YAZARLAR

UN ÇUVALA SIĞMAZSA!-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Mızrak çuvala girmez diye meşhur bir sözümüz var ya… Çok daha önceden oldukça küçük zamlar yapılır. Beş kuruş-on kuruşluk zamlara uzunca bir süredir zaten fiyatı değişmemişti diye hak bile verdiğiniz olurdu.
Şimdi bir anda bütün kalemlere, göstere göstere yapılan zamlar karşısında şaşkın seyrediyorsunuz.
O güzel şarkı da, “Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar” diyordu ya…
Bizde şehrimizin zam yağmurlarında, zamdan sırılsıklam olmuş haldeyiz!
Bu halimiz olsa olsa Orhan Velilik olmak üzere, belki oldu da haberimiz yok, olmamışız gibi davranıyoruz.
Ne diyordu Orhan Veli;
Cep delik…
Cepken delik…
Cebimde yok metelik!
Zamların hızına yetişmenin mümkünü kalmadığı şu günlerde, kimsenin ayağını gazdan çektiği yok.
Ne yapsın insanlar?
Nasıl yetişsinler?
Ucuzluk, normal fiyat, bir ürünün, sebzenin, meyvenin gerçek değeri diye bir şey artık yok.
Soğanı, patatesi 7-8 liraya fırlatan,
Limonu on lirayla başköşeye oturtan,
Taze fasulyeye prim yaptırtan,
Domatesi dahi beş lirayla erişilmezler arasına katan,
O görünmez karıştırıcı aynı anda, aynı zaman diliminde her şeye el attı.
Un, buğday ve ekmek!
Toplumumuzun baş tacı…
Ekmeksiz sofraya oturmayan,
Gözü önce ekmek arayan,
Ekmek yemeden doyduğunu hissetmeyen,
Ekmek bitti mi diye soran bir toplum için,
Ekmekle ilgili her haber,
Her söz gündeme oturuyor.
Şehrimizde, 50 kiloluk pastalık böreklik unun 85 lira olan çuvalı 130 lira olmuş. Ankara’da 95 lira olan unun çuvalı 175 liraya fırlamış.
Gerekçeler aramadığınız kadar!
Bugünler iyi günler diye konuşanlar bir hayli fazla…
Un sanayicileri, girdi maliyetlerinin sürekli arttığını söylüyor.
Elektriğe yapılan yüzde 14’lük zam!
Mazot maliyetlerindeki sürekli artış!
Buğdaydaki verim ve kalite düşüklüğü!
Say, say bitmiyor!
Bunlar ne mi demek?
Bu unun çuvala girmemesi, sığmaması demek.
Bu, ekmeğe yeni bir zam daha geliyor demek.
Simit de bundan nasibini alacak demek!
Fakir fukaramız, garip gurabamız yine mağdur olacak demek.
Neden mi?
Askıda ekmek kampanyası, Suriyeli sığınmacılar için özel olarak yapılmışa döndü.
Bizim fakirimiz, yiyecek bir lokma ekmeği olmasa dahi, fırınlarda, marketlere asılı o ekmeği almaz!
Almadığını gördük.
Bazı semtlerde, Suriyeli sığınmacılardan kendi fakirimize sıra gelmediğini de…
Zam elbette sadece un için geçerli değil.
Çiçek yağı, zeytinyağı zamlı…
Yumurta zamlı…
Toz şeker, kesme şeker zamlı…
Adam saatine kordon alacak, saat 10 lira, kordon 20 liraya fırlayınca, sormuş, neden böyle, bizden değil abi, dolar yükseldi cevabını almış!
Fırsatçıların, fırsatı ganimet bilenlerin, fırsat bu fırsat diyenlerin, aç gözlülerin önüne geçilecek, yanlarına varılacak gibi değil.
Dolar yükseldi, euro yükseldi, çarşı-pazarda fiyatlar uçtu gitti!
Dolara sığınıp, euro’ya sığınıp fiyatlara dokunan dokunana…
Fiyatlara dokunmak demek, bizlere dokunmak demek!
Bizlere dokunmak demek, efkarımıza, derdimize, sıkıntımıza, açmazlarımıza, çaresizliklerimize dokunmak demek.
Marketlerin istisnasız bütün kalemlere yaptığı zamlar normal zamlar değil.
Ucuzluğu ve ekonomiye katkısıyla tanınan ve bilinen pazarlarımız eski günlerini mumla aratıyor.
Mızrak çuvala sığmıyor!
Un çuvala sığmıyor!
2018 yılının Eylül ayı, yudumlayın demli çayı!
Çaya da mı zam geldi?
Su zamlı, doğalgaz zamlı, şeker zamlı, elektrik zamlı, gamlıyız gamlı!

> Yeni Meram >Yazarlar > UN ÇUVALA SIĞMAZSA!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.