlerdi.
İlk iş bayrağımızı indirmişlerdi.
İçeride Başkonsolos dahil 49 kişi vardı. Bunların 31’i binayı korumakla görevli olan özel harekatçılardı. Ankara’dan kriptoyla gelen emir doğrultusunda, bir tek kurşun atamadan teslim olmak zorunda kalmışlardı. Kapının önünde duran zırhlı araçlar dahil her şey IŞİD’in eline geçmişti.
Teröristler esir aldıkları
ikisi bebek 49 kişiyi bilinmeyen bir yere götürmüştü.
Başvekilimiz
Erdoğan
ve Hariciye Nazırımız
Davutoğlu
, Ankara’da bekliyorlardı! Örgütün rehineleri serbest bırakmak için neler istediği, bizim ise neler verdiğimiz bugüne kadar meçhulde kaldı.
Esir alma 3 aya yakın sürdü.
Hükümet, rehinelerin nerede olduğunu bilmiyordu. Ancak, yapılan pazarlıklar sonuç verdi ve rehineler IŞİD tarafından Türk makamlarına teslim edildi, silahlar ve zırhlı araçlar ise verilmedi.
Musul baskını,
IŞİD açısından Türkiye ile ilişkiler konusunda büyük bir dönüm noktası oldu.
Söz konusu terör örgütü Irak ve Suriye’de gelişmesini sürdürüyor, bir sürü yerleşim birimini ele geçiriyordu ama, her zaman Türkiye’nin desteğine muhtaçtı.
Örgüte silah, cephane, bomba, gıda, ilaç, her şey gerekiyordu. Oysa Türkiye sınırlarını açmadan, gerekli desteği vermeden bunları elde etmesi mümkün değildi.
IŞİD’le yapılan pazarlıkların ne olduğunu Başkonsolosluk işgali sırasında kimse bilmiyordu. Olay bir süre sonra aydınlanmaya başladı.
AKP iktidarı, Irak ve Suriye sınırımızı büyük ölçüde ele geçiren iki terör örgütünü, PKK ile IŞID’i birbirine kırdırma siyaseti izliyordu!
Yani, iti ite kırdırmak!
Geçen yılın sonlarında MİT TIR’ları olayı yaşandı. Silah ve mühimmat yüklü TIR’lar Suriye’de IŞİD’e gidiyordu. Bunlar yakalandı, hükümet inkar etti, operasyonu düzenleyen savcılar ve polisler tutuklanıp içeri tıkıldı.
Yaşananlara, güneyimizde konuşlananlar, Başvekil
Erdoğan
’a sonradan kan düşmanı kesilen
Esed
’e veya PKK’ya karşı vuruşup geliyor, gece Türkiye’de istirahat ediyor, gündüz aşağı iniyordu.
IŞİD, Sünni bir terör örgütü. Kendisinden yana olmayan herkesin kafasını kesiyor…
Şimdi bir yanımız PKK, öbür yanımız IŞİD… Bir yanda verdiğimiz şehitler, öbür yanda Musul olayı, Reyhanlı ve Suruç bombaları vesaire. Ama her terör olayı sonrasında nutuklar atıyoruz:
“Devletimiz güçlüdür! Failler bulunacak ve hesap sorulacaktır…”
İnşallah-maşallah mutlaka sorulur.
Bu noktada bir soru sormamız gerek. Yanıt beklemeyin, veremezler:
“Siz bugüne kadar Cumhurreisimiz Erdoğan veya Başvekilimiz Davutoğlu’nun ağzından IŞİD’i isim vererek kınayan herhangi bir söz duydunuz mu?”
Açıkça, örgütün ismini vererek…
Belki kınadılar da biz unuttuk!
Çünkü balık hafızalıyız!
Bakmadan Geçme