YAZARLAR

“Sanki benim mor sümbüllü bağım var, Zemheri ayında canım, gül ister benden.”

***

Durdu durdu da kış, tam zemheride geldi.

Yollar kapanıyor, fırtına ve tipi savurdukça savuruyor, göller, göletler donuyor, eğitim ve ulaşım aksıyor. Ülkem, tam bir kış havası yaşıyor. Doğa yasadır; her mevsimin kendine özgü güzelliği vardır, kimi eksilerine karşın.

Osmanlı Takviminde her ayın adı vardır;

Zehmeri = Ocak
Gücük = Şubat
Mart = Mart
Abrıl = Nisan
Mayıs = Mayıs
Kiraz = Haziran
Herk = Temmuz
Biçim = Ağustos
Harman =Eylül
Cavus = Ekim
Koç = Kasım
Karakış = Aralık
Hz. Adem Havva’yla buluşmadan önce beyaz ı ayam oruncunu iki gün karakışta, bir gün zemheride tutarak üçlemiştir.

Zemheri kış mevsiminin en sert ayıdır;

kışın tam ortası kırk günlük bir dönemdir.

Konya kışa hazırlıksız yakaladı. Belediyeler

ulaşım konusunda yine sınıfta kaldı. Ana caddelere tuz döküldü ancak ara sokaklarla yaya kaldırımları buz pistine döndü. Çoğu yayalar araçların geçtiği yolları yeğleyerek can güvenliklerini riske atmak zorunda kaldı.

***

Zemheriyi, bir kenara bırakarak, bu günlerde şiir ve şarkının sıcaklığında ısınalım. Kış- kar deyince Şevki Beyin hicaz şarkısı beynimin ortasında mıh gibi çakılıp adeta bağdaş kurar;

Kış geldi, firak açmadadır sineme yâre

Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahare

Bari bulayım söyle de sen derdime çare

Ahmet Rasim Bey karlı kış günü tenha bir sokaktan geçerken, don gömlek’ soyulmuş ve sokağa atılmış bir kişiyi görür. Yanına yaklaşınca bunun ünlü müzisyen Şevki Bey olduğunu anlar, sırtına alıp evine götürür. Ne yazık ki Şevki Bey bu olaydan sonra fazla yaşamaz; Gazeteler ölüm haberini şöyle verir;

“Hanende -i Şehir Şevki Bey Cumartesi gecesi, Beylerbeyi ’nde Gümrükçü Rahmi Bey hanesinde kalp sektesinden öldü. Musikide üstad, fakat mest-ü müdam idi.”

Yine Ünlü Müziksiyen Sadettin Kaynak da karlı ve soğuk bir kış günü Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde yalnızlık içinde yaşama veda eder. Safiye Ayla ’nın sesiyle kalplere damgasını vuran nihavent kış şarkısı geçmişe yolculukların mihenk taşıdır;

Bahar bitti güz bitti

Artık bülbül ötmüyor

Yare tel çekem diye

Tel derdim iletmiyor.

Yollar kapandı kardan

Turna gelmez diyardan

Haber çıkmadı yardan

Bu ayrılık bitmiyor.

Tanburi Cemil Bey çalıyor taş plakta;

Birdenbire mes’udum işitmek hevesiyle,

Gönlüm dolu İstanbul ‘un en özlü sesiyle.

Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,

Uykumda bütün bir gece Körfezdeyim artık!

Konya Senatörü “huysuz ve tatlı kadın’ın” şairi Fakih Özlen’nin dizeleri Selâhattin Pınar mahur bestesiyle nostalji ilacı gibi geliyor;.

Yüce dağdan esen rüzgâr, sevgiliye selam götür

Yollarımı kesen rüzgar, sevgiliye selam götür.

BİR DAMLA:

Yalnızlık

Gölgen gibi dir yalnızlık
Susturur gece nin
Karanlığı gibi boş
Zemheri ayı kadar soğuk .
Ah bu yalnızlık
Savurur yücelerden
Kuytu yer ararsın kendine
Yapışmıştır bir kere

> Yeni Meram >Yazarlar > ZEMHERİ ÜZERİNE
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.