YAZARLAR

Osmanlı’nın Sivas Valisi Halil Rifat Paşa, Sivas’ın yollarını açan, halkın önüne düşüp, ilk kazmayı bizzat kendi vuran ve ” Gidemediğin yol senin değildir” sözünü günümüze taşıyan ünlü bir Vali.

Daha sonra İzmir Valiliği de yapan Paşa’nın adı, İzmir’de Halil Rifat Paşa diye bir semte de verilmiş.

Rahmetli Halil Rifat Paşa böyle bir söz söylerde onun izinden başka sözler söylenmez mi?

Köşe yazarları için geçerli bir versiyonu belki de, söylenmiş ve de yazılmış olabilir. Öyle bile olsa tekraren ” Yazamadığın yazı senin değildir” diye bir başlangıçta acizane bendeniz yapayım da, hem rahmetliyi anmış olalım, hem de yazımıza bir yol açalım.

5 Ekim 2013 Cuma günü Dedeman’da düzenlenen “Medya ve İletişimde Tecrübe Paylaşım Günleri” başlıklı program basınımızın güzidelerini bir araya topladı.

Köşe yazısı yazmaya başladığım 1999 yılı sonlarından bu yana, Konya basınına kürsülerden hemen her konuşmacının hitap şekli olan “basınımızın güzide mensupları” hitabı ile bugünlere kadar geldik.

Basınımızın güzideleri davetlileriyle birlikte tam kadro oradaydılar.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü sayın Mehmet Atalay’ın Anadolu Basınına gösterdiği ilgi, yakınlık ve vermiş olduğu destek hem gözlerden kaçmadı, hem de büyük sempati topladı.

Atalay, konuşmasının bir bölümünde, “ Basın mensubu arkadaşlarımızın yarınlara gerçekten iyi hazırlanması ve sorunlarının en aza indirilmesi lazım. Daha iyi maaş alıp, daha iyi araç-gereçle çalışmaları, yaptıkları haberlerin daha iyi kağıda basılıp daha çok yere ulaşması lazım. Birebir Anadolu basınıyla çalışalım ki merkez medya olsun. Anadolu basınından yeni yıldızları medyamıza kazandırmamız lazım. Bu vesileyle toplantıyı düzenledik.” dedi.

Günün en anlamlı, en kapsamlı ve en dikkate değer sözleriydi kurduğu cümleler.

Bu cümleler bir çok yarayı depreştirdi.

Genel Müdür Atalay, Anadolu basınında yer alan gazete sahiplerine seslendi aslında.

O seslenirken aklımıza, ister istemez onun söyledikleriyle örtüşen bir çok soru geldi.

Mesela…

Basın mensuplarının yarınlara hazırlanması konusunda gazetelerimizce neler yapılıyor?

Sorunlarının en aza indirilmesi noktasına ne kadar dikkat ediliyor?

Daha iyi maaş almalarını karara ve bir esasa bağlama konusunda somut adımlar atılması düşünülüyor mu?

Yaptıkları başarılı çalışmalar sonrasında, takdir ve teşekkür hislerinin arasına ısrarla maddi mükafatlar, maddi teşvikler eklenmeyen, sözle takdir etmenin lütuf gibi sunulduğu davranışlarla, Anadolu basınından yeni yıldızlar doğar mı, diye düşünmekten kendisini alamadı bir çok kişi.

Bundan yaklaşık on sene kadar önce, “ Anadolu Basınında yazmak bedavaaaaa!…” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Alaylı muhabirlerin nasıl zor şartlarda yetiştiğini ve onlara verilen ücretlerin ne kadar düşük olduğunu örneklerle anlatmaya çalışmıştım.

Bu yazının o günlerde bir çok gazete sahibinin hoşuna gitmediği söylendi tarafıma!…

Ardından, on gün kadar da, hiçbir yazım yayınlanmadı!…

Elbette o günün şartları çok daha kötüydü.

Niyetim dünde, bugünde ne kimseyi üzmek, ne de kırmaktı.

Herkesin bildiğini, konuştuğunu, dillendirdiğini yani bilineni paylaşmaktı.

Genel Müdür Atalay’da aynısını yaptı.

*/*/*/*/*

Madalyonun diğer tarafını çevirdiğinizde ise şöyle bir manzara ortaya çıktı hep. Yazdığımız ve haber yaptığımız gazeteler, bizim gibi insanlara imkan tanıdılar.

Sütunlarını açtılar.

Şehirle bizleri tanıştırdılar.

Okurlarla buluşmamızı ve onların sesi olmamızı sağladılar.

Bizler gazetelerimizde sıcak bir aile havası bulduk.

Gazetelerimiz bizleri okurlara tanıttı. Okurlarımızla aramızda kurduğumuz gönül köprülerinin vesilesi olmaya devam ediyorlar.

Bu bizlere verilen ve tanınan güzel bir imkandı.

Gazete sahipleri arasında son derece olgun, anlayışlı, bu işe gönül vermiş, yazarını, çizerini, habercisini takdir eden, koruyan, kollayan ve gözetenler yok değil.

Konya gibi kendisini süratli bir gelişmenin tam ortasında bulan, ülke ve dünya şartlarının ileriye doğru koşması için zorladığı şehirlerde, gazete ve televizyon sahiplerinin; kurumları ve kuruluşlarının sesini duyuran, o kurum ve kuruluşları aranan ekranlar, okunan gazeteler haline getiren insanları kuru teşekkürlerle geçiştirme alışkanlıklarından bundan böyle vazgeçmelerinin çok daha hoş ve şık düşeceğini ifade etmek istiyorum.

Bunlar yapılıyor, Konya’nın şartları bu, bunu kaldırıyor diyenler olabilir. Gazete sahiplerimizin içinde dünyayı gezen, bir çok ülkede basının ve basın çalışanlarının durumunu yakından görmüş olanlar var.

Bunların ışığında sormak gerekirse…

Gazetelerinizi ve televizyonlarınızı daha da sahiplenecek, daha bir şevkle çalışabilecek elemanlara sahip olmak istemiyor musunuz?

Güzel sözlerinizi, madden sağlayacağınız desteklerle de süslemenizi dört gözle bekleyen basın çalışanlarının olduğunu bilmenizi istiyorum.

Bu da Anadolu basınının bir gerçeği.

Anadolu’dan habercilik anlamında, yazı dizileri anlamında, gazete mizanpajı anlamında, köşe yazarlığı anlamında yıldızlar neden çıkmasın.

Yarın iftihar edeceğimiz, şehrin ve ülkemizin gurur duyacağı insanlar sizlerin onlara sağladığı imkanlar sonucu ortaya çıkacak ve yıldızlaşacaklar.

Bu yıldızların çıkabilmesini kolaylaştırmak sizlerin ellerinde…

Bizimkisi işte böyle bir serzeniş. Yazamadığın, yazmadığın, yazdığın halde yayınlansın diye vermediğin, kendine sakladığın, paylaşmadığın yazı senin değildir, senin olsa da, kendin için yazılan bir yazıdan öteye gidemez, anlayışı ile, Anadolu basınında çalışan kardeşlerimizle ilgili Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay’ın da parmak bastığı bir tespiti ortaya koymak.

> Yeni Meram >Yazarlar > Yazamadığın yazı senin değildir!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.