YAZARLAR

Dünya ve Türkiye’mizin gündemi Korona. Köşe yazıları, TV programları, hükumet ve başkanlık bildirimleri, cami hoparlörleri hep aynı konu. Genişletilen yasaklar, yasaklar çiğnenmek için vardır diyen 65 yaş üzeri ve delikanlılığını güya konuşturup kendini sokağa atan 20 yaş altı gençlerimiz… Hamdolsun Türkiye bu illete en hazırlıklı yakalanan ülkelerden birisi. Sosyal ve sağlık konularında kapitalist dünyaya da ders verdi vermeye de devam ediyor. İtalyan başbakanı 1 €’ luk maskenin 9 €’ ya satıldığı ülkesinde fırsatçılara ateş püskürürken Türkiye ücretsiz maskeleri vatandaşın ayağına gönderiyor.
Amerika’da parklara yatak yorgan atılırken Türkiye’de yoğun bakım ünitelerinin daha %42’si dolu. Buna rağmen hastalığın zirve yaptığı ve yapacağı İstanbul’da iki adet tek katlı biner yataklı toplam 2000 ayrı ayrı tek odalı hastane yapılıyor. Maske dağıtımı noktasında birbirine giren sözde çağdaş ülkeler bizden ders aldılar, yardım istediler ve istiyorlar.
Yine bu medeni ve çağdaş ülkeler dedikleri IMF’nin kapısında yatıyorlar; Türkiye’miz hariç. Bizim içimizdeki görmez gözler bunları da görmeyip Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı “Biz bize yeteriz Türkiyem” sloganlı bağış kampanyasını hafife aldılar. Onlara göre bu kampanya yapılmamalıydı. IMF kapılarında eskiden olduğu gibi para dilenilmesi gerekirdi. Bunların ağa babaları ‘Türkiye’yi 70 cent’e muhtaç’ demişti, hatırlayınız. Yine hatırlayınız lütfen Marmara depreminde gelen yardımlarla personel maaşları ödenmemiş miydi?
Bugün koronavirüs sonrasından bahsetmek lazım. Türkiye’miz bu illete en hazırlıklı yakalanan ülke idi. Yine bu illet sonrasında oluşabilecek krizleri yine en rahat atlatacaktır. Şehir hastanesinin yolunu yapmayarak bu sürece özde olumsuz katkı veren Sayın İmamoğlu sokağa çıkma yasağı istiyor ve istemekte. Sözde hizmet yapmaya çalışan Sayın Başkan ekonomiyi sekteye uğratıp kaos ortamı oluşturmak niyetinde.
Şu iyi biline. Bu millet hiçbir ülkenin iradesi altına girmemiş, hep kendi egemenliğini kurmuş bir millet. Yüz yıllar boyunca ne krizleri ustalıkla atlatmış ve bu tür netameli konularda hep tereyağından kılı çekmiştir. Kimsenin şüphesi olmasın. Bizler göremeyiz belki de, ileriki dönemlerde ve süreçlerde Türkiye süper güçler arasında yer alacak.
Hükumetimiz olağanüstü önlemler kapsamında 10 Nisan saat 24.00 ile 12 Nisan saat 24.00 arasında 48 saat sokağa çıkma yasağı getirdi 30 büyükşehir bir de Zonguldak ilinde. Ancak, yasak öyle bir infiale neden oldu ki marketler, fırınlar, akaryakıt istasyonları insan seline döndü. Bir aydan uzun süredir koruduğumuz sosyal mesafe bitti, yanaşık mesafeye geçtik. “Keşke”leri çoğaltmamak lazım. İlkini umrecileri 23 şubatta yurt dışına göndermede yaşadık, ikincisini ise cuma akşamı…Allah aşkına sokağa çıkma yasağı ile genelgesini aynı anda açıklamak bu kadar zor mu idi? Böyle zamanlarda daha dikkatli olmak gerekmez mi?
Şimdi gelelim kriz sonrasına. Derler ki ‘Konyalı ramazanda borcunu ödemez alacağını da istemez.’ Sanki şu andaki Türkiye’nin durumu. Koronovirüsten dolayı herkes ve ekonomi bir atalet içerisinde. ‘Kriz bitsin bir önümüzü görelim’ zihniyetinde. Şu anda kuaför kardeşlerimiz belki kapalı dükkânının 100 TL’lik ödemesinde zorlanırken organizedeki fabrikası olan kardeşimizde 10.000 TL’lik elektrik bedelini ödemenin telaşında.
Virüsten dolayı kapatılan küçük, orta ve büyük işletmelerin kira, elektrik, su, doğal gaz ve diğer ödemeleri gündeme gelecek. Kira ödemeleri büyük bir sorun oluşturacak. Kapalı tutulan işletmelerin kira bedeli olarak verilen çek ve senetlerin günü geldiğindeki ödemeleri ve bunların hukuki boyutları… Devletin ve belediyenin bazı vergilerinin üç ya da altı aya kadarki ödeme ertelemelerinin günü geldiğinde ekonomik ve hukuki sonuçları…
Özellikle orta ve küçük işletmelerde bu tür ödemeler kazanılarak yapılacak . Çoğunlukla yapılacak bu ödemelerle alakalı bir hazırlık söz konusu değil. Bir diğer konu kriz sonrası kapatılan işletmelerin yeniden açılması ile birlikte kriz öncesi iş yapma kapasitesine birden ulaşılması biraz zor görünüyor. Acaba korona illetinden sonra eskiden olduğu gibi gençler kafe, sinema ve tiyatro salonlarına diğer kardeşlerimiz de lokanta, kafeterya, AVM ve diğer ticari alanları hınca hınç dolduracaklar mı? Birlikte göreceğiz. Bu süreçte bütün ticaret ehli, ödenmeyen çekler ve diğer konularda devletin işe el atmasını bekliyor. Bir bakıma her şeyi devletten bekliyor. Büyüklerimiz korona sonrasında bir ekonomik kriz endişesini düşünmüşlerdir. Önlemini şimdiden almışlardır inşallah.
AK Parti 14 Ağustos 2001’de kurulduğunda Sayın R.Tayyip Erdoğan’ın şu sözü önemliydi. “Bundan sonra her şey eskisi gibi olmayacak.” Bu sözü çok sonralardan anladık. Türkiye başkanlık sitemine dahi geçti.
Bundan hareketle koronavirüs sonrası “Dünyada her şey eskisi gibi olmayacak.” Buna ayak uyduran önlem alan ülkeler başa güreşecek. Güreş bizim ata sporumuz, Allah’ın izniyle sırtımız yere gelmeyecek.
Saygılarımızla

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Virüs’ten sonrası
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.