'Yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin!'
'Yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin!' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
O kadar çok kem söz, acı söz, beyhude söz, hakaret eden söz, tahrik eden ve kışkırtan söz işittik ki, tatlı sözlere, yumuşacık, insanın içini ısıtan sözlere hasret kaldık!
Barıştan dem vuran, kardeşlikten söz eden, birlikten, dirlikten, beraberlikten haber veren sözümüz hiç mi yoktu?
Kendi kendine bir araya gelenler birlik olduk zannediyorlar.
Kendinizin çalıp, oynadığı , başkalarını davet etmediğiniz, içinize almadığınız, onları dinlemediğiniz, dikkate almadığınız bir birlik olur mu?
Neden olmasın diyenlerin dilleri ve kalplerinin birbirine uymadığı yüzlerinden belli olsa da, dilleriyle anlamsız ve garip bir ısrarın savunmasını neden yaptıklarının kendileri bile farkında değiller!
Ayrılıktan, gayrılıktan, yabancı gibi durmaktan kim ne kâr etmiş bugüne kadar?
Bildik ve tanıdık sözlerle dünya yenilenmiyor!
İnsanlar bir araya gelmiyor, gelemiyor!
Nalıncı keseri gibi, kendine yonttuğun şeyleri söylemeyi bırak!
İnsan bir kanar, iki kanar, sonra nasıl kandığına yanar!
Hani her doğan gün, taze bir başlangıçtı ya...
Söz dediğin, ayırmamalı!
Söz dediğin koparmamalı!
Söz dediğin ayrıştırmamalı!
Söz Yunus'un dediği gibi, yağ bile bal etmeli ağulu aşları!
Durdurmalı karşıdan karşıya atılan taşları!
Söz egoları, söz nefisleri, söz önüne geçilemeyen, dizginlenemeyen hırsları frenlemeli!
Söz söylememek için susanlar, susmayı erdem zannedenler, iş işten geçtiğinde konuşsalar ne olacak!
Sözümüzü yuttuk kaldık, konuşamadık demek kimi kurtaracak?
Sözün acısı değil, tatlısı makbul değil midir!
Birde dost acı söyler derler ya..
Acı sözü, tatlılaştırarak söyleyene, yada üzülmesin diye söylemeyene dost derler.
Dostunuz size niye acı söylesin?
Dostun attığı gül, taş gelir bana ifadesindeki nezaketi hiç mi görmek istemeyiz?
Sözün yenisine, yepyenisine, geçerlisine, sevimlisine, incitmeyenine, ruhumuza aksedenine ihtiyacımız var!
Söz barıştırmalı!
Söz kucaklaştırmalı'
Söz uzaklaştırmamalı!
Eskiler söz atını meydana sürmek derlerdi, sohbetlerde.
Söz atları cenk etmeye çıkmazdı meydana..
Sözlerini yarıştırmazdı sohbet erleri!
Kıssadan hisse herkes nasibi kadarını alır giderdi o meydanı çevreleyenlerden!
Sözün öylesine, öylelerine ihtiyaç var bu zamanda!
Küfre kaçmayan, taşkınlığa meydan vermeyen, kimseyi tahrik etmeyen, kışkırtmayan yeni sözlere!
Sözün güzeli, sözün ok gibi tesir edeni, kalplere dokunanı, pişmanlık gözyaşları döktüreni, öfkelinin ateşini söndüreni, kem sözlünün lafını ağzına tıkayanı her daim vardır!
Öyle bir söz söylendi mi, cümle dilbazlar, cümle allameler, çok bilmişler, ahkam kesiciler, hüküm yürütücüler, dut yemiş bülbüle döner!
Sözün güzelinin içinde edep vardır, adap vardır, had vardır, hudut vardır.
Edepsizlerin, hadsizlerin, küfürbazların, çenebazların, karşısındakini konuşturmayanların dilleri lâl olur, sözün güzeli karşısında!
Alelade sözlerin, ezberlenmiş tekrarların, dillere pelesenk edilmiş nakaratların, sözün güzeli, yenisi, yepyenisi karşısında şansı olabilir mi?
Bal yiyen baldan usanır demişler!
Söz dediğiniz, insan ruhunu serinletmeli, coşku ve heyecan vermeli, kalbinizi bir başka attırmalı, ümitsiz dünyanızda güller açtırmalı.
Hz. Pir bu konuda bakın ne diyor;
"Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı ki dünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!
Bakmadan Geçme