'İnsanları kem dille yargılama!'

'İnsanları kem dille yargılama!' - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

'İnsanları kem dille yargılama!'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Birinin aleyhinde konuşmaya, onun arkasından atıp tutmaya, en olmadık ifadelerle yargılamalara vurgunuz!

Neden böyle yaparız, neden bu olmadık yaklaşımlardan kendimizi alamayız, bunun bir açıklaması yok!

Kötülenen biri hakkında, yapmayın, adama iftira ediyorsunuz demeyiz de, dur bakalım daha neler anlatacak, bilmediğim daha neler var diye, neredeyse can kulağı ile dinlemeye devam eder, hatta katıldığımız noktalar olduğuna bile inanmaya, kendimizi inandırmaya başlarız.

Hiç birimiz de demeyiz ki, sen bu adamı bu kadar yerden yere vururken, bu kadar insanın yanında kem sözlerle onu aşağılarken, sen nasıl birisin? Ne yaptı o insan da, küfürle karışık bu kadar kin kusuyorsun?

Dikkat ettiyseniz, kim birinin aleyhine konuşmaya başlasa, etrafında meraklı dinleyiciler oluşuverir. Özellikle son yıllarda, itirazsız dinlemeler, anlatanın yanında saf tutmalar, hakkında hiçbir şey bilmediği, tanımadığı, aşağılanan, yerden yere vurulan insanı yada insanları, sırf anlatanın yanında yer almak adına, ona destek verme adına, dinlemek, hak vermek, az bile yapmışsın demek, inan ben olsam daha da fazlasını söylerdim, az bile söylüyorsun diye cesaretlendirmek gibi yanlışların içerisindeyiz.

Kem dille kim kimi yargılıyorsa, öncelikle kullandığı o kem sözlere, o kem ifadelere dikkat etmelidir. Söz yaydan fırlayan oka benzer. Geri dönmesi imkansız olduğu gibi, telafisi de hem zaman ister, hem de kırılan kalplerde açmış olduğu yaralar ve yapmış olduğu tahribatlar kapanmaz!

Bir toplulukta bir insan hakkında aleyhte konuşmalar yapılırken, hiç kimsenin beklemediği bir anda, o insan aniden içeri girdiğinde ne olur, hiç düşündünüz mü, yada böyle bir olaya şahit oldunuz mu?

Böyle olaylara şahit olmuş biri olarak o insan hakkında birkaç dakika önce en olmadık ifadeleri kullanan, gözleri nefretten kızarmış, ağzından tükürükler saçarak konuşanların, toparlanıp, ceketlerini düğmeleyip, aman efendim biz de az önce sizden bahsediyorduk demelerini ve buyur etmelerini hangi  ahlaki ölçülerle izah edeceksiniz?

Vicdan muhasebesi yapmayı, söyledikleri lafın nerelere kadar gidebileceğini akıl edemeyenlerin, aslında ben öyle demek istememiştim, sözlerim yanlış anlaşıldı, yanlış yerlere çekildi gibi mazeret ve savunmaların ardına sığınmaları, ne etiğe, ne nezakete, ne de insanlığa sığacak davranışlardır!

Neden birilerinin lehinde güzel konuşamıyoruz, neden insanlar hakkında güzel düşünemiyoruz, neden birileri aleyhinde atıp-tutmadan cümleler kuramıyoruz, hiç düşündünüz mü?

Dilimiz, güzel ve doğru konuşanı sevdiğimizi varsın söylesin!

İ

şin içinde dedikodu yoksa, çekiştirme, yakıştırma, sataşma, açık arama, eksik bulma gibi mevzular bulunmuyorsa o konuşmalar kafamızı sarmaz.

Ya esnemeye başlarız, ya uykumuz gelir, yada elimizde ki telefonla oynar dururuz.

Bin kere yanılsak, yanıldığımızı kabul bile etsek, birinin aleyhine oluşan ve gelişen en ufak bir sözü kaçırmamaya özen gösteririz. Ne yapayım elimde değil diyen, o kadar çok tanıdığımız var ki…

İnsan yanıldığını bile bile aynı hatayı yapar mı?

Söz dönüp dolaşıp, insan çekiştirmeye, dedikoduya, senin hakkında şunu dedi, bunu dedi muhabbetine döndü mü, kolaysa tutun o insanları! Hele genç kuşakları!

Günümüzün en aranan insanları, laf taşıyanlar, insanları birbirlerine karşı dolduranlar, muhatabı  duysun, hırsından deliye dönsün, o da bulunduğu yerden, atıp tutsun da, mevzu uzayıp gitsin, gündem oluşsun diyenler! Bunlardan aramadığınız kadar çok!

Bu işten zevk alanlar, bu işi körüklesin diye desteklenenler, bu işi kendisine meslek edinenler var.

Aleyhinde bulunulan haklılığını ispat edene kadar, uğraşsın, çırpınsın, kriz geçirsin, toplum içerisinde itibarını kaybetsin, gözden düşsün hesapları binlerce yıldan beri yapılageliyor.

Bu işin meraklıları, bu işlerin takipçileri ve destekleyicileri su testisinin, su yolunda kırıldığını, bu işin vebalinden kurtulamayacaklarını bildikleri halde, bu işlerden vazgeçemiyorlar.

Toplum, haklı olana, hakkını teslim etme de, geç kalıyor, pişmanlık duyma noktasında tereddütler geçiriyor. Aleyhte de konuşuyor, konuşanı da merakla dinliyor, yanılma umurunda bile değil!

Hz. Pir’in bu alemde ki tek dostu Şems-i Tebrizi bu konuda bakın ne diyor;

“Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.”

Bakmadan Geçme