YAZARLAR

Yüce İslam dini veren elin alandan çok üstün olduğunu vurgularken, fakirliği meslek edinmeyi yasaklayıp, alın terinin kutsallığını vurgulayıp, helal kazancın alın teri ve aklın ürünü olduğunu bildirmiştir.

İlahi dinlerin hemen, hemen hepsinde helal kazanç kazanımının ibadet olduğu da keza vurgulanmaktadır. Dilenmenin onur kırıcı olduğu, fakire yardımın gizli tutulması da keza, Yüce İslam Dininin vecibelerindendir.

Onun içindir ki zengin ülkeler fakir ülkeler üzerine baskı unsuru kurarak, fakir ülkeleri sömürü düzenlerinin kaynağı sayarak sömürürler. Yazımın başlığında yaşanan olayı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi’nde 6. sınıfa merdiven dayamış sevgili torunum M. Hanefi Aytekin anlattı.

“Ders çalışmalarımdan yorulduğumda, Sivas Öğretmen Evi’ne giderim, bilhassa tecrübenin doruğundaki öğretmenlerle söyleşip sohbetler yaparken, duygulara düşüncelere çivilenecek bir olayı sohbetimiz içine getirildi. Bir Yahudi ile Türk Dostu bir kahvehanede kahvelerini içerlerden bir Türk dilenci gelip, fakir ve yoksul olduğunu, kendisine yardım edilmesini ister. Yahudi cebinden kayda değer bir para çıkarıp Türk’e verir. O ayrıldıktan sonra bir Musevi gelip oda yardım ister. Yahudi bu kez yardım isteyen Musevi’yi tekme tokat dövüp uzaklaştırır. Yanındaki Türk, Yahudi’ye dilenen Türk’e çokça para verip, Musevi’yi neden dövdüğünü sorar. Yahudi; Türk dilenebilir, ona yakışabilir, Musevi asla ve asla dilenmemelidir. Bu dayakla belki aklını başına alır. Cevabını yapıştırır.”

Türk Siyasi hayatı üç buçuk oy için adeta bir milletin çoğu fert ve ailelerini adeta dilenmeye özendirmeyi yeğleyip giderken neler, neler kaybettiğimizin bilincinde olunmaması ulusal bir ayıbımız olmaktadır.

Hani ne derler, ‘Balık yemeyi değil balık tutmayı öğretmek’. Bırakınız bir insana meslek edindirip helal kazanç sağlamak ulvi bir kazanım ise de insan faktörünü yozlaştırıp kötü ahlaklı yapmak da dini ve medeni vecibelerimizle çeliştiği için günahların en büyüğüdür.

Güney Doğu’da genel seçimler öncesi beyaz eşya ve mobilya türünden ev eşyalarının dağıtıldığı bölgelere damızlık inek, koyun, keçi gibi hayvanlar verilmiş olsaydı, tüketimi değil üretimi teşvik etmenin gurur ve hazzını duyardık. İhtiyacı olanlarla olmayanlara yüz binlerce ton kömür dağıtıp, kazanmadığı halde vergisi verilmiş paralarından da yeni, yeni vergiler alıp çökertilen iş yerlerine şimdiki verilmek istenilenlerden daha çok yardımlar yapılıp daha çok istihdamla daha çok alın teri göz nurunun getiri olması daha evla olamaz mıydı ?

Ülkemiz ve insanımız onurlu kazanıp, onurlu yaşayacağı bir gelecek isterken dosta düşmana avuç açmamayı ana gaye edinmeyi, yüce İslam dininin bir gereği olmasından öteye, özgürlük ve bağımsızlığımızın yegane unsurunun Yüce Önder Atatürk’ün dediği gibi “TÜRK ÖĞÜN ÇALIŞ GÜVEN” düsturumuz olmalıdır…

> Yeni Meram >Yazarlar > YAHUDİ’ DEN TÜRK DİLENCİYE ÖDÜL MUSEVİYE DAYAK !
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.