YAZARLAR

Vefa sözünün anlamı öylesine yüce ki…!

Analar; dokuz ay karnında taşır, doğurur, emzirir, büyütür. Bebeği ağlarken ağlar, gülerken güler.

Babalar; çalışır, didinir durur, ailesine güzel bir yaşam verebilmek için.

Çocuk yettiğince parasal olanaklar, yetmediği yerde ise, şefkat ve sevgiyi bulur aile ocağında.

Sonra kendisine sağlananlarla yetinir, çalışır, didinir. Belki, güzel bir yaşamda, belki de olduğunca bir yaşamda bulur kendini.

Ama unutmaması gereken şey; eğer sevgi ve şefkatle büyümüş ise ailesidir. İşte vefa burada başlar.

Öğretmen sınıfı ile bütünleşerek, eğiterek, öğreterek yetiştirdiği öğrencilerinin, bir gün kendisini anımsadığını, elini öptüğünü, teşekkür ettiğini görürse mutlu olur. İşte VEFA BURADA BAŞLAR.

İnsanoğlunun çok az duyduğu bir histir bu VEFA.

Ama Tanrı sadakat duygusunu SESSİZ CANLARA vermiş. Yıllardır yaşadıklarım, okuduklarım…

Evinde beslediği aslan yavrusunu büyütüp, vahşi ortama bırakan kadının yıllar sonra görmeye gittiği o ortamda onu karşılayan ARSLANININ, onu yalaması, sarılması.

Evinde beslediğin kedi, köpek, kuş, tavşan vb. çeşitli canların sahiplerini bulması, sevgi göstermesi.

SADAKAT ve VEFA; bunların tümünde fazlasıyla var.

25 Aralık’ta, İsmet İnönü’nün ölüm yıldönümünde gazetelere baktım.

Köşelerine kurulmuş, patronlarının eteğine yapışmış, KÖŞELERİNDE birilerine yaranmak için kalem oynatanların hiçbiri;

KURTULUŞ SAVAŞI KAHRAMANI,

I.İnönü, II.İnönü Savaşları’nın komutanı, Kurtuluş Savaşı’nda GAZİ MUSTAFA KEMAL ile yola çıkan ve onu hala acısı çıkarılmaya çalışılan DEVRİMLERDE yalnız bırakmayan DÜRÜST DEVLET ADAMI,

1919’dan 1938’e kadar ATATÜRK’ü destekleyen ve hala ABD’nin tanımadığı 24 Temmuz 1923 LOZAN ANTLAŞMASI’nın 9 ay süren zorlu tartışmalarının galibi,

Kurtuluş Savaşı boyunca ve her yeni inkılapta ayaklanan gericilere göz açtırmayıp, tüm isyanları Atatürk ile birlikte bastıran ve en değerli çocukları olan Türkiye Cumhuriyeti’nin koruyucusu olan, eşsiz yönetici,

2.Dünya Savaşı’na üstün zekası, vatan sevgisi, ABD ve İngiltere’ye uşaklık yapmadan onurlu devlet adamı görüntüsü ile ülkesini ve Türk insanını ateşe sokmadan, başarıyla aydınlığa kavuşturan USTA POLİTİKACI,

Savaş yıllarında, savaşı yıllarca yaşamış, savaşın kötülüğünü görmüş biri olarak ordu için yığınak ve gıda biriktirirken, halka karne ile ekmek, tuz verdi diye eleştirilen ve kendi anlatımı ile “Ekmeksiz, tuzsuz, şekersiz kaldın çocuğum; ama BABASIZ KALMADIN” diye terbiyeli ve seviyeli cevap veren, SAYGIN devlet adamı,

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Başbakanlık, 12 yıl Cumhurbaşkanlığı yapıp, köşkten ayrılacağını, seçilmeyeceğini bile bile ÇOK PARTİLİ DÜZENE GEÇME ve DEMOKRASİ’ye ilk adımı atma YÜREKLİLİĞİNİ GÖSTEREN, hatalı gidişi için Menderes’i defalarca uyaran, asılmaması için GÜRSEL’e mektup yazan, ABD karşısında eğilmeden durabilen bu tarihi kişiliğe biraz VEFA beklerdim.

Hiçbir şey için anmasalar, şu sınırların yok edilmeye, Güneydoğu Anadolu’nun KÜRT BÖLGESİ yapılması için kalem oynatılmaya başlandığı şu günlerde LOZAN ANTLAŞMASI ile çizilen, SEVR ANTLAŞMASI’na inat çizilen sınırların hatırına, 4 yılda düşmandan temizlenen TÜRK TOPRAKLARI hatırına anılmalı, rahmetle anılmalıydı.

İşte bu sessiz canları onun için çok, pek çok seviyorum.

Onların gösterdikleri VEFA

Bir lokma ekmek, bir yudum su, BİRAZCIK SEVGİ için.

Bu canlardan öğrenecek çok şeyimiz var.

> Yeni Meram >Yazarlar > VEFALI OLMAK NE GÜZEL BİR ÖZELLİKTİR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.