Aydınlar Ocağında Dede Korkut konuşuldu

Konya Aydınlar Ocağı'nın düzenlediği Selçuklu Salı Sohbetlerinde bu hafta gazeteci yazar Sadık Gökce Oğuz Türklerinin Bilge Ozanı Dede Korkut'u anlattı.

Haberin Özeti

  • Konya Aydınlar Ocağı'nın Selçuklu Salı Sohbetleri'nde gazeteci yazar Sadık Gökce, Oğuzların Bilge Ozanı Dede Korkut'u anlattı.
  • Gökce, Dede Korkut hikâyelerinin 7, 8 ve 9. yüzyıllarda Oğuz Türklerinin savaşlarını ve yaşam tarzlarını yansıttığını vurguladı.
  • Merhum Fuat Köprülü'nün sözlerini aktaran Gökce, Dede Korkut Kitabı'nı Türk edebiyatının eşsiz ve çok yönlü şaheseri olarak nitelendirdi.

Konevi Derneği salonundaki program, şair Remzi Samancı’nın kaleme aldığı “Düşünüş” adlı şiirin Aydınlar Ocağı Yönetim kurulu Üyesi Tayyar Yıldırım tarafından seslendirilmesiyle başladı. Daha sonra açılış konuşması yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, “Geleneksel kültürümüz yaşatılması için gayret göstermeliyiz. Sadık Gökce de Dede Korkut üzerine çalışmalar yapmıştı ve bilgilerini bizimler paylaşacak” dedi. 

Daha sonra kürsüye gelen gazeteci yazar Sadık Gökce Dede Korkut hikâyelerinin 7, 8 ve 9. yüzyıllarda Türkistan, Kuzey ve Doğu Anadolu ile Azerbaycan’a; gelip yerleşmiş, buraları vatan tutmuş Oğuz Türkleri arasında yaşanmış, işlenmiş ve yayılmış hikâyeleri olduğuna vurgu yaparak “Bu hikâyelerde Oğuz Türklerinin Gürcüler, Abazalar ve Trabzon Rumları ile yaptıkları dış savaşlar anlatılmakta; yeni vatana yerleşen Türk boylarının kendi iç çarpışmaları hikâye edilir. Aynı hikâyeler, Oğuzların eski destanlarından kalma zengin hatıraları da içerir” şeklinde konuştu. 

Aydınlar Ocağında Dede Korkut konuşuldu

Dede Korkut hikâyelerini, sahip oldukları dil ve anlatım özellikleri ile Türkçe'nin eşi bulunmaz şaheseri olarak yorumlayan Gökce“ Milletin ağzında süzüle süzüle gelen bu dil âdeta atasözleri ve vecizeler dizisi haline gelmiştir. Bu yüzden oldukça canlı, açık, kesin ve gösterişlidir. Yine metinlerdeki benzetme ve deyimler halkın ortak kullandığı anlatımı zenginleştirip güzelleştiren anonim söz varlıklarıdır. Metinlerdeki nâzım nesir de karışık düzen geleneksel halk hikâyelerindeki bir özelliktir. Bu tür metinlerde nesirle anlatılan bölümler de şiire doğru yaklaşmaktadır. Böylece okunması ve dinlenmesi hem kolay hem de zevkli bir hale gelmektedir”ifadelerini kullandı. 

Merhum Fuat Köprülü’nün (Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız yine Dede Korkut ağır basar) Dediğini hatırlatan Gökce “Dede Korkut’u ifade etmek için bundan daha güzel bir söz bulmak mümkün değildir. Gerçekten Dede Korkut Kitabı Türk edebiyatının en büyük abidelerinin ve Türk dilinin en güzel eserlerinin başında gelir. Dede Korkut bir milli destandır. Milli destanlar, taşıdıkları vasıflar dolayısıyla, bağlı oldukları dil ve edebiyat sahaları içinde ayrıcalıklı bir yer tutar. Türk edebiyatının en önemli şaheseri olan Dede Korkut Kitabı’nın çok yönlü olması, edebiyattan dile, tarihten coğrafyaya pek çok alana kaynaklık etmesi, bu esere paha biçilmez bir değer katmaktadır” dedi. 

Aydınlar Ocağında Dede Korkut konuşuldu

Dede Korkut anlatılarında, Oğuzların yaşam şekilleri, aile biçimi, gelenekleri, kültürünün yansıtıldığına vurgu yapan Gökce “Hikâyelerde anlatılan yaşam tarzı, İslam öncesindeki konar-göçer kültürün devamı niteliğindedir. Bu durum toplumsal cinsiyet rollerinin dağıtılmasında önemli bir etkendir. Doğayla, kendi içerisindeki boylarla ve diğer toplumlarla mücadele halindeki Oğuz toplumu kahramanlık, cesaret, fedakârlık, sadakat gibi erdemlere sahip olmak durumundaydı. Oğuz toplumunun ideal yaşam biçimini anlatan hikâyelerdeki kadın-erkek tipleri de toplumun devamlılığını sağlayacak ideal insan tiplemeleri olarak karşımıza çıkıyor”şeklinde konuştu. 

Sanatçı Talat Sefa Karasu’nun eserleriyle renk kattığı program sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü konuşmacı Sadık Gökce ile sanatkâr Sefa Karasu’ya kitap takdim etti. 
 

Bakmadan Geçme