YAZARLAR

Sene sanırım 1972 idi. Rahmetli Tarih Hocam Kahramanmaraşlı Lütfi Ernur, Türk Tarihi dersinde, devletlerin hayatından bahsederken, “ Çocuklar dedi, biz Türk Milleti olarak 17 büyük devlet kurmuş bir milletin çocuklarıyız. Türkiye Cumhuriyeti bu yıl itibarıyla 49 yaşında. Devletlerin hayatı, insanların hayatına benzer. Bu yaş devletler için çocukluk yaşıdır. Yüz yaşına geldiğimizde delikanlı çağımızda olacağız, gözünü budaktan sakınmayan çağlardır o çağlar, tıpkı sizin yaşlarınız da olduğu gibi. Hele o yaşlara kazasız belasız bir erişsin Türkiye Cumhuriyeti, ondan sonra görün siz Türkiye’yi!”

Mekanı cennet olsun, Lütfi Hocam Türk Milletinin kurduğu 17. Devlet olan Türkiye Cumhuriyetini anlatırken gözleri dolan bir insandı. Türkiye Cumhuriyetinin Selçuklu gibi, Osmanlı gibi uzun ömürlü olmasının duacısıydı.

Onun bize anlattığı şerefli Türk Tarihini, Türkiye Cumhuriyeti kuruluncaya kadar yapılan İstiklal mücadelesini ve Türkiye Cumhuriyeti tarihini, bizde öğrencilerimize Türkiye’nin değişik köşelerinde girdiğimiz Tarih derslerinde hocamızı yad ederek, yıllarca anlattık.

Türkiye Cumhuriyetinin 49.yılında Üniversite öğrencisiydim. Bu tarihin üzerinde tam 41 yıl geçti, Türkiye Cumhuriyeti bugün 90 yaşında.

2023 yılına yani Türkiye Cumhuriyetinin 100.yılına büyük projelerle ve hedeflerle yürünüyor.

Yüzüncü yıla on yıl kaldı.

Etrafımızda kan ve barut kokuları var. Vahşet, kin, acımasızlık, merhametsizlik kol geziyor. Gerek yaşadığımız coğrafya, gerekse aynı kaderi paylaştığımız komşu coğrafyalar üzerinde planları olan olana. Kaç parçaya bölündüklerini kendileri bile bilmeyen Irak ve Suriye’nin hazin hali ortada. Arap baharının bahar rüzgarları estiremediği Mısır ve Libya gibi ülkelerde durum ortada. Ortadoğu hergün patlayan bombalar, değişen sınırlar, neredeyse hergün el değiştiren kasaba ve kentlerde savaşın acılarını ölümüne yaşıyor.

Aynı dinin mensupları birbirini boğazlıyor. Tıpkı Avrupa’da yaşanan yedi yıl, otuz yıl ve yüz yıl savaşları gibi!…

Demokrasi bu devletlerin semtine hiç zaman uğramadı. Kurdukları Cumhuriyetler, Krallıklardan sonra kurulduğu için sadece adı cumhuriyetti. Hep bir diktatör tarafından yönetilmeye adeta mahkum edildiler. Ne akan kan durdu, ne de gözyaşları dindi bu coğrafyada.

94 yıl önce Sevr sonrası, 19 Mayıs 1919 tarihi ile başlatılan işgal altındaki vatan topraklarının kurtarılma mücadelesi denen Türk İstiklal mücadelesi üç buçuk yıldan fazla sürdü.

Anadolu’nun işgali ile başlayan işgalcilere karşı koyma, karşı durma, var olma-yok olma ve ölümüne mücadele sonrasında kurulan bir Cumhuriyet’te yaşıyoruz. Bu mücadelenin değerini 90 yıl sonra, o mücadeleleri yaşamamış, işgalcilere karşı koymamış, yaşadığı şehirde düşman çizmesi görmemiş bizler maalesef yeteri gibi anlayamıyoruz. Anlayamadığımız gibi, tarihten anlayan, anlamayan bir çok kişinin laf ve sözlerini işimize ve yetişme tarzımıza göre değerlendirip, üzerine ahkamlar kesiyoruz!..Milli heyecanları ve hassasiyetleri ayakta tutmak gibi, Cumhuriyetin ilk on yılında gösterilen bir çalışma ve çaba içinde de değiliz!…

Milli Bayramları folklor gösterileri, halat çekmek, çuval yarışı yapmak, palyaço gösterileriyle kutlamak gibi bir girdabın içine atıp, o girdabın içinde döne döne nasıl kaybolduğunu seyrediyoruz.

