YAZARLAR

Argo olarak, yağ çekmek diye adlandırdığımız, bu işi üstlenenlere de, kısaca yağcı, övücü gibi isimler verdiğimiz iş, yüzyıllardan beri hız kesmeden gelen oldukça muteber ve itibarlı adeta bir sanat dalı gibi kabul gören bir iştir.

Herkes yağ çekebilir mi? Yada bu işe ne kadar yakın, ne kadar meyyal olunabilir?

Övgü argümanlarını kullananların kabiliyeti bu işin dozajını ve temposunu iyi ayarlamaktan geçer.

Çünkü, övgüler boşa çıkmamalı, hedef tam on ikiden vurulmalıdır.

Övücüler; özlü, dokunaklı, bam telinden yakalayan, duyguları kontrol altında tutan, kararında, mutlaka tadında bırakılan sözlerin ustalarıdırlar.

Kesinlikle iyi tahliller yapan övücüler, övecekleri insanlarla ilgili derslerine oldukça iyi hazırlanmışlardır.

En büyük silahları, iltifat edilmekten ve hoş sözler duymaktan hoşlanan, övgülere bayılan, yaptıklarının ballandırarak anlatılmasına dayanamayanlar için sarf ettikleri, yerinde, ölçülü, gurur okşayan sözler ve cümlelerdir.

Övücü, yağcı her ne derseniz deyin köşe kapmada, yer tutmada, hedefinin hemen yanı başında bulunmaya ve bu yerleri kaptırmamaya odaklanmıştır.

Onlar için kim gelirse gelsin, hangi makamda ne gibi değişiklik olursa olsun fark etmez.

Önemli olan onların kalıcı olması, onların yerlerinde kalması ve bulundukları yeri muhafaza etmesidir.

Bütün övücülerde var olan, olmazsa olmaz kabul edilen sempatiklik, göz boyamada adeta bir geçiş üstünlüğü sağlar.

Hemen herkes bilir ki, çok az sayıda yönetici, övücülerin, yağcıların foyasını ortaya çıkarabilmiştir.

Övücüler gemilerini havada, karada yürütebilirler.

Yöneticilere duvar ördüren, ulaşmak istedikleriyle arasına kapılar koydurtan, görüşme iznini kendi elinde bulunduran övücüler, birçok idareci ile halk arasına sayısız engel koydular.

Ulaşılamayan, yanına varılamayan, dert anlatılamayan yöneticiler dönemleri yaşandı.

Halka açık, halkla birlikte yönetim, şeffaf olma gibi oldukça güzel ve yerinde kararlar bugüne kadar sadece lafta kaldı.

Övücüler, kuşatıcılar, yöneticiyi halktan uzaklaştırmanın kendilerince yollarını bulmada mahir olanlar, kapıları dikmek, kapı görevlileri koymak için gün sayıyorlar desek, yine inanan, aldıran ve ciddiye alan olmayacak!

Bugüne kadar açık kapı, beyaz kapı, mavi kapı gibi bir dünya kapı gören bu şehre, dileriz dertlere deva olmayan yeni kapılar eklenmez.

Şehrimiz dışında bazı yerlerde bazı Belediye Başkanları, makam kapısını kaldırdılar. Demek istediler ki, halkla benim arama hiç kimse giremez!

Ne yağcı, ne övücü, ne kraldan fazla kralcı, ne de kendince kurallar ve maddeler sıralayıcı.

Gelen beni içeride görsün, bulsun, ne diyecekse desin dediler.

Bizim övücüler, kulakları çınlasın, geçmiş dönem yöneticilerimizin önemli bir bölümüne, kapılar koydurdular, Başkana ulaşabilmek zor olsun diye sıra-sıra masalar dizdirdiler, üç yıl sonraya, dört yıl sonraya randevular verdirdiler!

Övücüleri, yağcıları, kuşatmacıları, kuralcıları aşamadık gitti!

Ulaşmak istediklerimize bu şehirde yaşayanlar olarak ulaşamadık.  Şikayetlerimiz, dertlerimiz, taleplerimiz hep o kapılarda takıldı kaldı.

İnanın, bu konuda en mağdur şehirlerin başında Konya var.

Konyalı bütün mağduriyetine rağmen, baştanbaşa vefa dolu bir seçim yaptı.

Bundan sonrasını nasip olursa bekleyip göreceğiz.

Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler…

 

*****

Yağcılığın, övücülüğün, kuşatmacılığın yıldızının iyice parladığı dönemlerde, “YAĞ-NAME” diye bir şiir yazmış ve yayınlamıştım. Bu şiiri sizlerle tekrar paylaşıyorum.

 

YAĞ-NAME

Eski çağlardan beri yağcılık ölmez sanat

Kral, sultan, vezirler, gererlermiş kol-kanat

 

Övmeli hep övmeli, adamı uçurmalı

Yağcı tek tutunacak, yegane dal olmalı

 

Günümüz daha renkli, atış serbest, menzil yok

Yağcıların elinde, oynamaya bir zil yok

 

Övülmek ne menem şey, herkes övülmek ister

Doğruyu söyleyene, kapıyı gösterirler!

 

Her işleri doğru ya, hile-hata bilmezler!

Dertliyi çaresizi , dinlemeyi sevmezler

 

Vatandaş yağ çekemez, açık söyler fikrini

Bir de danışacak mı, zamanını yerini!

 

Oysa yağcı öyle mi? Yağ çektikçe yücelir

Kim neyi seviyorsa, fazlasıyla o bilir

 

Yağcı konuşturdukça o engin sanatını

Dağlara tepelere, dayar durur sırtını

 

Dilinden ballar akar, övdükleri dört köşe

Övgü denizlerinde, herkes mesut, pür-neşe

 

İkramlar gelir-gider, keyiften yüzler güler

Derde derman gibidir, yağ damlayan cümleler

 

Biri bin yapar yağcı, övülenler şaşırır

Yağcı da kervanını, Kaf dağından aşırır!

 

Sözü yağla yağlayan, ok eyler de fırlatır

O ok isabet eden, ne dost tanır, ne hatır

 

Adam övgü kesilmiş, derdin varmış neylesin

İster mi hiç yüzüne, tüm gerçekler söylensin.

 

Yağcı başların tacı, gücü yetmez kimsenin!

Böylesi rağbet varken, duyulmaz sesin senin

 

Özenme yağcılığa, herkes yağcı olamaz

Yağcı istese bile, doğru nedir bulamaz!

 

YAĞ-NAME bir kıssadır, hisse alana selam

Dokunur cümlemize, ne yazık gerçek kelam!

> Yeni Meram >Yazarlar > YAĞCILIK VE ÖVÜCÜLÜK ÜSTÜNE!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.