YAZARLAR

Ahilik denildiğinde ilk akla gelen isim Ahi Evran’dır. Debbağların yani dericilerin piri olarak bilinen Ahi Evran, toparlayıcı kişiliği, birlik ve beraberlik sağlamada ki üstün yeteneği ile Anadolu’da bütün meslek dallarını bir araya getirmekle kalmamış, asırlar boyu sürecek oldukça sağlam temeller atmıştır.

Ahi Evran, Anadolu’nun halen yaşatılan ve canlı tutulmaya özen gösterilen efsanelerinden biridir.

Yeni yapılan araştırmalar, Ahi Evran’ı bir manada yeniden keşfetmeye yönelik çalışmalar olarak dikkat ve ilgi çekiyor.

Bir efsaneyi nasıl anlatabilirsiniz?

Devrinin Moğol işgaline karşı ölümüne mücadele etmesi, doğru bildiğini Sultanlara ve Emirlere karşı cesurca hiç korkmadan ve yüzlerine karşı söylemesi onun en büyük özelliği olarak anlatılagelmiştir.

Ahi Evran, ömrü boyunca haksızlıklara isyan etmiş biriydi. Moğolların Anadolu’yu işgal etmelerini kabul edemeyenlerin başında geliyordu. Kırşehir’de çıkan büyük Türkmen isyanı Moğol işgaline karşı destan niteliğinde bir başkaldırmadır. Bu isyan Kırşehir valisi Emir Cacabey tarafından oldukça kanlı bir şekilde bastırılmış Ahi Evran ve Mevlana’nın küçük oğlu Alaaddin Çelebi bu ayaklanmada hayatlarını kaybetmişlerdi.

Ahi Evran, Kayseri’den, Konya’ya, Ankara ve Kırşehir’e kadar birçok usta yetiştiren, Ahilik meşalesini her gittiği yerde yakan ve ardına bakmadan doğru bildiği yolda korkmadan, çekinmeden yürüyen gözünü budaktan sakınmayan bir babayiğitti aynı zamanda.

Evhadüddin-i Kirmani’nin kızı olan hanımı Fatma Bacı’nın kurduğu Bacıyan-ı Rum Teşkilatı kadınların halı, kilim, heybe ve çorap gibi sanatları öğrenerek hem sanat edinmelerini, hem de ailelerine madden katkı sağlamalarını zamanımızdan tam sekiz asır önce gerçekleştirmişti.

Ahi Evran’ın bütün sanatkârları toparladığı, bir araya getirdiği, her bir meslek dalını birer çatı altına topladığı, sonra hepsini birden çok daha büyük bir çatı altında toplayarak sanatkârların ve meslek sahiplerinin birliğini, dirliğini, beraberliğini ve kardeşliğini tesis ettiği şehirlerden biridir Konya.

Ahi, kardeş demektir.

Esnaf esnafın kardeşidir. Müşteri ise velinimet. Ahilikte müşteriyi kazıklamak, fahiş fiyatlar söylemek diye bir şey yoktur. Asırlar öncesinin müşteri memnuniyeti bugün hayret edilecek derecede incelik, nezaket ve zarafet içerisinde yerine getiriliyordu.

O devirde, müşteri hizmet alacağı esnafa çok güvenirdi. Bilirdi ki o esnaf hak yemez, makul ölçüler dışına çıkmaz, alışverişinde doğru ve düzgündür. Çünkü o esnaf, hile yapmazdı, yanlış tartmazdı, sözünde dururdu, yüzünden gülümsemesi eksik olmazdı, müşterisinin güven ve itimadına mazhar olan bir yapıya sahipti.

Alışverişlerde komşusunun da gönlünün alınması için, kârından, kazancından vazgeçen insanlardı her biri. Bir dükkandan ihtiyacınızın tamamını alıp çıkamazdınız. Çünkü esnaf, diğer ihtiyaçlarınız için, sizi komşusuna yönlendirirdi.

Ahi cömertti, gani gönüllüydü, eli açıktı. Sofrası meydandaydı, Kapısı ve kalbi ardına kadar açıktı, Misafirperverdi. Dilini yalandan, gıybetten ve iftiradan uzak tutandı. Gözü ayıp aramaz, eli haramdan uzak dururdu.

Ahi; eline, beline, diline, evine, eşine, işine, aşına hakim olandır düsturuna sadık olandı.

Halka hizmeti hakka hizmet bilendi.

Ahiliğin yolu çıraklıktan geçerdi. Kalfa olmak için, çıraklığın bütün imtihanlarından layıkıyla geçilmesi şarttı. Bilinirdi ki, Çıraklık demek hamlık demekti. Dilin, elin, yüzün, gözlerin ne kadar çiğ hali varsa, ustasının yanında bir bir törpülenmesi gerekirdi.

