'Seni özel kılan sevdiğin değil, sevgin!..'
'Seni özel kılan sevdiğin değil, sevgin!..' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi
Sevgimi sınama, test etme gibi laflar uçuşur çoğu kez. Sevgi algısına yüzeyden bakanlar, kimin sevildiği ile ilgilidir. Hatta ne kadar sevildiği, ne zamandan beri sevildiği konuları araştırılır, deşilir, habbeden kubbe çıkarılır, pireler deve yapılır, öküz altında buzağılar aranır!
Çünkü, sevenin sevdiği, sevgisinin önüne geçmiştir.
Hemen her alanda, sizinle birlikte, muhataplarınıza da tanıdık gelebilecek insanlar arasında, kimlerin bilindiği ve tanındığıdır önemli olan!
Şunu da tanır mısın, bunu da tanır mısın diye sormalar, karşısındakinden emin olmak için sorulan ilk baraj sorularıdır.
Az biraz şüphe duyulmuşsa, hemen bir yerler aranır, o insanın cemaziyelevveli sorulur, soruşturulur!
Bu türden sevmeler, siyasi partilerdeki aynı partiye mensup olanların, aynı fikri ve aynı düşünceyi paylaşanların duydukları aidiyetler için geçerlidir.
Onun içindir ki, bizim arkadaşımızdır, kardeşimizdir, bizimle beraberdir ifadeleri teyit ifadeleri olarak kabul görür.
Oysa sevgi bu teyitlerin ve aidiyetlerin çok ötesindedir.
Sevgi samimiyettir!
Sevgi, hoşgörüdür!
Sevgi gönülden bağlanmadır!
Sevgi, teslimiyettir!
Sevgi, karşılık beklememektir!
Sevgide inat olmaz!
Sevgide şüphe olmaz!
Sevgi absürtlüğü kaldırmaz!
Mesela, sevgi emek ister gibi içi boş, anlamı kof ifadelerin kenarından geçmez!
Sevgi ne alınır, ne satılır, ne de içine bir başka bir şey katılır!
Seni seviyorum diye başlayan yalancılar, sahtekârlar, göz boyayıcılar, sevginin fersah-fersah uzağındadırlar.
Sevgi, aşk denen mihenk taşıyla, ölçer sevgi ile geldim diyenleri.
Kişiyi özel kılan ne sevdiğinin kim olduğu, ne cafcaflı lafları, ne iltifatları, ne komplimanları, ne giyimi-kuşamı, ne alımlılığı, ne de rahatlığıdır!
Sevenin sevgisidir, ilk bakılacak ve dikkat edilecek olan!
Sevgisizlerin üç günlük sevdalarına, sevgilerine sevgi mi diyorsunuz?
Ağızlarda sakız misali bir kaç saat çiğnenen, sonra tükrülen sevgiden nasibi olmayan sevgi sözcükleri, sözcük olarak kullanılmaktan çoktan utandılar da, sevgisizler dağarcıklarında başka bir şey olmadığından, aynı sözcükleri papağan misali tekrar edip duruyorlar!
Yapmacıklıklarını, şarlatanlıklarını, yaygaracılıklarını, reklam kokan yaklaşımlarına sevgiyi gül buketi olarak sunanları, çıkar ilişkilerine sevgiyi garnitür yapanları sevginin kılavuzları olarak görmeyin!
Evcilik oynar gibi, garip, manasız ve mantıksız bir sevgi oyunu oynuyorlar!
Çünkü kimse sevmek istemiyor! Bağlanıp kalmaktan, bir daha kurtulamamaktan ödleri kopuyor!
Sözüm ona hoşlanmalar, elektrik almalar, bakışları takılmalar, sanırım sevebilirim demeler, sevginin
'S'
harfinden bile anlayan olmadığını gösteriyor!
Bu süfli, karanlık, rutubetli ve hastalıklı ortamlarda değil sevgiyi, kırıntısını bile bulamazsınız!
Sevginin hasını, safını, tertemizini, özelini ve en güzelini mi merak ediyorsunuz;
Şehitlerimizin ayyıldızlı bayrağımız ve Türkiye'miz için gözlerini kırpmadan canlarını vermekten çekinmediği sevgi, onları özel kılan o sevgidir.
Hz. Mevlana'nın bu alemdeki tek dostu Şems-i Tebrizi bu konuda, bakın ne diyor;
' Seni özel kılan sevdiğin değil, sevgin!'
Bakmadan Geçme