YAZARLAR

■ Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir.

***

Dün öğle üzeri gelen acı haberle sarsıldım;

Prof. Dr. Erbakan Hoca’yı yitirdik!

Başımdan aşağıya adeta kaynar su döküldü, olduğum yerde kala kaldım.

O, siyasetin ve hizmetin lideriydi. Nice ünlüler onun rahla-i tedrisinden geçmişti;

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve…

Erbakan Hoca, yaşamımda öyle renkli ve derin izler bırakmıştır ki; sayfalar yetmez.

Ankara’dan gazeteci dostlarım telefon etti;

“Odalar Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Erbakan Konya’dan adaylığını koymak istiyor. Siyaset Nabzı iyi tuttuğunuz için, görüşmek üzere sizin adresinizi veriyoruz.”

Mevlana Caddesi’ndeki Meram İş Hanı’nda “Sabah” gazetesini yönetiyordum. Telefondan dört saat sonra Erbakan Hoca’yla, birlikteydik. Görüş alış verişinde bulunduk. Üniversiteden öğrenicilerini ve kendisine yakın duracak kişileri saptadık. Ben de objektif gazetecilik anlayışımın gereği doğru haberlerle kendisine destek vereceğimi belirttim. İşlevimi yerine getirdiğimden sevgisini ve güvenini kazandım.

Gazetemin yönetim yerinde atılan dostluğun temeli, sonraki süreçlerde daha da güçlendi.

Başbakan ve yardımcılığında bireysel bağlamda dostluktan başka hiç bir istekte bulunmadım. İletişimimiz aksamadı, hep iltifat etti, sürekli mültefit davrandı.

Mesleksel yaşamımda diğer liderlerle de bağlantım hep dostça bir seyir izledi. Örneğin, İsmet İnönü, Alpaslan Türkeş, Bölükbaşı, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Ecevit, Mesut Yılmaz, Mustafa Üstündağ, Ferruh Bozbeyli, Mehmet Keçeciler ve…

Daha niceleriyle güven ve saygıya dayalı bir dostluk köprüsü kurmuşuzdur.

Erbakan Hoca Konya’ya her geldiğinde de mutlaka beni arar, Ankara’dan ise, gelip gidenlerle selamını hiç eksik etmezdi. Başbakan ve Başbakan Yardımcısı iken, makama randevusuz, beklemeden anında giren nadir kişilerden biriyim. Bunları hocayı iyi anladığımı vurgulamak için belirtiyorum.

İri cüsseli yapısına karşın, çok nazik ve ince bir yüreği vardır. Vefa, onda insanlık anlayışının bir önsözü ve alfabesiydi.

İnsan Hoca’yı anlatıyorum. Gözlerinden ışıl ışıl zekâ fışkıran, mühendis- politikacı ve devlet adamı Erbakan’dan söz ediyorum.

Rahmetli hocadan iki anım;

Bir: Başbakan olduğunda, kutlamaya gitmiştim. Özel kalem doluydu ve herkes sırasını bekliyordu. Zamanın İstanbul Valisi asker kökenli Vefa Poyraz da vardı. Özel kalem Müdürü Albay ziyaretçi defterine adımı yazıp içeriye girmesiyle birlikte kapı benim için açıldı. Uzun bir söyleşi yaptık. Kapıya kadar geçirdi, kalabalık “kim bu”, diye şaşırdı.

İki; Konya’ya Başbakan olarak geliyordu. Ankara karayolunda karşılayan kalabalıklar içindeydim. Hoca beni görünce, yanıma geldi ve mahcup olduğum bir ifadede bulundu;

Konya için yoluna çıkarken seni göreceğim diye ayrı bir huzur duyarım.”

Erbakan Hoca, sadece makinenin değil, politikanın da profesörüydü.

Allah Rahmet eylesin, mekânı cennet, ulusumuzun da başı sağ olsun!

BİR DAMLA:

ALLAH’TAN GELDİK, GİDECEĞİZ!

Erbakan Hoca, 38 yıllık, 62 yaşındaki eşi Nermin Erbakan’ı yitirmişti. Erbakan Hoca’nın en zor ve acı anı kuşkusuz beyin ölümü gerçekleşen, fişini çekmek için verdiği karar sırasında yaşadı. Şevket Kazan, karar anında Erbakan Hoca’nın mütevekkil bir edayla başını kaldırmadan mırıldandığını aktarıyor;

Allah’tan geldik, Allah’a gideceğiz. İnsan öleceğini biliyor; ancak bunu bir türlü kabullenemiyor”

> Yeni Meram >Yazarlar > ULU ÇINAR; ERBAKAN HOCA!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.