• Haberler
  • Genel
  • Atatürk İlke ve İnkilaplarına Hasretiz Al Sana Başı Bozukluk!

Atatürk İlke ve İnkilaplarına Hasretiz Al Sana Başı Bozukluk!

Atatürk İlke ve İnkilaplarına Hasretiz Al Sana Başı Bozukluk! - Hanefi Aytekin - Yeni Meram Gazetesi

Atatürk İlke ve İnkilaplarına Hasretiz Al Sana Başı Bozukluk!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Atatürk ilke ve inkılapları bir kısım halkımızın baş tacı etmesi yanında, bir kısım halkımızın da açıktan değilse de nefretle baktığı bir yüce değerdir. Bu değere kimileri bilim ve kültür yolundan giderek sahip çıkarken, yaşayarak ve okuyup inceleyerek dayanıp güvenmektedir.

Kimileri de kültür denen olgudan nasibini almadığı için, bütün dünyanın tanıyıp, hayranlıkla bakıp, örnek aldığı bu mümtaz devlet adamını inceleyip araştırmadan kuru gürültüye kendini kaptırırken, genelde bilmeyerek, ya da çıkarlarına öyle geldiği içindir ki Atatürk düşmanlığını yaşarlar ve de yaşatmak için mücadele ederler.

Bu bedbahtlar, inançlarının özüne inseler faydalıya zararlı, kahramana hain demenin günahların en büyüğü olduğunu anlar, hele ölmüşlerin gıyabında hiç mi hiç konuşmazlar. Atatürk İlke ve İnkılaplarının yaratıldığı zaman diliminde, yüce Türk Cumhuriyeti kurulup muasır medeniyeti atılan adımlarla kuvvetler ayrılığı olgusu da tesis edilmişti ki, DEMOKRASİ dediğimiz yüce değer de Osmanlının enkazı üzerine kurulan TÜRKİYE CUNHURİYETİNİ KURARAK Türk Milletine armağan edilmiştir.

623 yıllık mazisi olan Osmanlıya ecdadımız olarak sahip çıkarken, Cumhuriyetle Osmanlı arasındaki kıyaslamanın insaf ve adalet ölçüleri ile yapmamız, imanımızın yüce değeridir. Başımızı ellerimiz arasına alıp düşünelim. BİR ASRA YAKLAŞAN CUMHURİYETİN DEĞERLERİNİN akıp giden yıllar da, varlığı içindeki eksilerin çağımız teknolojik atılımlarına rağmen, ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARININ İslam alemi içindeki TÜRK DEVLETİNİN MEVCUDİYETİ ile diğer dünya İslam Aleminin kıyaslanmasındaki farkı göremeyen gözlere ne demeli, onu inanç akıl ve mantığa bırakıyorum…

Devlet demek adalet demek. Devlet demek müsavat ve fırsat eşitliği demek, Devlet ve Demokrasi demek kuvvetler-erkler ayrılığı ile donanımlı Millet demektir ki, bu gün ülkemiz böylesi bir millet özlemi içindedir. Böyle millet olamamanın yokluğunu kemiklerimize değin hissetmekteyiz.

Bir doktor saygın bir meslek ifa ederken, bir çapulcudan darp görür ve onuru kırılırsa, değil devletine, hayata küser. DEVLETİN HAKİM VE SAVCILARI SUÇ İŞLEYİP YURT DIŞINA KAÇARSA, bir öğretmen hayatının her zerresini ışık tutup yol göstererek eğittiği çocuğun velisinden sudan bahanelerle darp ve işkence görür, buna da bu okulun mevcudiyetinde sorumluların bigane kalmaları ÜNİTER DEVLET OTORİTESİNE YAKIŞIRMI? Sıra, sıra kadına tacizler. Çocuk gelinler. Çalıştığı kamu hizmetinde ötekileşmeyi iğrenç bir huy edinen, çalışkanlığı tescilli bir kamu görevlisinin, yandaşın zulmü ile tayin furyası ile atıl duruma getirilen o kamu görevlisinin incitilmiş yüreğinden başarı beklemek ne hak. Say, say bitmeyen haksızlıklara dur demeyi bu ülke çoktan hak etmiştir.

‘BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN’ duygusu ile önündeki atılımlardan kaçıp, sosyal aktiviteleri görüp, yaşayıp, yaşatamayan sözde kamu görevlilerinin duyarsızlığına bakıp geçmek, bir vebal ve günahın ta kendisi olmuyor mu?

ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARINDAN kopup başı bozukluktan yüreği yara alanlar, bizim yaşayıp gördüğümüz o ilke ve inkılapların özlemi içindeler. Bizi bu yüce haklardan mahrum eden zihniyet, elbette YÜCE RABBİMİZ HUZURUNDA HESAP VERECEKLER. Akı, karayı elbette  o zaman anlayacaklar, ama o an sadece hesap verme günüdür o kadar.

Bakmadan Geçme