YAZARLAR

O bir kahramandı, o bir vatanperverdi, o bir azmin, kararlılığın, vatanseverliğin, dünyaya örnek, bir Milli Kahraman’dı. Ömrünün gençliğini, dinçliğini, ergin yaşlılığının hepsini, hepsini yavru vatanının özgürlüğüne, bağımsızlığına adadı. Ama bu adamanın bedelinde Denktaşımızı statükocu yaptılar, takoz dediler, faşist dediler, hatta defol dediler. Bu vefasızların, inanın yatacak yerleri yoktu ama Denktaşımızın Yavru Vatan’ın bağrında bir yatacak yeri vardı.

Zaman oldu onu bizim hükümetimiz istemedi, halefi olmaya özenen Talat istemedi, BM Genel Sekreteri Annan da onu istemedi, hepsinden acısı bir kısım Kıbrıslı soydaşlarımız ve bizim ülkemiz insanlarından bir kısım bedbahtlar da istemedi, neymiş AB pasaportları yokmuş, neymiş dünya devletlerinin hemen, hemen hiç biri bu Yavru Vatan’ın bağımsızlığını istememişler.

Denktaşımız onların istemesine lanet olsun, onlar kendilerine tapacak bir köle devlet istiyorlardı, buna damarında Türk kanı olan bir Allahın kulu razı olamazdı. İşte o da razı olmadı.

Başımızı ellerimiz arasına alıp bir düşündüğümüz de Ulu Önder Atatürk de böyle yapmamış mıydı? Dahili ve harici düşmanlarımız yedi düvelin desteği ile bu ülkeyi 623 yıllık koskoca bir Osmanlı İmparatorluğu’nun bağrından koparıp, lokma lokma yaparak yutmak isterlerken bir Ulu Önder Atatürk çıkıp bu ülkeyi nasıl kurtardı ise Merhum Denktaş da, hısım akraba Rumlar ve uzantısındaki devletlerle, amansız bir mücadele yaptı ve Yavru Vatan Kıbrıs’ı yarattı.

İlkeleri kararlılığı ve hele yenilmez azmi ile vatanına sokulmayan Denktaşımızın Toroslar’dan Yavru Vatan’a bakıp bakıp içini çekerek özlemini yenmek isterken Akdeniz’in azgın sularına karşı bir sandalla Yavru Vatan’a kavuşma mucizesi belleklerden hiç silinir mi? Denktaşımız yüreğindeki özgürlük ateşinin ısıtması ile bir ömür boyu mücadelesini onurla verirken, zaman zaman yalnızlıktan bıkıp usanmak yerine hep bilenip daha etkin ve daha ağır bir arayışı hayatının parçası yaparak yoluna devam etmiş, çevresindeki gafillere, utanmazlara örnek olmuştur.

O, mücadelesini sürdürürken önündeki engelleri insani değerleri, medeni yaklaşımları, sabrı şükrü ve diğer devlet adamlığı hasletleri ile işletmiş, uğradığı hakaretlere en medeni karşılıklar vererek yoluna devam etmiştir. Bu hasletleri o denli yüceltmiş ki 1980 İhtilali öncesinde bir Cumhurbaşkanını aylarca seçemeyen TBMM’ye bir tavsiye iletilip, bari Yavru Vatan’ın Denktaş’ını getirip Cumhurbaşkanımız yapalım arzu ve istekleri Denktaşımızın ne denli yüce bir değer olduğunu kanıtlayan gerçekler olarak belleklerde kalmakta ve tarih sayfalarında yerini almaktadır.

15-Kasım-1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı kararlaştırılır, bu kararın uygulanmasına olacak tepkilerin dinlenmemesi için, Kuzey Kıbrıs’a iletişim sağlayan tüm hatlar kesilir ve dünya bu ulvi kararın alınıp uygulamaya geçilmiş olmasına tanık olunca, tanınsın tanınmasın, bu Cumhuriyetin mevcudiyeti böylece tüm dünyaya ilan edilmiş olur.Bu tür kararlar devlet adamlılığa yaraşır düşüncelerin ürünü olduğu zaman saygındır.Denktaşımızı Yavru Vatan’daki anıt mezarında Rahmani Rahime gönderirken, kabrin cennet, mekanın nur dolsun dileğimizi yeniler,Yavru Vatan’ın Atatürk’üne yüce tanrıdan rahmetler niyaz ederiz..

> Yeni Meram >Yazarlar > YAVRU VATAN’IN ATATÜRK’Ü, DENKTAŞ’IMIZIN RUHU ŞAD OLSUN.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.