YAZARLAR

Yıllardır, Anıtkabir’deki törenleri içim burkularak izlerdim.

Yaptıklarını yıkmak için uğraşanlar, ondan nefret eden, dini yaşam biçimi olmaktan çıkarıp, tanrı ile kul arasında kimseye gösteriş yapmadan ve siyasete alet ederek, kutsal inançların kullanılmasını önleyerek SİYASAL İSLAMCILARIN HEDEFİ OLAN PAŞAM’a yapılan sahte duygularla yüklü törenleri gözyaşları ile izlerdim.

Gelmeyin derdim!

Ülke topraklarını ABD’ye 1954’ten beri üs olarak açanların hangi yüzle gittiklerine şaşardım!

Tevhid-i Tedrisat Yasası’nı yok sayarak laik eğitime en büyük darbeyi vuranların, Köy Enstitüleri’ni kapatarak kırsal kesimin çocuklarının okuma, aydınlanma ve doğup büyüdüğü Anadolu topraklarına bu aydınlığı taşımalarının önünü kesenlerin nasıl bir iki yüzlülükle Paşam’a gidip, özel deftere ‘BEKÇİSİYİZ DEVRİMLERİNİN’ diyebildiklerine bakar onlar adına yüzüm kızarırdı.

Öğretmen okullarını kapatarak, CUMHURİYETE VE ATATÜRK DEVRİMLERİ’ne bağlı öğretmen yetiştirmenin yolunu kapatıp, üstelik bu yolu Atatürk’ün kurdurduğu bir partinin bakanının yapmasını, sonra da ulusal bayramlarda Anıtkabir’e gitmesini hep kınardım.

Türkçemizin yok oluşunu yıllardır seyredenler; öğrencilerin çantalarında, kalemlerinde, kalem kutularında, defterlerinde, giysilerinde yazılı anlamını bilmedikleri dillerde yazıları, İngilizce yazıları kaldırmayanlar, hikaye kitaplarındaki karakterlerin İngilizce isimlerinden rahatsız olmayanlar, son yıllarda dizilerdeki ‘bay-bay, okey’ sözlerinden gocunmayan MEB’in GÖREVLİLERİNİN VE SORUMLU BAKANLARIN ANITKABİR’DE EĞİTİMİ, KENDİLERİNE EMANET EDİLEN EĞİTİMİ; özel okullarla, özel dershanelerle oyuncak ettikleri ve gelecek nesillerin geleceklerini kararttıkları eğitimi özel defterde nasıl anlattıklarını merak ederdim!

O vatansever insan ‘Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır’ diyerek yol gösteren ATAM KARŞISINDA BÜYÜK BİR İKİ YÜZLÜLÜKLE DURUP, LAİK EĞİTİMİN TAMAMEN BİTTİĞİNİ SÖYLEMEK YERİNE ESERLERİNİ DAHA İLERİYE TAŞIYORUZ! diye yazanlara ne cevap verirdi?

Emanet ettiği vatana bekçilik yerine dünyada ABD’ye bekçilik yaptırılan, 1954’ten beri sağa sola gönderilen ve şehit edilen MEHMETÇİĞİMİN komutanları Anıtkabir’de bunu nasıl anlatırlar ve ABD’ye üs olarak verilen topraklardan sonra nasıl dururlar o mozolenin karşısında diye kendim bile cevap vermezdim!

Mehmetçiğimin başına çuval geçirtip ABD’ye tepki veremeyen o dönemin komutanları Anıtkabir’de 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda özel deftere ne yazabildiler…?

Askerlik vatan görevidir.

Askerlikte torpil olmaz! Olmaması gerekirken, şehit cenazelerinde ağlayanların arasında doktor, profesör, öğretmen, çoook zengin işadamları, holding sahipleri, asker, müsteşar seviyesinde tek bir kişinin olmamasından gocunur, şehitlerden özür diler ve hiçbir şey yapamamanın üzüntüsünü yaşardım!

Ulusal bayramlarda yıllardır hiç istemedikleri halde zoraki duran siyasilere bakar, keşke hiç gelmeselerdi diye düşünürdüm.

Şimdi en doğrusu yapıldı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı’nda hiç kimse gitmedi Anıtkabir’e…

Atatürk’ün kimsenin saygı duruşuna ve zoraki ziyaretine ihtiyacı yok.

O, Yüce Tanrı’nın kendisine verdiği Türk ulusunu kurtarma ve vatanında özgürce yaşama hakkını sağlama görevini hakkıyla yaptı.

Ne bir haram yedi, ne paralarını yurt dışında topladı, ne de mal edindi.

Tüm hayatını, kısacık ömrünü, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet, sonsuza dek yaşaması, yaşatılması için harcadı.

Bilen bilir, bilmeyen de kendi bilir”

Önemli olan Anıtkabir ikiyüzlü ziyaretçilerden kurtuldu.

Rahat uyu Atam!

> Yeni Meram >Yazarlar > YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA DA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.