'Gülü Gül İle Tartarlar'
'Gülü Gül İle Tartarlar' - Rıdvan Bülbül - Yeni Meram Gazetesi
”GÜLÜ GÜL İLE TARTARLAR”
■ Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Gül alırlar gül satarlar
Çarşısı pazarı güldür gül.
(Seyit Nesimi)
***
Cumhurbaşkanının yaşama veda etmesi, çok yönlü cenaze törenler, bir başka fotoğraf olarak da gülü yeniden gündeme getirdi.
Üstelik Gül Mevsimi içindeyiz. Gül hasadı, 15 Mayısta başlar Haziran ayı sonuna değin sürer gider. Gül sadece görsel olarak yaşamımıza renk katmaz, bir üretim deposudur.
Nefis kokulu lokumlar, reçeller, kozmetik, temizlik ürünleri olarak da karşımıza çıkıyor. Ülkemizin Gül bahçesi Demirel’in memleketi Isparta’dır.
Gül, sevgi, mutluluk, umut, iyimserlik demek. Gül, bir bakıma huzuru, barışı ve kardeşliği birlik ve beraberliği de çağrıştır.
■ Gel, gel, ne olursan ol yine gel.
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!
Gül; Farsça kökenli bir sözcüktür. Tasavvufta Allah'ın birliğinin remzidir..
Gül, kültür, folklor ve edebiyatta önemli yer tutar. Süleyman Çelebi, diyor ki;
“Terlese güller olurdu her teri hoş direrlerdi terinden gülleri.”
Yunus Emre, çiçekle söyleşisinde
Hz. Muhammed’in çiçeklerin değerini öğrenmek ister ve ondan şu yanıtı alır:
Çiçek eydür derviş baba
Gül Muhammed teridir
Fuzuli’nin dizeleri de damardan geliyor;
■ Suya versün bağban gülzârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün-tek verse bin gülzâre su.
■
Şebnem-i gülzar ruhsar-ı Resulullah’tır
Neşr-i ıtrıyle kılar her dem anı iş‘ar gül.
Hz. Ali’nin vefatından önce gül istediği ve gülleri kokladıktan sonra ruhunu Allah’a teslim ettiği söylenir. Anadolu’da kefenle beraber sandıklarda kurutulmuş tomurcuk güllerin saklanması da bir özlem ifadesidir.
Sultan Ahmed hüznünü dile getirir;
■
N’ola tacım gibi başımda götürsem daim
Kadem-i pâkini ol hazret-i şâh-ı Rüsûl’ün
Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir
Bahtiyâ durma yüz sür kademine o gülün.
■
Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe Önümü arkamı bilmiyorum Azaldığını duyup duyup karanlıkta Beni ayakta tutan gözlerinin
(Cemal Süreyya)
Gül’lü dizeler;
■ Güle kıymet verilmezdi
Âşık ve maşuk olmasa.
(
Aşık Veysel)
■ Ey gül, nazirin olmaz idi harın olmasa!
(Riyazi)
■ Har neyler, bülbülü biçareye güldür eden
. (Âşık Ömer)
■ Her sabah başka bahar olsa da ben uslandım,
■ Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım.
(Yahya Kemal Beyatlı)
■ Karaçalıda gül bitmez
. (Karacaoğlan)
■ Ömrünü geçirse de güllerle bahçıvanlar. Bir gülü yeryüzünde gülden güzel kim anlar?
(Faruk Nafız Çamlıbel)
■ Ya kırmızı gülden ayrı yaşamalı, yahut dikenin acılarını hoş görmeli
. (Sadi)
■ Seher yelinden gül perişan olur, odun perişan olmaz.
(Sadi)
■ Senden bilirim yok bana bir faide ey gül
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül.
(Nevres-i Kadim)
■ Şu illerin taşı hiç bana değmez.
İlle dostun gülü yaralar beni.
(Pir Sultan Abdal)
■ Toprakta biten güller solar gider. Gönülde biten güller ise kalıcı ve hoştur.
Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına tac olmaktan iyidir Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa. İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin. Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez
Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur (
Hz. Mevlana)