Gündem yoğun olunca haliyle bazı ayrıntıları, daha sonra işlemek zorunda kalıyoruz.
Bir ay kadar öncesi…
Merkez belediyelerden birinin töreni var.
Siyasetin önde gelen isimleri ve belediye başkanları orada.
Sırayla protokol konuşmaları yapılıyor.
Kürsüdeki belediye görevlisi, eski Türk filmlerinden çıkıp gelen tonlamasıyla konuşmacıları, sahneye davet ediyor.
Ve şöyle bir anons:
“Selçuklu’dan sonra Konya’ya en çok yatırım yapan belediye başkanını sahneye teşriflerini arz ederim.”
Sonrası malum; alkış, tufan…
***
Sahneye çıkınca; düzeltmesini bekledim.
Düzeltmedi!
Zihniyet bu… Yer, zaman, makam ve mevki…
Hiç fark etmez.
Biri çıkar, dili sürçse de haşa “peygamber” demeye kalkar, öbürü “padişah” yapar, bir diğeri de Selçuklu ile bugünü kıyaslar…
Ankara’da öyle, Konya’da böyle…
“Yanlış mı duydum”, “Yanlış mı duyduk”, “halüsinasyon mu?”
Hiçbirisi değildi.
Kime sorduysam; doğruladı.
***
Hiç üşenmedim; Ankara’da bulunan ve Konya’yı yakinen tanıyan ünlü bir tarihçiyi aradım.
-Hocam, Selçuklu’dan günümüze kadar yapılan yatırımları gösteren vesikalar var mıdır? Nerede bulabiliriz?
Şaşkınlığını gizleyemeden nedenini sordu. Olayı anlatınca ilk ağzından dökülenler şöyle:
-Bırakın devletle karşılaştırmayı, Konya’dan sorumlu devlet görevlisi ile bile karşılaştırma yapılamaz. O dönemde yapılan hanlar, hamamlar, kervansaraylar gibi tüm halka yönelik yatırımlar, ya şehrin sorumlusu tarafından ya da zengin tüccarlar tarafından cepten harcanarak yaptırılırdı. Konya’da gördüğünüz tüm eserler öyledir. Sizin başkan, cebinden bir çivi mi çakmış ki, o dönemle kıyaslanıyor.
***
“Kendi cebinden yaptırmasa da, kamu kaynakları ile yaptırıyor olamaz mı? Bu haliyle bile yatırımları ölçemez miyiz” diye lafa girdim.
Devam etti:
-Tarih boyunca medeniyet, büyük ilerleme kaydetmekte ve bilhassa binalar inanılmaz boyutta yükselmektedir. Buna rağmen eskiden yapılanları küçümsemek ve şimdikilerle karşılaştırmak mümkün değildir. Sizin şehri ele alacak olursak; çok yüksek binalar dikilmekle beraber, yerli ve yabancı ziyaretçiler Kulesite’yi, Bosna-Hersek Mahallesi’ndeki apartmanları, belediye binalarını değil, Mevlana Türbesi’ni, İnceminare’yi, Karatay Medresesi’ni, Sırçalı Medrese’yi, Sahib Ata’yı, İplikçi Camii’ni, kümbetleri, Horozluhan’ı, Zazadin Hanı’nı ziyaret ederek karşıdan seyretmekte ve zevk almaktadır. Son gelişimde gördüm; modern bir bina olan Karatay Belediyesi’nin hizmet binasını, bugüne kadar uzaktan huşû içinde seyredip, önünde fotoğraf çektirene hiç rastladın mı? Kısacası, şehre yapılanları bin yıl öncesiyle mukayese etmek, elmalarla armutları karşılaştırmak kadar abestir…
***
Keşke kıyaslayabilseydik…
Belki not kağıdına aldığım birkaç kıyaslama cümlesini sizlerle daha rahat paylaşabilirdim:
Mesela; Çatalhöyük’ten beri havası en kirli şehir.
Ya da, velespit, icadından beri en çok tercih edilen ulaşım vasıtası olmasına rağmen, velespite binmenin en tehlikeli olduğu il.
Veya çok geniş bir alana yayıldığı halde her şeyi bir merkeze yığan ve çıfıt çarşısı haline geldiğinden, merkezde araba koyacak otoparkı olmayan şehir.
Şu da olabilir:
İlgisizlikten, Süper Lig’e çıkmış futbol takımını, göz göre göre küme düşmesine seyirci kalan şehir.
Ya bu:
Eski Yugoslavya’dan sonra en eski tramvay işleyen şehir…
Sonuncusuna gelince:
Alaeddin Keykubad’dan beri en çok borçlanan şehir…
***
Borçlanmak dedim de şunu yazmazsam ölürüm…
Dün okudum galiba.
Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tahir Akyürek, belediye bütçesinin yüzde 70’ini yatırımlara ayıran örnek bir şehir olduğunu, sağlam bir mali yapısının bulunduğunu, sürekli gelir ürettiğini ve belediyenin hiç kimseye borcu olmadığını söylemiş.
Sayın Başkan, belediyenin hangi dönemini kast ediyor bilmiyorum ve bu rakamları neye göre verdi.
Ancak izin verirseniz kısaca; 3 ay önce kaleme alınmış resmi evraktan birkaç satır cümleyi sizinle paylaşmak istiyorum…
Hadi daha açık yazalım; teftiş raporundan…
***
Bütçe rakamları, gerçekleşme oranları ve “gerçekçi bütçe” hazırlanmasına ilişkin uyarıyı; iki hafta önce aktardığım için bir kez daha yazma ihtiyacı hissetmiyorum…
Rapora göre, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin öz gelirlerinin toplam gelirlere oranı 2006’da yüzde 51, 2007’de yüzde 47 ve 2008 yılında yüzde 52 olmuş.
Daha da önemlisi; belediyenin borçlarını ödeyemez hale gelebileceğinin uyarısını yapan şu cümle oldukça önemli:
“Belediye borçlarının ödenemez duruma gelmemesi için harcama kalemlerinde, özellikle de cari harcamalarda tasarruf yapılması, yeni borçlanma yapılması halinde 5393 Sayılı Kanun’un 68. maddesi ile getirilen sınırlama ve prosedüre göre iş ve işlem yapılması sağlanmalıdır.”
Sonuç olarak bu tablodan benim çıkardığım; “sağlam mali yapı” ifadesi oldukça zorlamadır.
***
Yatırımlara gelince;
2006’da yatırımın payı yüzde 41, 2007’de yüzde 49, 2008’de yüzde 49 ve 2009’da yüzde 42 olmuş.
Sayın müfettişlerin iki cümlesini aktarmakla yetineceğim:
“Konya’da yatırım harcamalarının bütçe içerisinde ağırlıklı olarak arttırılması elzemdir. Bu nedenlerle daha fazla yatırım için bütçede yatırım harcamaları payının arttırılması için gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalıdır.”
***
Borç meselesi…
İller Bankası’na toplam 59 milyon 994 bin TL borç var.
Raylı sisteme 3 milyon 859 bin TL.
“Başka borcu yok mu?” diye sorarsanız…
Firması çok zor durumda olan birini tanıyorum.
“İnsan içine çıkacak halim kalmadı, intihar edeceğim” diyor.
Röportajı hazır; bekliyoruz…
Korkmayın!
Şaka, şaka… |