'Kendini ayrıcalıklı sayma!'

'Kendini ayrıcalıklı sayma!' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

'Kendini ayrıcalıklı sayma!'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Mahkeme Kadıya mülk değildir diye oldukça yerinde bir deyimimiz var. Yaşadığımız dünya hayatında hiçbir makam,  hiçbir mevki, hiçbir ayrıcalık, kazanılan hiçbir isim ve şöhret, bulunduğu yeri hazmedemeyenlere, bu yerleri ve imkanları çok fazla ciddiye alanlara hayır getirmemiştir.

Önemli olan insan gönüllerinde sevgiyle kalıcı olabilmektir. Kalıcı olmak ise, bu saydığımız sıfatların çok daha ötesinde nasiptir, kısmettir, iyi niyet, hüsnüniyet ve samimiyettir.

Kendisine ayrıcalıklar sunulanlar, mevki ve makama bu arada şöhrete kavuşanlardan büyük bir çoğunluğu, sınıf atladığına inandırılmış, yükseldiklerini sandıkları birkaç basamak yukarısının ışıltısından gözleri kamaşmıştır.

Göstermelik sevgilerin cirit attığı, saygının; say beni, sayayım seni boyutunda turladığı, ayrıcalıklı insanların bile bile çevrelerinin kuşatıldığı ve bu kuşatmadan pekte rahatsız olmadıkları gözlenmiştir.

Gerçek sevgi, sevimsizlik olsaydı, her sevimsizin ayaklarının altına kırmızı halılar seriyor olurduk! Sevimsizlerin ayakları altına yanlışlıkla ve yanılgılarla kırmızı halı serenlerin pişmanlıklarını görmezden ve duymazdan gelenler, bırakın  sermeye devam etsinler o halıları. Gün gelip halı niyetine kendileri yere serildiğinde, belki anlarlar sevimsizlerin sevgisini!

Sevgi, ben seviyorum diye davul-zurna çalmaz, yaygara koparmaz, ne kadar haberci ve kamera varsa başına toplamaz, sevdiğini göstermek adına olay çıkarmaz. Her fotoğrafı sevgimi dünyaya ilan ediyorum diye paylaşmaz. Sevgi uçukluk değildir. Çünkü, seven sevdiğini üzecek en ufak bir imadan, bir bakıştan bile huzursuz olur, kahrolur!

Kendini ayrıcalıklı sayanlar, mevkisine, makamına ve şöhretine güvenenler, sevenlerinin sevgisini test etmek gibi yanlışlıklara defalarca düşmüşler, kendilerinden önce aynı hatalara düşenlerin akıbetlerinden ders çıkaranlardan olmamışlardır.

Bilinmelidir ki, bugüne kadar sevgiyi ölçebilecek bir sevgi-ölçer icat edilmemiştir!

Kaç kişi beni seviyor, beni sevenlerin yüzdesi kaç gibi sorular, insanların sevgisine layık olmayan kişilerden sessizce uzaklaşması demektir..

Hoşgörü ve anlayış elinin uzatılmadığı, içtenliğin, samimiyetin insan gönüllerinde yer etmediği, edemediği zamanlarda şöhret ve makamlar tebessüm maskesinin ardına gizlenirler.

Sönmeye yüz tutan, ışıltısı ve pırıltısı kendini bile aydınlatmayan mumlara, kandillere ve fenerlere benzerler ki, neden beni sevmiyorlar, ben onlara şunu yapmadım mı, şunları şunları vermedim mi sözleri ayrıcalıklı olduğunu düşünenleri yapayalnız bırakır!

Bulunduğu makam ve mevki her ne olursa olsun, insanlara sevgi ve hoşgörü ile yaklaşmayan, insanlara tahakküm eden, insanların zor durumlarını daha da zorlaştıran, kapısına yaklaştırmayan nice heybetli, şan ve şöhretli olarak bilinen insanı bugün hatırlayan, anan, onunla iyi bir hatırası olan insan yoktur.

Yunus Emre böylelerinin mezar taşlarına bakarak diyor ki;

“Bunlar bir vakt beyler idi / Kapıcılar korlar idi / Gel şimdi gör bilmeyesin / Bey hangıdır, ya kulları”

Gönüllere girebilmek, gönüllerde iz bırakabilmek, hatırlanabilmek apayrı bir konudur.

Kendisine ayrıcalıklı imkanlar sunulanlar, bu imkanların getirdiği güç ile başları döndüğünde, zafer sarhoşluğuna kapıldıklarında, ayakları yerden kesildiğinde, kendilerini kalın duvarlar ve sayısız kapıların arkasına gizlediklerinde, hayatlarının yanlışını yaptıklarını anladıklarında iş işten geçmiş olur!

Korkunun, baskının, dayatmanın, zorlamanın sevgi olmadığını, kısacası zorla güzellik olmayacağını hiç zaman anlamayanlara ve anlamamakta ısrar edenlere Yunus Emre bakın ne diyor;

“ Hepisinden iyice bir gönüle girmektir.”

Bu söz doğrultusunda samimiyet gösterebilecekseniz,

“ Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz”

diyebilecekseniz

,

ilk adımı attıktan sonra, size doğru dünya kadar adımın atıldığını göreceksiniz.

O insanların ayak seslerine, kaç kişi olduklarına bakmayın, o adımları atanların gözlerine baktığınızda, hiç karşılık beklemeden sevildiğinizi göreceksiniz!

İşte onun içindir ki, seven, onu sevenlerin çetelesini tutmayandır sevgili okurlar!

Hz. Mevlana'nın bu dünyadaki tek dostu, Şems-i Tebrizi bu konuda bakın ne diyor;

'Kendini ayrıcalıklı sayma. Konumuna ya da mevkiine, ismine veya şöhretine güvenme. Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.'

Bakmadan Geçme