YAZARLAR

Görev aşkı bambaşka bir şey. Zorlamayla olmaz. İçten olacak, içinizden gelecek. Yüreğinizde o sevgiyi taşıyacaksınız. İşinize aşık olacaksınız. Paraya pula zerre kadar değer vermeyeceksiniz!…

Görevini aşkla yapanların, karşılık beklemeyenlerin, övünmeyenlerin, şöyle yaptım-böyle yaptım diye anlatmayanların, değerlerini kolay kolay kimse bilmez.

Hoş bilmekte kimsenin işine gelmez ya…

Böyle insanlar kaldı mı diye sorabilirsiniz?

Her kurumda, her kuruluşta her siyasi partide gerçek anlamda görevini yerine getiren vefakarlar ve cefakarlar var. Onlara görev adamı yakıştırması yapılır.

Aslında yük tamamen bu insanların omuzlarında olsa da, olduğunu bilmeyen yoksa da, parsayı sırtını dağlara, dayılara, emmilere dayayanlar toplar.

Sırtını kuvvetli yerlere dayayanlar, cefakar ve vefakar insanların çeyreği bile etmeseler de fark etmez.

Onlar aşk ile şevk ile kurumlarını, bulundukları yerleri omuzlayıp taşırlarken, görev aşkı edebiyatı ile sırtını yalçın kayalara, dağlara, tepelere dayayanlar füze gibi yükselmeye devam ederler.

İnanın dünden bugüne hiçbir şey değişmedi.

Üstün görev aşkı, sade, yalın ve mütevazi bir kavram olan görev aşkına, kıymeti daha fazla bilinsin diye eklenen ek bir kelime olarak kabul edilse de, bir çok yerde görev aşkı bu işi şimdiye kadar yürütenlerin olsun, amma üstün görev aşkı benim diye havada kapılan bir görev çeşidi olmaktan kurtulamadı!…

Gerçek anlamda görev adamı olanları, karşılıksız görev yapanları, görevinin hakkını verenleri, verilen görevini bihakkın yerine getirenleri kesinlikle tenzih ediyorum!…

Üstün görev aşkı kavramı biraz mizahi, biraz esprili, biraz kinayeli, daha çok mecaz anlamlı bir kavram.

Üstün görev aşkıyla ne yapılır diye sorduğumuzda oldukça esprili ve düşündürücü cevaplar aldık. Neler yapılmaz ki, diyerek üstün görev aşkıyla ne yapılır sorusunun cevabını en kestirmeden verebilirdik.

Gördük ki, üstün görev aşkının taliplisi çok fazla.

Görevini yapmanın dışında, onu üstün bir şekilde, en üstün bir şekilde ya da daha daha üstün bir şekilde yapılabilme adına kategoriler bile var.

Aday adaylığı ve adaylıkla ilgili konuların dillendirildiği, tatlılaştırıldığı, her masa da, her büroda, dolmuşta, otobüste anlatıldığı seçim dönemlerine girdiğimiz şu günlerde bir çok kişi için lazım olabilecek bir referans üstün görev anlayışı. Ve tabi ki ondan doğduğu anlatılan aşkı da unutmayalım.

Sokak ve caddelerimizin aylardan beri neden, onun adı aşk, bunun adı aşk diye afişlerle bilboardlarla donatıldığını şimdi daha iyi anlamış olmalısınız.

Üstün görev aşkı böyle bir şey işte…

Sen dört sene dur, sonra bir anda baştanbaşa aşk kesil!…

Her neyse. Ne diyorduk?

Üstün görev aşkından doğan hizmetin niteliği ve niceliği konusunda beğeniler ve kabuller bir hayli çeşitli, hatta dallı-budaklı cinsinden…

Gelin onlardan sizlere bir demet sunalım, sunalım da mevzunun daha iyi anlaşılması için belki bir faydamız dokunur;

Üstün görev aşkıyla ne mi yapılır?

Emekliyseniz yürünemeyecek hallerde dahi, aşk ile duraklarda otobüs beklenir!…

Eve misafir geldiğinde, hanım ortadan kaybol dediğinde kahvede pineklenir!…

Daha iyi olacak diye sabır taşı çatlayıncaya kadar sabredilir…

Maaşlara buçuklu zamlar yapıldı diye şükredilir.

Öfkelenince, sinirlenince saydırılır…

Fazla sivrilenin ayağı kaydırılır.

Kolay kolay kimselere randevu verilmez.

Adamına göre davetlere, programlara gidilmez!…

Evdeki hesabın çarşıya uymayacağı bilindiği halde planlar yapılır…

Üç bile tutturamazken, sayısalda altı tutturacağım hayali ile yaşanır..

Haritalar çizilir, Proje yapılır, kapalı kapılar ardında olan bitenin sırrı tutulur.

İki kişinin bildiği sır değilse de…

Üstün görev aşkı ile sırlar sırlanır, saklanır, sırdaş filan olunur!…

Sayfa sayfa raporlar yazılır, derininden kuyular kazılır.

Ağlar atılır, sazanlar tutulur, inandırılacak ne varsa inandırılır.

Bağa gidilir, bağ budanır, bağa bülbül dadandırılır!…

Tarlaya gidilir, arpa-buğday biçilir, üstüne bir bardak soğuk su içilir.

Sulu dereye götürülür, her giden her nedense susuz getirilir.

Ayakların altına karpuz kabuğu koymanın Sinüs ve Kosinüsleri hesap edilir.

Tahterevalliden kim daha önce düşecek ihtimaline, ihtimal hesaplarında yer verilir.

Kalbi ılıklardansanız, hanıma verilen hizmet sorgusuz sualsiz yerine getirilir.

Başkana, Müdüre, Amire, Şefe, Patrona içtenlikle birinci sınıf on numara yağ çekilir.

Siyaseten bulunulan yer korunmak ve daha yukarılara tırmanmak isteniyorsa, saygıda kusur edilmez, anlayışın feriştahı gösterilir.

İşiniz ticaretse, her istek emir telakki edilir.

Öğrenciyseniz sınıfta kalmak ne kelime, en azından teşekkür alınır, takdirname için çaba gösterilir.

Çok güzel bir şekilde gözleri açık uyunur.

Hiç çalışmayana, en çalışkan, en sadık eleman diye plaketler sunulur.

Üstün görev aşkına talip olarak, aday olunacaksa olunur. Ankara’nın yollarına, konsensüslere, konjonktürlere, havaların parçalı bulutlu mu, açık mı, rüzgarlı mı, yağışlı mı olup olmadığına özellikle dikkat edilir.Özellikle iftarlar kaçmaz, kaçırılmaz ve tabi ki herkesin göreceği bir yerlere oturulur, sağa sola gülücükler yağdırılır.

Üstün görev anlayışı, dilimizin döndüğü, kalemimizin yazdığı, sütunumuzun aldığı kadarıyla böyle bir şey sevgili okurlar, dilerseniz, sizlerde daha bir çok şey ekleyebilirsiniz!…

> Yeni Meram >Yazarlar > Üstün görev aşkıyla ne yapılır?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.