Adaba ve edebe uymayan sözler ve fiiller ustasının yanında son bulurdu. Babası eti senin kemiği benim sözüyle teslim ettiği çocuğunu usta adam etsin, sanat öğretsin, bir meslek sahibi yapsın diye teslim ederdi. Ustalar baba gibiydiler. Babalara gösterilen saygı neyse ustalara gösterilen saygı aynıydı.

Usta, çırağı kendine getiren, kendini bulduran, oldurandı. Çırak gözü açık, söz dinleyen, ustasının ne yaptığını iyi gözleyen ve takip eden biriyse, sanatı kapmaya başladı, diğer arkadaşlarının arasından sivrilerek, dikkatleri üzerinde toplayanlardan oldu denirdi.

Ahilikte hasetlik, fesatlık ve kıskançlık yoktu. Ancak imrenmek vardı. Yarış efendilikte, dürüstlükte ve yaptığı işe verdiği emek, gayret ve döktüğü alın terindeydi.

Göze girmek; şikayet etmede, kim ne söylüyor diye yetiştirmede, onu-bunu çekiştirmede değildi. Böyle davranışlar, çıraklığın sona ermesi, sen ne bize, ne de bu işe yakışırsın şeklinde ifadelerle çıraklığın sona ermesi, hatta bir daha bir başka sanat öğrenmeye de engel olabilirdi.

Bütün bu imtihanlardan başarıyla geçen, ustasının takdirini kazananlara ustasının artık çıraklık bitti, bundan böyle kalfamsın dediği, kalfalık dönemi başlardı. Kalfalık hamlığın bittiği, pişmeye başlanıldığı bir dönemdi.

Ömür boyu kalfa olanlar, kalfa kalanlar, ustalığa geçemeyenler, isimlerinin arkasına eklenen “kalfa” kelimesi ile anılırlardı.

Kalfalık, işin inceliğini öğrenme, o meslek yada sanat dalında pişmek anlamını taşırdı. Ustasının kolunun desteği, sağ kolu, her nereye gitse yanından ayırmadığı gençlerdi kalfalar.

Kalfa iyice piştiğinde, ustası onu, mesleğin en ünlü ustalarının huzurunda imtihana tabi tutulması sağlar, genç kalfa bu imtihandan geçtiğinde, kendi eliyle meslek dalını ifade eden kuşağını bağlar ve genç kalfa usta olurdu.

Usta demek yeni bir dükkan açabilme hakkına sahip olmak demekti. Genç usta, her sabah kendini yetiştiren ustanın dükkanına uğrar, elini öper ve onun hayır duasını almadan dükkanını açmazdı.

Ustasının tartışmasız öz evlatlarından ayırmadığı yakınlığına benzeyen bir yakınlık vardı. Bu yakınlık mesleğe bağlanmak, mesleği sevmek, ustasını her vesile ile anmak, vefat ettiyse onu hayır dua ile yad etmek şeklinde devam ederdi.

*/*/*/*/*

Çırak-kalfa ve usta hiyerarşisinin bozulmadan günümüze kadar intikal etmesinin temelinde bu sağlam ahi geleneği vardır.

Çünkü, Ahi’nin yol haritasında, iyi, doğru ve güzel en önemli kilometre taşlarıdır.

Bugünün esnaflarının Ahilikten alacağı ve çıkaracağı çok dersler olmalıdır. Konya Ahilik merkezlerinden biridir. Esnaflar ve meslek erbapları, Ahiliğin ilk zamanlarında da vardı. Ahi Evran’ın yaktığı meşale, Konya’da da bütün esnafı aydınlattı.

Esnaf ve Sanatkarlar Birliğimiz 50 bini aşkın esnafı bir çatı altında bulunduruyor. Ticaret Odamız, Sanayi Odamız, Ticaret Borsamız, iş adamlarımızı çatısı altında bulunduran mesleki teşekküllerimiz ve odalarımız bir hayli fazla.

Sekiz asır öncesinin Ahi teşkilatlarının geleneklerini sürdürüyorlar. Bu geleneklerin sadece bir anma haftası olarak değil, ruhuyla, özüyle, uygulama biçimleriyle, fiyatlandırmalarla, tavırlarla ve duruşlarla da ayakta tutulması gerekiyor.

Zaman Ahi Evran’a kulak verme zamanı. Çünkü, Ahilik lafla değil, icraatla kendini belli eden bir yoldur!

Bugünün Ahilerinin Ahilik haftalarını kutluyorum!

> Yeni Meram >Yazarlar > Zaman, Ahi Evran’a kulak verme zamanı!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.