YAZARLAR

DOST sanma şanlı vaktinde dost olanı, dost bil gamlı vaktinde elinden tutanı.”

***

TÜRKİYE’de de, Konya’da da…

Gazeteciliğe başladığı günden bir süre sonra, gazetede haberleri çıkmaya başlayınca topsakal bırakan, saçlarını omuzlarına kadar uzatan, poposu kalkanlar var.
Bunlar, bir süre sonra bu meslekten pupa yelken başka yönlere giderler ama “tevazu”, “saygı” ve “sevgi”yi kaybetmeyenler gazetecilikte daimidirler. Bu meslekte sakallı ve hoş, havalı ama kafası boş gazeteci tipi yok mudur?
Vardır elbette ama istisnai bir durumdur.
Her ne ise… Birden gazeteciliğe başladığım 1967’yi değil de Hürriyet’e başladığım günleri hatırladım. Film şeriti gibi geçtiler düşüncelerimden…

“Taka-tuka”lar ve kurşun kokan entertiplerin gürültüsü arasında eski klişeleri arar ve onlara haber uydurmaya çalışırdık. Tabii fotoğraflı bir gazetenin çıkmasının ayrı havası vardı ve o zamanlar ayrıcalıktı!

Para-pul meselesi değildi.
Bıkmazdık, usanmazdık, gece yarılarına kadar çalışırdık.

Geçen hergün hız kazanırdık.

Sonra kapağı Hürriyet Haber Ajansı’na attık!

Kısa adı Erol Simavi döneminde hha olan, Aydın Doğan’ın bugünkü DHA’sıydı.

Hani şu, gazetenin emekli bazı elemanlarına “gel, işte masan. İster yaz, ister günlük gazeteleri oku. Hayattan kopma ve bize moral ver” diyen ve bize “altın yılları”mızı yaşatan “vefa”Simavi’nin…
Demek vefa sadece İstanbul’da semtin adı değilmiş.

Örneğin, Hürriyet’i Hürriyet yapanlardan benim tanıdığım bazılarına ölünceye kadar maaş vermişti. Hatta, “eğer sıkılırsan gel, deneyimlerini aktar” diye haber gönderdiğini de biliyordum.
Örneğin, Samim Var
Örneğin, Tahsin Öztin
Örneğin, Rıdvan Yelekçi
Bu ağabeylerimiz ölene dek Hürriyet çatısı altında korunmuşlar. Kimileri çalışmışlar, kimileri her gün gazeteye gelerek destek vermişler ve sonuçta yalnız hissetmemişler kendilerini.
Rahmetli Kemal Bağlum da öyle. Çetin Emeç dönemine kadar bilfiil çalışmış, maaş almış.
Şimdi de elbette var ama, bizim dönemimizde Konya’da da ne cevval muhabirler, derin yazarlar vardı.

Arkadaşlık vardı, yardımseverlik vardı, kardeşlik vardı, saygı vardı, sevgi vardı, vefa vardı.

Hepimiz birbirimizi tanırdık.

Örneğin, Mehmet Gazel üstadımız.

Örneğin, Orhan Samur

Örneğin, Ali Akgül

Örneğin, Şenol Demirbaş

Örneğin, Hikmet…….

Örneğin, köşe yazısının kralı İbrahim Sur

Örneğin, Abdullah Sur…

Örneğin, şairlikte rahmetli Ümit Yaşar Oğuzcan’ın eline su dökemediği, ama elinden tutulması bir yana, itilmiş-kakılmış Koray Ekener

Örneğin, Mustafa Ataman amca…

Örneğin, patronlardan Adil Gücüyener

Örneğin, Kubilay İmer abimiz…

Örneğin, koca patron Mustafa Gücüneyer

Örneğin, patron Ziya Tanrıkulu

Örneğin, Faruk Şahin

Örneğin, Naim Bülbül

Örneğin, başyazar Suat Abanazır

Örneğin, Hasan Korucu

Örneğin, Galip Yenikaynak

Örneğin, Edip Yılmaz

Örneğin, Selçuk Es

Ve daha nice kardeşlerimiz, ağabeylerimiz…

Aramızdan ayrıldı gitti.

İki-üç yıl ölüm yıldönümlerinde mezarları başında andık, sonra unutuldular.

Vefa”sızlığımızı gösterdik!

Ruhları şad olsun hepsinin…

> Yeni Meram >Yazarlar > Vefa
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.