YAZARLAR

Türkler ve İslamiyet-Baha Durmaz-Yeni Meram Gazetesi

Lise tarih kitapları, Türklerin İslamiyet’e geçmesini Talas Savaşı olarak kabul etmiştir. Bizdeki yaygın anlayışta bu şekildedir. Lâkin olayın aslı tam olarak böyle değildir. Türkler uzun bir süre Göktengri inancına bağlı kalmışlardı. Boylar arasında, Şamanizm, ata kültü, animizm gibi farklı inançlara da inananlar bulunmaktaydı. Sonralarında Avrupa’ya giden Türk boyları arasında Hıristiyanlık dinine ve Hazar Denizi kıyısında yaşayan Hazarlar içerisinde, Musevilik dinini benimseyenlerde bulunmaktaydı.

Hulefa-i Raşidin döneminden sonra İslam Devleti’nin kontrolünü eline geçiren Emeviler, fetih politikalarına hız vermiş ve Orta Asya’nın içlerine doğru yönelmişlerdi. Özellikle Emevilerin ırkçı politikaları, İslam dinine bu dönemde oldukça zarar vermiş ve dinin evrensel kimliği yerini salt bir Arap kültürü anlayışına bırakmıştı. Bu zaman dilimi içerisinde, Emevilerle Türkler karşı karşıya gelmişti. Bağımsızlıklarına epey düşkün olan Türk boyları ile ırkçı Emeviler arasında Orta Asya hakimiyeti adı altında büyük çarpışmalar yaşanmıştı. Hatta ne kadar çok söylenmese de ne yazık ki çok sayıda Türk şehri ve insanı bu çarpışmalar sırasında soykırıma tabii tutulmuştu. Emevilerin bu sakıncalı politikaları ve anlayışı sonucunda Türklerin İslamiyet’e geçişi gecikmiştir. Ne var ki Emevilerden sonra Abbasi Devleti’nin kurulması ve Abbasi Halifelerinin, İslamiyet’e uygun tutum ve davranışları sonucunda, Türklerin İslamiyet’e bakış açısında da değişiklik meydana gelmiştir. Bu değişiklik yaşanırken devletlerini kaybeden Türkler, Orta Asya’daki en önemli düşmanlarının içerisinde asimile olmamak adına, Talas Savaşında Abbasilerin yanında, Çinlilerin karşısında yer almışlardır. Özellikle Karluk boyunun bu süreçte aktif rol oynaması ve daha sonrasında Abbasi halifelerinin devletin çeşitli kritik pozisyonlarında Türklere görev vermesi, Emevilerin yıllar önce yaptığı yanlışları düzeltmiş ve Türk milletinin İslamiyet çatısı altına girmesine sebep olmuştu. Zamanla Arap tüccarlarla, Türklerin ticari faaliyetlerinin gelişmesi ve buna benzer birçok sebep Türklerin boylar halinde X.YY a kadar Müslüman olmasını sağlayacaktı. Birçok etmenin yanında her iki inancın benzer özelliklerinin bulunması (ahiret inancı, tek tanrı inancı, ahlak ve temizlik, kurban kesme, hakimiyet anlayışı vs.) Türklerin Anadolu’da ve Ortadoğu’da devlet kurmasına ve bu devletler ile İslamiyet’e büyük hizmetler vermesine vesile olacaktı.

Tarih, aslında güzel bir cevap vermekteydi. Türkler hayatlarının hiçbir döneminde, istemedikleri bir şeyi yapmamışlardır. Ve yine Türkler İslamiyet’le tanıştıkları süreden, bugünlere dek, en zorlu mücadeleleri ve İslam’a kalkan olma görevini kanının son pahasına kadar yapmıştır, yapmaya devam edecektir. Sözüm ona kendilerini kutsal toprakların sahibi olarak görenler, her fırsatta Türk düşmanlığını dile getirip, batının uşaklığı altında yaşamaktan zevk alanlar, onurlarını, şereflerini emperyalizme satanlar, yeni nesil Emevi anlayışına sahip olanlar, elbet bir gün sıra size de gelecektir.

> Yeni Meram >Yazarlar > Türkler ve İslamiyet
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.