YAZARLAR

YAPRAK DÖKÜMÜ!-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek, “Boş Ufuklar” adlı şiirinde,  “Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, / İyi insanlar iyi atlara binip gitti.” demişti.

O iyi insanların arasında dünya iyisi adamlar…

Mahallede herkesin derdini kendine dert edinen iyilik meleği kadınlar vardı.

İlaç gibiydiler.

Onların komşu olduğu haneler, onların bulunduğu sokaklar, onların işyerlerinin olduğu pazarlar, çarşılar bir başkaydı.

İyi insan olarak yaratılmışlardı.

Gönül dostlarıydı onlar.

Adam seçmezlerdi.

Kimseye hor ve hakir bakmazlardı..

İnsanların sıfatlarına, mevki ve makamlarına değil, insan olup olmadıklarına bakarlardı.

Ağabeydiler…

Ablaydılar…

İnsanın içini ısıtan sıcacık gülüşleri vardı.

Onlarla konuştuğunuzda, ne derdiniz kalırdı, ne efkarınız…

Mahallenin en çok yağmurdan nem kapanı,

Olay çıkarmak için bahane arayanı,

Yani kabadayısı,

Onların yanında süt dökmüş kedi gibi olur,

Sakinleşir,

Durulur,

Kendini toplar,

Bir daha hiç kimseyi rahatsız etmemeye söz verirdi.

Karı-koca kavgaları…

Gelin-kaynana geçimsizlikleri…

Sevenlerin arasına giren karaçalılar…

İş bulamayanlar…

Ekonomik durumu bozulanlar…

Madden sıkışıp, bunalanlar…

Bu iyi insanların yardımlarıyla,

Destekleriyle,

Telkinleriyle,

Hayatlarında yeni sayfalar açar,

Problemlerinin nasıl çözüldüğünü anlayamazlardı.

Onlara karşı kimse bir saygısızlık yapmayı aklından geçirmezdi.

Onları gören ayağa kalkar…

İşini gücünü bırakır…

Saygıda kusur etmezdi.

 

*****

Necip Fazıl’ın dediği gibi, onların olmadıkları, o ufuklar şimdi bomboş…

Onun içindir ki, boş ufuklar…

Ufuklar boş…

Gidenlerin arkasından dinmeyen gözyaşlarının nedeni nedir bilir misiniz?

Onların yerini dolduracak insan sayısının gitgide azaldığı bir dönemin yaşanıyor olması.

İyi insanlar iyi atlara binip gittiler, giderken o iyi ablaları da beraberlerinde götürdüler.

Onların o iyilik kervanları da, onlarla beraber gitti.

Ne o kervan kaldı, ne o kervanların yükünü çeken atlar, ne de o iyi insanlar!

Neyi ve ne neleri kaybettiğimizi iş işten geçtikten,

Giden gittikten sonra anlayabilmemiz de bizim ayıbımız,

Bizim hakikatleri göremeyen gözlere sahip olmamız.

Bu dünyadan ayrılıp gittikten sonra,

Kadrini-kıymetini ancak bilebildiğimiz, takdir ettiğimiz,

Ardından ah-vah ettiğimiz insanların sayısını unuttuk.

Yaprak dökümü denilen anlar, ne yaz diyor, ne kış, ne ilkbahar diyor, ne sonbahar.

Eskilerin tabiriyle,

Sırası gelen,

Zamanı dolan,

Bu dünyada içecek suyu,

Yiyecek ekmeği kesilen,

Ayrılıp gidiyor aramızdan.

En çokta, iyi insanlara yanar gönlümüz!

O iyi insanları neden anlayamadığımız?

Neden anlamaya çalışmadığımız?

Neden onları dinlemek varken,

Alakasız insanların peşinde koşturup durduğumuzu, onlardan sonra sorgular dururuz, onların ardından.

 

*****

Ölüm, hiç beklenmeyen, oldukça ani, zamanlardan, birdenbire geliyor.

En yakınlarımız,

Dostlarımız,

Arkadaşlarımız,

Merhaba ettiklerimiz,

Sevdiklerimiz,

En yakınlarımız,

Bildiklerimiz,

Bilmediklerimiz,

Gördüklerimiz,

Görmediklerimiz birer, ikişer ayrılıp gidiyorlar bu dünyadan.

İyiler, iyi insanlar aramızdan ayrıldıkça, iyiliğin kıymetini ve değerini neden sonra, iş işten geçtikten sonra anlamak gibi yanlışları da, her defasında tekrar etmeye devam ediyoruz.

Bir gün, bir de bakacağız ki, uğurlayacak iyi insan kalmamış bu dünyada…

Esas kıyamet, o zaman işte…

> Yeni Meram >Yazarlar > YAPRAK DÖKÜMÜ!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.