'Üzdüğün kadar üzülürsün!'
'Üzdüğün kadar üzülürsün!' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Dev gibi adamdı derlerdi. Kapılardan sığmazdı. bağırıp çağırdığında yer -gök titrer gibi gelirdi. Kızdı mı öfkesi dinmez, söylediği laflar çekilmezdi, af nedir bilmezdi. Güldüğünü kimse görmemişti. Heybetliydi. İki metreyi az geçkin boyu vardı. O koca insan, kefene sığdığında küçücük kaldı!
İnsanoğlu yaptığını, ettiğini kendince kâr sayar. Hesaba çekileceğini, hesap vereceğini bilmezden gelir. Ben kimseye hesap vermem diye atıp-tutanlarımız, mangalda kül bırakmayanlarımız, ardımda şunlar-şunlar var diyenlerimiz, bu saatten sonra bana hiç bir şey olmaz diyenlerimiz az değildir.
Gün ola devran döne denmiştir.
Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner denmiştir.
İnsanları üzen, inciten, kıran, ağlatan, sızlatan, hayatını cehenneme çevirenlerin ne bu dünyada, ne de öteki dünyada yatacak-kalkacak yerleri yoktur!
Birini ne kadar üzdüyseniz, o üzdüğünüz derecede karşılığını o veya bu şekilde görürsünüz.
Hemde ne olduğunuzu anlamadan!
En yakınlarınızdan, hiç ummadıklarınızdan, bana ondan zarar gelmez dediklerinizden gelir her ne gelecekse.
Bu şoklar karşısında, ne yapacağını şaşıranlar, ben ne yaptım da, böyle bir karşılık gördüm diyebilenlerin sayısı sanılanın aksine bir hayli azdır.
Yine de, insanları üzmeyi kendi egosunu tatmin aracı olarak görenlerin ders alacaklarını beklemek nafile bir iyi niyetten öteye gidemez.
Ben bu duruma düşmemem lazımdı! Bütün herşey gelip beni buluyor! Neden ben?
Ölürüm de geri adım atmam! Herkes bilsin ki, gururumdan zeere kadar taviz vermem.
Ben bir şeyi bir kere söylerim! Diyenlerin alacakları bir ders yoktur!
Kendini Kaf dağında görenler, ayakları yere değmeyenler, insanları karıncalar gibi, küçük ve hakir görenler, insanlara üstünlük taslamanın kendileri için bir hak olduğunu düşünenler, binlerce yıldır insanları, kavimleri, milletleri üzmüşler, onlara en acılı ve en merhametsiz yılları yaşatmışlardır.
Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste
sözü bunun için söylenmiştir.
Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz
diyen Yunus Emrenin sözü neden böyle insanların üzerinde tesir etmez?
İnsanlara dünyayı zindan eden, üzerlerinde baskı kuran, verdikleri bir lokma ekmeği bile burunlarından fitil-fitil getiren, gülmeyi unutturduklarına, insan muamelesi yapmayan bu insanlar, hatalarını ve yanlışlarını nedense hep ölüm döşeğinde ve giderayak hatırlamış, utanmadan ve sıkılmadan, çaresizlik gözyaşları dökerek, helallik istemekten geri durmamışlardır.
Oysa Yaradanımız, bu insanlara hayatları boyunca defalarca geri dönme, pişman olma, kötü huylarından rücu etme imkanı ve fırsatı tanımıştır.
Gururlarına yediremedikleri geri dönüşler, kişiliklerinin zafiyete uğrayacağını düşündürten sığ görüşler, onlara engel olmuş, insanları üzmeye, kırıp-dökmeye devam etmişlerdir.
Kendileri gibi davranan bir çok heybetli insanın bir kefene sığacak kadar ufaldığını görüp, şahit oldukları halde, ibret almamaları akıllara ziyan bir hadisedir.
Ardından iyi adamdı, kimsenin kalbini kırdığını duymadık, kapısı da, sofrası da açıktı. Kimin ne derdi var, kendi derdi gibi koşardı. O kadar çok insana iyilik yaptı ki , anlatılamaz diyen insanlara sağlıklarında sahip çıkmayan ve çıkmak istemeyen bizler, onların değerini öldükten sonra anlamak ve anlatmak gibi bir bahtsızlığı yaşarız hep!
Edepsizin, küfürbazın, sağa-sola saldıranın, vurup-kıranın, kem sözlünün, fitne ve fesat çıkaranın hayranı sanılanın aksine oldukça yüksektir. Üzeni, hakaret edeni, söveni, insan üzerine yürüyeni, insanlara saldıranı neden çok fazla sevdiğimizi hiç düşündük mü?
Onlara, ne güzel küfrediyor diye imrenen bizler değil miyiz?
Üzdüğü için, insanları en olmadık işlere ve yanlışlara sürüklediği için hayranlık duyduğumuz az mı insan var?
Doğrulara, dürüstlere, melek huylulara, Ahlak sahibi olanlara, edep ve adaba riyaet edenlere olan yakın görünme isteğimiz sadece dilimizde.
Bizi üzene karşı duyduğumuz nefret bile, sevgimizin bir değişik tezahüründen!
Hz. Mevlana'nın bu alemdeki tek dostu Şems-i Tebrizi bu konuda bakın ne diyor;
'Ey insan! Kaf dağı kadar yüksekte olsan da; Kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma.! Herşeyin bir hesabı var; Üzdüğün kadar üzülürsün!'
Bakmadan Geçme