YAZARLAR

Her nedense bir şeyleri hep yarım bırakır geçeriz. Bu yarım bırakma bazen kendi elimizde, bazen de bizlerin tasarrufu dışındadır.

Hatta elimizde değildir.

Hiç beklenmeyen bir anda bir şeyler yarım kalıverir.

Bu yarım kalma hikayelerinin en acıklısı, en hüzünlü olanı, ölümle birlikte gelendir. Eğer genç bir insanın hayata vedası ise bu veda, İnsanoğlunun anlatımı ile hayatın bir anlamda yarım kalmasıdır.

Ömrü bu kadarmış. Göreceği bu kadarmış denir hep.

Herkesin hayatında yarım kalmış, yarım bırakılmış, yarım kalmak zorunda kalınmış bir çok olay bulunur.

Adına ister kader deyin, ister yol ayrımı, ister doğru yada yanlış seçim.

Bir yerde yarım bırakılacak her ne var ise, yarım bırakılır.

Yarım bıraktırılır.

Yarım kalması gerektiği bilinir.

Bazen yarım kalmış şeylere bir bakmışsınız yarım yamalak yapılıp geçilmiş!…

Ne şiş yansın, ne kebap denmiş misali bir şey olmuş.

Bazen, yarımların tamamlanma işine zemin hazırlandığı olur.

Bazen yarım kalan, yarım kalır gider.

Sizden sonra, siz bu dünyadan göçüp gittikten sonra, birileri hatırlar, bir ihtimal sizin bıraktığınız yerden devam edilir.

Bazen bu enkaz burada ne arıyor diye, birileri kepçeyle, dozerle kaldırır o yarımı ortadan.

Kalan yarınızı da, kar kürür gibi, kürür atarlar bir tarafa…

İster mecazen, ister göstere, göstere…

Bütün yarım kalmalarda aralarda mutlaka bir oyunbozan, kafa karıştıran, laf getirip-götüren, mutluluk görmeye tahammülü olmayan ve aralara mutlaka fitler sokanlar bulunur.

Değilse başlanan iş neden yarım kalsın ki…

Şehrimizde yarım kalan ne varsa, bilin ki, tesadüfen yarım kalma diye bir hadise yoktur.

Yarım kalmaların tesadüflerle, rastlantılarla, şansla, adamına denk gelmekle de, alakası yoktur.

Hayatınızda yarım kalan, yarım bıraktığınız her ne varsa, onu yıllar sonra tamamlamaya ne gücünüz yeter, ne de imkanlarınız elverir.

Tamamlasanız dahi, köprülerin altından çok sular aktığını anlarsınız. Keşke yarım olarak kalsaydı deyip geçtiğiniz olur.

Yarım kalan işinizi sıcağı sıcağına tamamlamak elinizdeyse, hiç vakit kaybetmeyin. İçinizde ukde kalacağına, tamamlayın.

Değilse, aradan bir dünya zaman geçmişse, yapılacak hiçbir şey yok

Ah bu yarım kalma hikayeleri, ah!…

“Bir elmanın yarısı / Biri sensin, biri ben” diyen dizeler, çoktan mazide kalan, mazi kokan dizelerden başka bir şey değil.

Yarım kalana ithaf edecek bir şeyde bulamazsınız çoğu kez.

Aslında yarım bırakılanların tamamlanması, geçmişte de prim getiren bir iş değil.

Hemen bir çok insanın gençlik yıllarında aşamadığı, yarım kalanları vardır. Yarım kalaı tamamlamaya kalktığınızda ya ailenizi karşınıza alacaktınız, yada bütün mahalleyi!…

Mahalleli ne der?

Alem ne der?

Konu-komşu ne der?

Eş-dost-akraba ne der?

Ötesi-berisi, yakını-ilerisi yani el-alem ne der?

Mesleki, ticari ve siyasi itibarımız ne durumlara gelir?

Bunların hepsi inceden inceye hesap edilir.

Yarım kalanı tamamlama konusunda, insanlara bir anda bir isteksizlik mi çöker?

Destek mi aranır?

Sonrası, bir elveda bile denemeden dönüşü olmayan yolculuğa çıkanların yarım kalan hayatları…

Yarım kalan ve söyleyemediğimiz şarkılar…

Yarım kalan, bir türlü ifade edemediğimiz, yazamadığımız, yazdığımızı aktaramadığımız, söylememiz gerekene duyuramadığımız cümleler…

Yarım kalan, boğazımızda düğümlenen, bir türlü muhatabımıza söyleyemediğimiz, söyleyemediğimiz için, gözlerimize yansıyan, gözlerimizle söylemeye çalıştığımız ve çoğu kez, karşımızdakinin bizi hiçbir zaman anlayamadığı sözler…

Yarım kalan, okullar, okulların kapısından döndüren ve hayata atılmak zorunda bırakan olaylar ve yapılamayan tahsiller…

Yarım kalan, sevdalar, sevdiği bir başkasına verilenler, sevdiğini alamayanlar, sevdiğine varamayanlar, isimsiz Leyla ile Mecnunlar hep yarım kalan aşkların hüznünü yüreklerinde taşıyanlar olarak aramızda yaşıyorlar.

Yarım bırakıp geçip gittiğimiz ve geçip gidemediğimiz o kadar çok şey var ki…

Ne yarım kalan inşaatlar, ne yarım kalan projeler, ne yarım kalan icraatlar unutuldu.

Ne de birlik ve beraberlik üzerine çekilen nutuklar.

Yarımları tamamlama konusunda ne teşvikçimiz, ne de destekçimiz var.

Yarım bıraktıklarımız, ardımızda öksüz ve yetim çocuk misali boynu bükük, geriye dönüp o yarımları tamamlamamızı bekleseler de;

Kimi için çok geç, kimi için az da olsa zaman var!…

HASAN SEVİL

Hasan Sevil, gencecik bir delikanlıydı. Kibar ve zarif bir gençti. 22 yaşındaydı. Mensubu bulunduğumuz Konya Basın Camiasının emektarlarından Selma Sevil’in oğlu ve Ayşe Şasi’nin yeğeniydi.

Tanıdığımız ve sevdiğimiz biriydi. Hatırnazdı. Güleryüzlü ve sempatikti.

Bir trafik kazası, onu aldı götürdü aramızdan. Gencecik bir hayat, ömrünün baharında bir insandı.

Acılı ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır diliyorum.

Mekanı cennet olsun.

> Yeni Meram >Yazarlar > Yarım bıraktıklarımız!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.