Cumhuriyet Bayramı, devlet görevlisi olarak çalıştığımız yıllardan itibaren devlet bayramı olarak kutlanmıştı. Cumhuriyet Bayramının ayrı bir havası ve ağırlığı vardı.

2023 yılına doğru giden Türkiye’nin sağlam projelerinin yanında taçlandırdığı bir Cumhuriyet heyecanı olması gerekmez mi? Cumhuriyet heyecanlı, coşkulu, şevkli, gayretli, cesur yürekli, korkusuz, milli ve manevi duygularla dopdolu insanlar tarafından hayata geçirilmişti.

Ortadoğu’daki bütün devletlerin ve adı cumhuriyet olan rejimlerin hayranlık duyduğu bir demokrasi havasının olduğu bir Cumhuriyet, Türkiye Cumhuriyeti.

Türkiye Cumhuriyeti, Türk devletinin kimyasına en uygun bir rejim olarak kabul ve itibar görüyor, örnek alınması tavsiye ediliyor.

2023’e doğru giderken hepimizde bir coşku ve heyecan daha şimdiden olması gerek. Türkiye Cumhuriyetine sahip çıkmamız onu her türlü saldırıdan korumamız ve yüceltmemiz her birimiz için bir görev olmalı.

Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının önderliğinde, aziz şehitlerimizin ve bugün için hiçbiri hayatta olmayan gazilerimizin önce düşman işgalinden kurtardığı sonra da elbirliği ile Türkiye Cumhuriyetini inşa ettiği vatan toprakları üzerindeyiz.

Hepimiz Türkiye Cumhuriyetinin çatısı altında toplandık. Bu Cumhuriyet bizi okullarında okuttu. İş verdi. Meslek ve makam sahibi yaptı. Bu Cumhuriyete olan borcumuz lafla ödenmeyecek kadar çok!..

Türk Milleti gönlü ve sabrı geniş bir millettir. Ancak nankörlüğü, nalıncı keseri gibi kendine yontanı, emanete hıyanet edeni, kendini arkadan vurmaya niyetleneni affetmez. Merak eden, Türk Tarihini açar, bakar, okur!…

Mazlumun elinden tutan, çaresiz ve kimsesizin yanında olmayı şiar edinen yüce bir ahlaki yapısı vardır Türk Milletinin. Bu özellik Türk Milletinin dışında neredeyse hiç bir millette yoktur.

Beş bin yıllık bir tarihe sahip Türk milleti, Çin Denizinden, Adriyatik sahillerine kadar uzanan coğrafyada uzun ömürlü devletler kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti de bu devletlerin bugün için 17.cisi olarak dünya sahnesindedir. Tarih boyunca Türk Milletinin kurmuş olduğu her devletle uğraşanlar çıkmıştır.

Milli şair, beş dönem Milletvekili, Türk Ocağının kurucusu ve ilk Genel Başkanı Mehmet Emin Yurdakul, İstanbul’un işgalinden sonra Mayıs 1919’da Sultanahmet Meydanı’nda düzenlenen mitingde sarf ettiği şu sözleri ile ünlüdür:

“Demir ve ateş; kardeşler ben bunlarla hiçbir vatan ve ırkın öldüğünü işitmedim. Şerefli bir tarih ve medeniyete, sağlam bir fazilet ve ahlâka, zengin bir şiir ve edebiyata, dinî ve millî ananelere, ırkî ve vatanî hatıralara mâlik olan bir milletin mahvolduğunu tarih göstermiyor…”

Mehmet Emin Yurdakul’un “Cenge Giderken” adlı şiiri de Türk Milletini yüreklendiren, cesaretlendiren ve ruhunda fırtınalar kopartan dizelerle örülüdür.

Bakın ne diyor Milli Şair Yurdakul;

“Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur; /Sinem, özüm ateş ile doludur. / İnsan olan vatanının kuludur./ Türk evladı evde durmaz giderim.

Muhammed’in kitabını kaldırtmam; / Osmancık’ın bayrağını aldırtmam; / Düşmanımı vatanıma saldırtmam./ Tanrı evi viran olmaz, giderim.

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 90. Yılı ve Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun sevgili okurlar.

> Yeni Meram >Yazarlar > Yüzüncü yıla on yıl kaldı Türkiye’m!…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.