YAZARLAR

ALKIŞ, zayıfların amacı ve sonudur.”

* * *

KÜÇÜK, BASİT SORULAR!

– Teröristleri Habur’dan halayla kim getirdi

…ve katilleri kim affetti?

– Domuz bağı ile adam kesenleri kim salıverdi?

– Şehit annelerini Beyoğlu’nda kim dövdürttü?

– Çocuklara cinsel taciz yapanı kim tahliye etti?

– Kimlerin ihtiyacı var da bunlar salıverildi?

– Güzel vatanımın nereleri kimlere verildi?

– Hangi bankalar hangi ülkelere kimlere satıldı?

Kişiliklere girmeyelim. Girersek…..

Size upuzuun bir liste sunabilirim.

* * *

BİZİMKİLERE DUYRULUR…

İnegöl Belediyesi “naylon poşete hayır” sloganı ile başlatılan kampanya çerçevesinde marketlere bez torba dağıtıldı. Üzerinde “doğayı korumak elimizde”, “yaşanabilir bir dünya için bez torba kullanalım” sloganlarının bulunduğu bez torbalar Belediye Başkan Yardımcısı Gülhan Şahin, Çevre Sağlık Komisyonu Başkanı Ayşe Balcı, Belediye Temizlik İşleri Müdürü Ali Uzun ve Belediye Veteriner Hekimi Mesut Karıman tarafından dağıtıldı.

Naylon poşetler tam 420 yıl sonra eriyor.

Bizde işportacıda, bakkalda, tuhafiyecide, markette, lokantada ve her yerde bu poşetler kullanılıyor. Avrupa’da mı?. O ülkelerde kese kağıtları ve bez torbalar iş görüyor.

Merak ediyoruz, acaba bu naylon poşetleri üreten firmalar kimlerin yakınları oluyor?

* * *

“TÜRKLER DOĞURMASIN”

KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas arasında, Kıbrıs sorununa nihai çözüm bulmak için devam eden görüşmelere “vatandaşlık” konusu damga vurdu. Yeni kurulacak devletin vatandaşlarının sayısının tartışıldığı görüşmede Hristofyas, KKTC nüfusunun önemli bir bölümünün vatandaşlıktan çıkarılmasını istedi. “Kuzey’de nüfus sayımı yapılmalı” diyen Hristofyas, Türklerin sayısının, oluşacak yeni devlette 4’te 1 kadar olması gerektiğini savundu. Rum lider, “bu sayının sürekli aynı kalması yönünde” diretti.

Başbakanımız Tayyip Erdoğan duymasın!

Yoksa en az üç-dört çocuk birden ister.

Bu da olası bir barışın önüne geçer!

* * *

ÖLEN SON YAVRUYDU…

Ana kuşlar, son birikinti suyu da kuruyan gölü terk etmek üzere havalandılar. Yavrularının da kanatlanıp peşlerinden gelmesi için gölün üzerinde daireler çizmeye başladılar.

Ama onların uçma zamanı gelmemişti.

Yuvalarının otları arasından başlarını yana yatırıp, gözlerini kırpıştırarak gökyüzündeki annelerine baktılar.

Anneler orada kalsalar, susuzluktan öleceklerdi.

Gitseler; yavruları orada kalacaktı.

Gökyüzünde dönüp durdular.

Allı turna sürüsü bir indi göle, bir çıktı gökyüzüne. Çığlıklar ata ata yavrularını bu erken ve zorunlu göçe çağırdılar, ama küçük kuşlar ancak bir-iki adım atabildiler, gelişmemiş kanatlarını çırptılar, gökyüzüne doğru ağızlarını açıp kapattılar.

Ama asla uçamadılar.

Burası şu bizim Tuz Gölü’ydü.

Konya’mız ile on dört il ve ilçenin kanalizasyonunu bu muhteşem göle akıtmak için devletin trilyonlar harcayıp 125 kilometre beton kanal yaptırdığı eşsiz göl…

Görülmemiş bir yeryüzü harikası…

Gelişigüzel sulama kanalları ile suyunu bir yandan çekip, öte yandan on dört yerleşimin sanayi atıklarını, fosseptiğini, kirini bağladıkları alüminyumlu, civalı, demirli, zehirli Tuz Gölü’müz…

Ortalık kararmıştı. Birkaç gün sonra anneler gitmiş, yavrular ölmüştü. Bir köylü, muhabirimize, “yaşayan bir yavru bizim gölgemizi görünce annesi sandı ki, ‘yiyecek geldi’ diye birkaç kez ağzını açtı, ama o da öldü” dedi.

Bilemiyoruz, bu ölen belki son yavru kuştu.

> Yeni Meram >Yazarlar > Ufak-tefek sorunlar
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.