YAZARLAR

Konya Basınının beyefendi kalemi vardı;

Sıraç Aydın Taşbaş!

Kısacası Sıraç hoca, hem öğretmenlik yapar hem de gazetelere yazılar yazardı. İsmet Paşa İlkokulu’nun efsane Müdürüydü. Namık Ayas’ın Başkanlığı döneminde İlçelere geziler düzenlenir, yörelerin sorun ve istekleri basın aracılığıyla etkili ve yetkililere yansıtırdı. Bu denli geziler, laf olsun diye gösteriş kılıflı değildi, türüm türüm hizmet kokardı. Yazılar özenle okunur, gereği yapılır, kamuoyu da bilgilendirilirdi. Yöneticileri vurdumduymaz değil, duyarlı ve düzeyli kişilerdi, gazeteleri harfi harfine okur ve ona göre değerlendirme yaparlardı. Gazetecileri kaymakamlar, Müdürler, Belediye başkanları, muhtarlar, yörenin akil insanları karşılar, yurt ve bölge sorunları dile getirilirdi.

Konya basını o dönem, seçkin ve yetkin kalemlerle görkemli günlerini yaşıyordu;

Afif Evren, Şahver Babalık, Besim Ergun, Muhlis Koner, Basri Gökkaya, İbrahim Aczi Kendi, Feyzi Halıcı, Mehmet Önder, Namık Ayas, Celaleddin Kişmir, Prof. Dr Hamdi Ragıp Atademir, Dr. Hulki Amil Keymen, Fakih Özlen, Fakih Özfakih, Sofu Tuğrul, Mahmut Nedim Güntel, Tacettin Öney, Mustafa Ataman, Sabit Günbay, Osman Özdemir, Ahmet Yavuz, Asiye Süel, Aynur Şakman, Nadir Özcan, Hüsnü Çınar, Remzi Yılmazer, Ömer Lütfi Özüner, Suad Abanazır, Sıdkı Uluata, Osman Çokuslu, Sadettin Güner Elgin, Cahit Öztelli, Seyit Küçükbezirci, Haluk Tekmen, Burhanedddin Cantan, Cenap Kendi, Mahir İba, Ziya Tanrıkulu, Ziya Beştav, Hüsnü Göncü, Önal Vasıf Öztaş, Yalçın Dikilitaş, Nejat Seçen, Erol İlday, Hayri ve Emin Ergene, Adil ve Ünal Gücüyener, Fuat Önder, Mehmet Ceylan, Hanefi Aytekin, Sami Hamamcı,, Mevlüt Büyükkara, Mustafa Ertaş, Fahri Özparlak.

Sıraç Hoca, yazılarına ilgi gösterilmediği savıyla fıkralarına ana bir başlık atmıştı;

Yazdım da Ne Oldu?

Aslında yazılar o dönemde yankı bulurdu, ancak Sıraç hoca yeterli görmediğinden ana başlıkla sitem ediyordu. Günümüzdeki ilgisiz duruşları yaşasaydı ne yapardı?

Günümüzde, bu denli yaklaşımları genelde

“Varak-ı mihr ü vefayı kim okur kim dinler.” dizeleriyle eleştirisel tutum ortaya konuyor.

Geçmişte bu denli sitemler, gazetecilerden değil, şairlerden gelmiş.İşte saptadıklarım;

“Güle gûş ettiremez yok yere bülbül inler

Varak-ı mihr ü vefayı kim okur kim dinler.”

“Bülbül, içindekileri güle duyurabilmek için çırpınarak şakıyor! Ama boşuna! Çünkü şimdiki zamanda artık dostluk ve vefa sayfasını okuyan da yok, dinleyen de!

“Arz-ı mihr eylemeğe başladı amma devran

Varak-ı mihr ü vefayı kim okur kim dinler.”

“Zamane insanları güzellik ve sevgiyi ortaya dökmeye başladılar; sevgi ve vefa sayfasını ne okuyan, ne dinleyen olmadıktan sonra!-

“Varak-ı mihr ü vefayı kim okur kim dinler

Yırtılıp kâğıdımız etse eğer istimdâd”

“Kâğıdımız imdat çağrısında bulunacak bile olsa dostlardan kimse kulak verip mihr ü vefa sayfasını okumaz, okunsa da kulak asmaz.”

“Varak-ı mihr ü vefayı kim okur deyu heman

Bulsa mecmûa-i alemden ol âfet koparır.”

“Dost zannettiğimiz o) sevgili, eğer kâinat kitabında bir yerde mihr ü vefaya rastlasa, ‘dünyada mihr ü vefa sayfasını okuyan mı kaldı’ diye o sayfayı koparıp atar.”

“Kıyas etme ki ol şûh-ı cefâ-cû merhamet eyler

Ki evrak-ı vefa vü mihri kim okur ya kim dinler”

“Sakın o cefakâr dost, sana merhamet gösterir zannetme; şu dünyada mihr ü vefa sayfasını okuyan veya dinleyen mi kaldı ki?”

BİR DAMLA:

“Dilrubalar sebak-ı cevri ederler ezber

Varak-ı mihr ü vefayı kim okur kim dinler”.

> Yeni Meram >Yazarlar > VARAK-I MİHRİ VEFA
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.