YAZARLAR

Zimem (Veresiye) defteri!.. - Erol Sunat - Yeni Meram Gazetesi

Ramazan ayı hayır hasenat ayıdır. Sağ elin verdiğini, sol elin görmediği bir aydır. Şu kadar kişiye, şu kadar yardım ettim, erzak paketleri dağıttım, bilmem nerede şu kadar insana iftar verdim diye aile boyu reklam yapanların, çevrelerinde beğeni kazansalar da kamuoyunda hoş karşılanmadıkları bir aydır!

Reklamı yapılan, face’de anında paylaşılan, sağda-solda anlatılan, basına aksettirilen, yardım yapılırken basının çağrıldığı, tanıtım kampanyalarına dönüşmesi için mümkün olan her şey yapılan hayrın, hayırla, yardımla bir alakası olmadığı ve olamayacağı konusunda kimse ikna olmak istemiyor!

 

Herkes öyle yapıyor, bende yapıyorum demek, insanı ne ölçüde kurtarır varın siz düşünün!

Helal olsun adama, şu kadar kişiye şu kadar yardım yaptı diye anılma uğruna yapmayı düşündüğünüz yardımlardan, iftarlardan vazgeçin dense de, kimse bu şekilde anılmaktan ve tanınmaktan kendini alıkoyamıyor!

Yapılan hayır ve hasenatı Rabbimizin bilmesi yetmiyor ki, konu-komşudan itibaren, bütün şehir duysun-öğrensin, hazdan, gururdan, sevinçten ve memnuniyetten ayaklarınız yerden kesilsin,  koltuklarınız kabarsın istiyorsunuz!

Ramazan’ın ilk günlerindeyiz sevgili okurlar. Bu ay, hayır yaparken bile imtihan olunan, imtihan olduğumuz bir ay.

Osmanlı döneminde hali vakti yerinde olanlar, Zimem defteri adı verilen veresiye defteri tutan bakkal, kasap ve manavlara giderler, esnafa  aç şu defteri derler, ilk 20 kişinin borcu neyse tamamını öder geçerlerdi.

Bunu yaparken tek bir şartları vardı. Borcunu ödedikleri insanlar, bu borcu kimin ödediğini bilmeyeceklerdi. İşin en dikkat çeken, dünden bugüne bir ibret vesikası olan tarafı ise, bakkal defterinde ki insanların borcunu ödeyenler, kimin borcunu ödediklerini kesinlikle sormazlardı da, bilmezlerdi de…

Ne zengin gurura kapılır, ne de fakir, borcunu ödediği insanlara minnet duyardı..

Bu incelik, Osmanlının kendine has nezaketinin bir göstergesiydi.

O devrin bakkalları, manavları ve kasaplarının tuttuğu bu veresiye defterlerindeki yığılmış borçlar, hem fakir-fukara insanları büyük bir borçtan kurtarır, hem de esnafın kabarmış veresiye borçları ödenerek, esnafa derin bir nefes aldırırdı.

Osmanlıyı örnek aldık, Osmanlı gibi yaşamaya çalışıyoruz demek marifet değil!

Günümüzde adına veresiye defteri dediğimiz, o devrin zimem defterleri aramadığınız kadar.

Gönül zenginliği ölçüsünde, varın bakalım günümüzün marketlerine, kasaplarına ve manavlarına.

Borcunu aylardır ödeyemeyenleri kişi bazında sorun. İsimlerini merak etmeden, isimlerini bilmek istemiyorum diyerek ve kendi isminizin kesinlikle bilinmemesi şartıyla  toplatın borçların tamamını ödeyin imkanınız nispetinde ödeyebildiğiniz kişinin borcunu! Osmanlıya olan hayranlığınızı ve sevginizi ispat edin haydi!

Neden ödüyorsun, alemin enayisi sen misin,  hayırdır ne oluyor, diye soran halden anlamayan, dost ve arkadaşlarınıza, konunun inceliğini bilmeyen ve anlamak istemeyen esnaflara da, zimem defterinin ne olduğunu, neden böyle yaptığınızı anlatın ki, sizi örnek alıp, ben de şu kadar kişinin borcunu sildim deyiversin o esnaflar, o dostlar ve arkadaşlar!

Yüz kişiye -üç yüz kişiye iftar vereceğinize, onlarca insanın yüzünü güldürüp, bayrama en azından veresiye borcu olmadan girmelerine sebep olursunuz!’

Bizimkisi nihayetinde bir teklif sevgili okurlar!

Elbette kimsenin böyle bir mecburiyeti filan yok!

Ecdad dendiğinde mangalda kül bırakmayanlar, ecdadı en iyi biz biliriz diye hava atanlar, ecdadımızı bizden daha fazla kimse sevemez diye, sevgi üzerinde bile hak iddia edenler, işte size hoş bir Ramazan fırsatı!

Lafla önünüze gelene nizamat vermek kolay,  görelim bakalım elinizle cebiniz arası ne kadar? Bir kilometre mi, bir kaç santim mi?

Bu usul Osmanlıdan kalma bir usul, yardım yapmanın, yardım yapmaya vesile olmanın dünya kadar usulü ve çeşidi var. Yeterki hayır ve hasenata yatkın gönüllere sahip olunsun!

Bütün okurlarımızın Ramazan ayları mübarek olsun!

> Yeni Meram >Yazarlar > Zimem (Veresiye) defteri!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.