Önce bir saptamayı dile getirelim;
Her yıl 24 Nisan’a doğru hep aynı sıkıntı soru ve sorgularla karşı karşıya geleceğiz.
Neredeyse bu sıkıntı bir gelenek haline geldi, öncelikle bunu temelden aşmak gerek
Soykırım tasarısının Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde Başkan Berman’ın da özel çaba ve taktikleriyle tek oy farkıyla kabul edilmesinin içte ve dışta yankıları ve yorumları devam ediyor.
Konuya ilişkin öylesine değişik değerlendirme ve senaryolar var ki...
Başbakan ve iktidar sözcüleri baskılara kulak asmayacaklarını açıklarken, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da “baskıya boyun eğmeyiz” diyor.
CHP Genel Başkanı Baykal, Ermeni Protokolü’nün Meclis’ten hemen çekilmesini istiyor; dış politikada uzman Onur Öymen, Baykal’ın değerlendirmesini destekliyor ve sözlerine açıklık getiriyor;
“Hükümet Ermenistan ile imzalanmış protokolü TBMM’den geri çekmeli... Somut bir tepki ortaya koymalı. Şu ana kadar somut bir tepki yok.” Kimi çevreler soruna daha değişik bir açıdan yaklaşıyor;
“Aslında Ermenistan işinde kendi kendimizi köşeye sıkıştırdık. Protokole Karabağ şartını koymadan TBMM’den geçirme sözü vermek baskıya davetiye çıkarmaktı ve bu şekilde imzalamak bizatihi baskıya boyun eğmekti.” Bundan sonra olaylar nasıl gelişecek, bu sorunun yanıtını kuşkusuz hemen aramalı ve bu arada kimi yansımaları dikkate almalıyız;
■ ABD baskıyı sürdürecek. Tasarının Temsilciler Meclisi’nin gündemine alınmasını istemiyorsanız protokolü onaylayın ; onaylamazsanız Temsilciler Meclisi ve Senato’dan geçer tehdidinde bulunacak.
■ Türkiye lehine hareket eden temsilciler
1915 olayının ‘soykırım’ olduğuna inanıyor, Türkiye’nin stratejik önemi dolayısıyla lehimize davranıyorlar. Yani ‘entelektüel faktör’ aleyhimizedir. ■ Obama ‘denge’ siyaseti yaptı, Türkiye lehine müdahale etti ama son anda! Gül’e telefon açarak “Protokolleri hızlandırın” dedi. İki tarafı da idare etti! Obama’nın böyle davranmasında iç politika hesaplarıyla birlikte stratejik ve ‘entelektüel’ faktörler etkili oldu. Bayan Clinton daha samimiydi. ■ Sürekli Türkiye’yi destekleyen Yahudi lobileri bu kez pasif kaldı. Erdoğan ünlü “one minute” çıkışını bu tutumlarında en önemli etkendi.
■ Lobi çalışmaları sırasında Azerbaycan da pasif kaldı. Bu geri çekilmenin, Karabağ sorunu çözülmeden Ermenilerle imzalanan protokole karşı içgüdüsel bir tepkidir.
Olaya değişik açıdan bakan uzmanlar var. ■ Soykırım tasarıları 2000, 2005 ve 2007 yıllarında komitelerden daha yüksek oylarla geçmişti. Farkı tek oya indirmek, Türkiye açısından başarı sayılmalıdır. Üstüne üstlü tasarı belki de Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na gitmeyecek, ‘kadük’ kalacak. Sonuçta, stratejik konumun yanında, Ermenistan’la imzalanan Protokoller’in Türkiye’nin elini güçlendirdiği anlaşılıyor. Örneğin, Bn. Clinton tasarının rededilmesi konusunda uğraş verirken isterken bu faktörü özellikle vurguladı.
...
Türkiye -Ermenistan ilişkilerinin normalleşme süreci Ermenistan Anayasa Mahkemesinin şok kararıyla zaten çıkmaza girmiş, Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan aşağı yukarı belli olmuştu. ■ Ermenistan Anayasa Mahkemesi bütün protokolleri değiştirdi, kazançları ortadan kaldırdı. Türkiye buna karşı Protokoller’in sakatlandığını, yürümeyeceğini açıkladı. Şimdi “Protokoller’i onaylayın” diye baskılar geldiğinde, Türkiye bu şekilde “Protokoller’i sakatlayan kuşkusuz Ermenistan Anayasa Mahkemesi’dir”, önce onu düzelttirin diye karşılık verecek. ■ Türkiye, ABD, Rusya ve Fransa başta Karabağ sorununda çözümlenmesi için de Ermenistan’a baskı yapılmasını isteyecek. ■ Ermenistan Anayasa mahkemesinin kararıyla protokoller, zaten sakata gelmişti,
şimdi de çökmeye doğru hızla yol alıyor. Anayasa Mahkemesi, Bağımsızlık Bildirisi’ne atıfla diyor ki;
“Soykırım, tartışılamaz!”
Oysa, Türkiye, Protokoller’deki “Tarih Komisyonu” ile soykırım iddiasının tartışmaya açılacağını belirtiyordu. ■ Mahkemeye göre iki ülke arasında sınır çizen anlaşmalardan sadece 1990 sonrasında imzalananlar geçerli olabilir! Ne var ki, 1990 sonrasında öyle bir anlaşma yok! Böylece Mahkeme Kars ve Moskova anlaşmalarını ve mevcut sınırı geçersiz sayıyor, toprak istemini de bir başka üslupla yineliyor!
Soykırım tasarısının Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde tek oy farkıyla kabul edilmesi üzerine önümüzdeki günlerde
yoğun bir diplomatik savaşın başlaması olasıdır. Özellikle ülkemiz, uluslararası topluma tezlerimizi ikna edici argümanlarla anlatabilmek için bir fırsat yakalamıştır.
Ermenistan Başbakanı Tigran Sarkisyan parlamentoda yaptığı konuşmada dedi ki;
“Ermenistan Cumhuriyeti, Sovyet Ermenistan’ından miras kalan sınırı fiilen ve hukuken tanımaktadır!” Türk teziyle örtüşen bu sözler konuyu saptıranın Ermenistan Anayasa mahkemesi olduğunu somut ortaya koymaktadır.
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi bir oy farkıyla kararını verdi, konu kapandı mı? Asla hayır! Türk diplomasinin şimdi etkin şekilde harekete geçmesi gerekir.
Satranç oynarcasına, taşları kullanarak dünya kamuoyu karşısına çıkmalıyız.
Suskun kalamayız. Bu bir diplomasi savaşıdır ve bizim elimiz daha güçlüdür.
Atalet yok, pusmak yok, eğilmek yok, yan gelip yatmak hiç yok... Yola devam!
...
BİR DAMLA;
SİYASET
Bir siyasetçiye de sorsalar; - Ne zaman başladınız nutuk söylemeye? - Kürsüye çıktığımda. - Ne zaman başladınız kürsüye çıkmaya? - Ülkeye hizmet etmeye başladığımda. - Ne zaman başladınız ülkeye hizmet etmeye? - Kürsüye çıktığımda. |