YAZARLAR

Hz. Pir; “Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefası var mı? Asıl ona bak! Hak’la ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefalıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.” diyor.
Şöyle bir etrafımıza bakalım, Hz. Pir’in vefa için anlattığı kıstaslara uyan, yaklaşan, kenarından geçen bildiğimiz, tanıdığımız birileri var mı?
Şüphesiz vardır…
Dünya boş değil, sevgili okurlar…
Bir insanın vefasının olup olmadığı birçok olayda kendiliğinden sınanır!
Hem de hiç beklenmeyen bir anda, ansızın!
Vefa konusunda, tereddüt eden, bekleyen, ihmalkârlık gösteren, savsaklayan ve zamana yayan, vefa ile olan imtihanını kaybetmiştir!
Vefanın tereddütlerle işi olmaz çünkü…
Vefalı insan duraksamaz…
İki eli kanda bile olsa, olduğu gibi bırakıp dostunun çağrısına koşar!
Vefalı olabilmek, vefasını gösterebilmek, bu vefayı gösterirken riyadan ve gösterişten uzak olmak bambaşka bir duygudur.
Vefa gösterilen her ne halde olursa olsun ondan yüz çevirmemek o kadar önemli ki…
Vefa gösteren, inanın vefa görür.
Rabbimiz ona, vefakâr ve vefa sahibi dostlar verir.
Birisiyle işi bittikten sonra, adamın kapısını çalmayan, telefon etmeyen, halini ahvalini sormayan, ne oluyor-bitiyor diye merak bile etmeyen insanın vefası ancak zamane vefası olur.
Daha da ileriye gitmez.
Vefa günübirlik değildir!
Düşmez kalkmaz bir Allah denilmiştir.
Beşer dediğimiz insan düşer de, şaşar da!..
Hele unutma konusundaki yaklaşımına akıl sır ermez. Büyüklerimiz hafıza-yı beşer nisyan ile malüldür derken, unutma hastalığından kurtulamayan, kurtulmak için en ufak bir çaba sarf etmeyen insanları kastetmişlerdir.
Dost demek, ahde vefa gösteren demektir.
Çünkü, vefa sözünde durmaktır.
Vefa, vefa duyulanın her ne olursa olsun yanında olmaktır.
Vefasızlık illetinden çok çekmiş insanımız, vefa üzerine o kadar çok şey söylemiş ki, kimbilir daha neler söyleyecek, neler anlatacak?
Vefa kaybedip de, bulamadığımızdır.
Olsa diye dua ettiğimizdir.
Samimi ve içten olarak, vefanın olduğu, vefanın bulunduğu, vefanın gösterildiği zamanlar en güzel zamanlardır.
Vefa saklanmamalı gösterilmelidir!
Vefasızlar, bir daha vefasızlık yapamasınlar diye, vefasızlığı vefa diye yutturmasınlar diye anlatılmalıdır aslında.
Vefa insanın yakasına küsmesi de değildir!
Kahretmesi hiç değildir.
Vefa, düşen, şaşan, savrulan, iftiralara maruz bırakılan, feleğin sillesini yiyen, derdin en acımasızını çeken insanların, ona dostum, arkadaşım diyenleri test ettiği en hazin bir andır.
O en kritik, o en yalnız kalınma anlarında, kimin vefalı, kimin vefasız olduğunu, güvendiğiniz dağlara nasıl karlar yağdığını, en yakınınızda olduğunu sandıklarınızın, sırlarınızı paylaştıklarınızın kuyunuzu nasıl kazdığını anlarsınız!
Ağır bir trafik kazası geçiren insan komadan çıkıp, gözünü açtığında ilk gördüğü yüzlere şöyle bir bakar.
Geçmişte, dost diye etrafında fır dönenlerin birçoğu, üç gün sonra ölür, kalkamaz diye gelmemişlerdir bile.
Kendine geldiğinde, arar diye, sorar diye beklediklerinden bir kısmı ne hastaneye, nede aylarca yattığı evine uğramamışlardır. O gelmeyenlerin Telefonla dahi aramamaları vefasızlığın ölçüsünü ortaya koymuştur.
Ayağa kalktıktan sonra da, gelecektik, anlarsın iş-güç gibi mazeretleri ileri sürenlerin vefaya bakış açıları, vefadan ne anladıkları ortaya çıkmıştır.
Zaten vefayı anlamanın en geçerli yolları üzücü olsa da bu türden olaylardır.

*/*/*/*/*

Vefa güzel şeydir amma, küme düşmediği zaman, sevgili okurlar! Vefa deyip, ahde vefa deyip dilimizden düşürmediğimiz, hemen her yerde örneklerle, hikayelerle açıkladığımız bir duygu sağanağının adıdır vefa.
Küme düşen ‘vefa’ keşke aynı adı taşıyan futbol takımından ibaret kalsaydı!
Vefa vefasız filan değil, vefasız olan biziz!
Garibim vefa!
Gözümüzde küme düşmüşsün!
Gönlümüzde küme düşmüşsün!
Dilimizde, çoktan küme düşmüşsün amma, düşmemişsin gibi davranmak işimize geliyor!
Vefanın dillerden fiiliyata yani icraata döndüğünü göremeyecek miyiz diye soranlar, haklıdırlar!
Bir insan geçer akçe olduğunda, el üstünde tutulduğunda, etrafında pervane misali dönenler, günde en az on kere arayanlar, hal-hatır soranlar, onunla aynı karelerde bulunabilmek için çırpınanlar, bugün onun yanındaydık diye fotoğraf ve yazı paylaşanlar, o insanı gerçekten sevenleri, değer verenleri onun çevresinden uzaklaştıranlar, bir de bakmışsınız ki, o insan gözden düştüğünde statüsünü kaybettiğinde yoklar!
Nereye kayboldular, nereye gittiler diye soracak olursanız;
Sözüm ona yeni vefa gösterecek olduklarına, saygılarını sunmak üzere, yelken açmış vaziyette uçup gidiyorlar!
Kendilerine vefalı davranıldığını, vefa gösterildiğini düşünenler, vefasızları vefalı diye bağırlarına basanlar, onları kucaklayanlar, vefa gösterisinde bulunan göz boyayıcılara, yalancılara, sahtekarlara işte benim en vefalı dostlarım diyenler, geriye doğru dönüp, bakmazlar mı?

> Yeni Meram >Yazarlar > Vefa güzel şeydir amma!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.