'Haydi Oğul, Haydi Git Ya Gazi Ol, Ya Şehit!'
'Haydi Oğul, Haydi Git Ya Gazi Ol, Ya Şehit!' - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
İşte adû, karşıda hâzır-silah,
Arş yiğitler vatan imdâdına.
Arş ileri, arş bizimdir felah,
Arş yiğitler, vatan imdâdına!
Cümlemizin vâlidemizdir vatan,
Herkesi lûtfuyla odur besleyen;
Bastı adû göğsüne biz sağ iken,
Arş yiğitler, vatan imdâdına!
(Namık Kemal)
***
■ “Yüksekova İlçesi kırsalında teröristler yola 100 metre aralıklarla tuzakladıkları 400 kilo C-4 plastik patlayıcıyı, Dağlıca Tabur Komutanlığı'ndan operasyona giden iki zırhlı aracın geçişi sırasında patlattı. Saldırıda çok sayıda şehit ve yaralının olduğu belirtildi.
Teröristlerin 400 kiloluk bombayı yağmurlu ve sisli havadan yararlanarak yola döşedikleri ortaya çıktı. Hainler 400 kiloluk patlayıcıyı askeri araçların geçişi sırasında uzaktan kumanda ile patlattı.”
Gazete sayfalarını korkarak açıyor, TV tuşuna çekinerek basıyor, bilgisayarın başına geçip klavlesine endişe ile basıyoruz:
Terör nerelerde yine can/ canlar aldı.
Ortalık kan gölü. Yine analar, babalar, bacılar ve oğullar ağlıyor. Ulusça ağlıyoruz. Şimdi birlik zamanı, şimdi bir ve beraber olmak zamanı. Bu büyük Ulus her türlü zorlukların üstesinden gelir ve gelecektir. Yüce dinimiz de en yüksek makamlardan biri şehitliktir. Vatan için canımızı seve seve feda etmeye hazırız. Ancak, “ölmeyi” değil, yaşamayı yeğlemeli, bunun önlemlerini politik kaygılardan arınarak almalıyız.
---
Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki varlığına son vermek isteyen Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ, Rusya’nın aracılığıyla aralarında anlaşarak, Türkleri Balkanlar’dan atmak istiyorlardı. İşte o günlerde (1913) yazılan ve Bulgarların Müslüman Türklere yaptıkları zulümleri anlatan çavuşun subayına yazdığı mektuptur;
■ “Zabit efendi!.. Kuvvetli düşman müfrezelerinin Gümülcine’ye indiğini, askerimizden bir kısmının çekildiğini ve bazısının da esir edildiğini işittim! Geçen gün dört erle bana teslim ettiğiniz Kuruorman sırtındaki mühimmat deposunu muhafaza ediyorum. Tabiî Gümülcine’yi işgal eden düşman buraya da gelecek! Devletimin ve milletimin nice fedakârlıklarla burada yığdığı bu cephaneyi, sapasağlam düşmana teslim edecek değilim! Buna ne askerlik vazifem, ne de vatan sevgim müsaade eder. Elbette burayı havaya uçuracağım! Fakat o binlerce liranın heba olup gitmesine üzülüyorum. Haydi havaya uçurdum. Sonra ne olacağım? Düşmana esir, değil mi? Biz buraya esir olmak için mi geldik? Milletin paralarını, devletin nâmusunu esaretle ödemek için mi asker olduk? Hayır! Ben bu zilleti kabul edemem...
Bizim idaremiz altında rahat yaşayan vahşî çobanların eline esir düşmek! Aman yâ Rabbî! Bu ne müthiş zillet! Ben bu esirlik zilletine düşmektense bin defa ölmeyi tercih ederim...
“O hâlde ne yapmalıyım? Ben bu cephane deposunun içine saklanacağım. Burayı teslim almaya gelen Bulgarlar, iyice toplanıncaya kadar saklanacağım. Ben de içinde dahil olmak üzere cephaneyi havaya uçuracağım...
Memleketimde bulunan ana ve babama, hanımıma ve çocuklarıma selâmımı yazınız. Seferberlik ilân edildiğinde beni Subaşı’nda, değirmen kenarında uğurladılar. Dediler ki;
“Haydi oğul haydi git!
Ya gâzi ol, ya şehit!”
Cenâb-ı Hak bana şehit olmayı nasip ediyor!
Artık şehit olduğumu bildirin.”
■
Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz. (Bakara, 2/154)
---
Şân-ı vatan, hıfz-ı bilâd û ibâd,
Etmededir süngünüze istinâd;
Milleti eyler misiniz nâ-murad,
Arş yiğitler, vatan imdâdına!
Yare nişandır tenine erlerin,
Mevt ise son rütbesidir askerin;
Altı da bir, üstü de birdir yerin
Arş yiğitler, vatan imdâdına.
(Namık Kemal)
Bakmadan Geçme