YAZARLAR

Yıllar öncesi kimsenin aklında fikrinde bile yokken ilk gündeme getiren biri olarak Yüksek Hızlı Tren seferlerinin başlamasına ne çok sevinmiştim. Maalesef sevincim, sevincimiz kursağımızda kaldı. Hızlı tren konusunda tam bir atraksiyon yaşanıyor.

Atraksiyonun sözlüm anlamı: Eğlence yerlerinde yapılan müşterileri oyalayıcı, eğlendirici, ilgi çekici gösteridir. eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteridir. İngilizcesi; attraction, Almancası, die attraktion, die anziehung, das zugstück.

Haşaaa! Gazino, bar vb. yerlerde değil de YHT’ de yaşanan eğlenceli gelişmelere vurgu yapmak istiyorum.

Seferler önce çoğaltılıyor, sonra da azaltılıyor. Hız ise öngörülenlerin çok altında kaldı. Hiçbir gün tam isabet olmadı. Çetin kış koşullarında Konya-Ankara arası

4 saati bile buluyor; bunun neresi hızlı?

İkide bir sefer sayısı ve hareket saatlerini değişip durduğu için de neresi yüksek? Şu an ki koşullarda Trendeki yüksek ve hızlı sözcükleri silip atmak gerekir. Kala kala bir “tren” sözcüğü kalkıyor ki;

Yüksek değil, hızlı değil bu

ne mene trendir, gardaş!

İşe önce Türk gibi başlıyoruz; bir görüşe göre İngiliz, bir görüşe göre de Fransız gibi devam ettiremiyor ve maalesef Almanlar gibi de bitiremiyoruz.

Bütün bu istenmeyen gelişmelerin temelinde alt yapı ve vagonlara ilişkin yetersizlikler vardır. Bekleme salonu hiç de yakışmıyor. Dar mı dar, bekleyenler nefes almakta hayli zorlanıyor. Konya- Polatlı, Sincan- Ankara Garı arasında sorun var. Hızlı tren, aceleye getirilmiş, alt yapı tamamlanmadan seferler başlatılmış bu nedenle de imajda karamsar bir görüntü oluşmuştur. Sevinçliydik ve yazmıştık da:

Artık Konya Ankara’nın, Ankara’da Konya’nın bir Mahallesi sayılmalıdır!

Şimdi filmi geri sayıyoruz;

Konya ayrı, Ankara ayrı kent, eskiden olduğu gibi komşu kent!

Ben YHT’ni arıyorum, gözlerim kapalı, açık; kadın-erkek, memur- öğretim

üyesi öğrenici, genç-yaşlı, işveren- işçi toplumun tüm katmanlarındaki bireyler de

hep yüksek ve hızlı trenlerini arıyorlar.

YHT gerçeğinden sıkılanlar için, iki yıl önce kaleme aldığım yazımdan bir bölüm;

Konya-Ankara Hızlı Tren Projesi girdi düşlerimize. Hızlı tren, hızlanmış tren oldu yeni bir projeyle gündeme oturdu.

Şair olup da, trenden ve onun kimi zaman hüzünleri, kimi zaman sevinçleri çağrıştıran sesinden esinlenmeyen var mıdır?

Türk edebiyatını tren üstüne yazılmış nice şiirler süslüyor. Öncelik kendi şiirlerimden; ;

“Altmış iki tünelden geçtim Muşa kadar

Altmış iki defa seni yaşadım.

Daha çok istiyor sevdiğini

Daha çok özlüyor, daha çok seviyor insan

Bir tünelden geçtiği zaman.”

“Düşlerimde Memleketim şiirimden;

“Islak demiryolları girdi düşlerime,

Trenler geldi geçti ötüşerek bi-düzen.

Kurtalan’dan bindim kara trene,

Önce kapısını, penceresini kucakladım,

Bir sevinç vardı içerimde, şarkıya benzer.”

Trenli şiirlerime devam ediyorum;

“Bu ayrık otlarının hüznü, bu zenci gece

De.. bulutlara birem birem yağsın.

Ağlasın dumanlı başın gözlerimce

Dağlar içinde bir garip dağsın,

Trenin yok, umudun yok

Ko.. beni Nemrut Dağı..”

BİR DAMLA:

SON İSTASYON

Bir tren sesi duysam;

Hasretlik bitti diyeceğim.

Giden trenin içinde ben olsam,

Son istasyona kadar gideceğim.

> Yeni Meram >Yazarlar > YÜKSEK DEĞİL, HIZLI DEĞİL BU NE MENEM TRENDİR GARDAŞ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.