YAZARLAR

Demokrasinin temel taşı olan seçmenlerimiz hakkında çeşitli görüşler ileri sürülür. Onların değerlendirme yanlışlıkları yaptıkları ifade edilir. Davranışlarında akılcı olamadıkları, pederşahi ailelerde büyüklerin talimatıyla, akrabalık ilişkilerinde hatır saymalarla hareket ettikleri iddia edilir. Siyasetçilerimizin yüce dinimizi siyasal malzeme olarak kullandıklarını zaten biliyoruz. İçten inançlı olmadığı halde, sütten çıkmış ak kaşık gibi dindar görünen siyasetçilerimiz bunda başarılı da olmuşlardır. Dinine duyarlı toplumumuz, bu aldatıcı siyasilerimize çok zaman itibar etmiştir. Bir başka gerçek de, özellikle Güneydoğu Anadolu’da, seçmenlerimiz etnik sebeplerle siyasal olarak kanalize olmuşlardır. Yaklaşık %10 civarında oy aynı partiye verilmektedir. Beri yanda, bilhassa kırsal kesimde, kadınlarımızın kocalarının isteğine göre oy verdikleri bilinir. Okuma yazma bilmeyenlerin fazla olduğu (1950’li yıllarda %66, 1970’li yıllarda %50) zamanlarda da, bu insanlarımızın oyları, akrabanın, kocanın, yakının isteğine göre kullanılmıştır. Ne var ki ülkemizde okuma yazma bilmeyenlerin oranı, zamanımızda % 3,75’e kadar gerilemiştir, dolayısıyla bu durum ortadan kalkmıştır.
Öte yandan önemle ileri sürülen bir husus da, seçmenlerimizin bir çoğunun, siyasal tercihini bir kimlik meselesi haline getirdiği durumudur. Gerçekten, toplumun çeşitli katmanlarında, şehirde, köyde, çok sayıda vatandaşımızın, spor takımı tutar gibi siyasal parti tuttuğunu görebiliyorsunuz. Bu tutkulu (fanatik) seçmenlerle siyasal bir sohbet bile yapamıyorsunuz. En can alıcı bilgi ve belgelerle bir eleştiri yapıyorsunuz, amacınız onu aydınlatmak, ya da onu, kendi siyasal görüşünüze yaklaştırmak. Köşeye sıkıştığı anda gözünü kırpmadan pervasızca, tabir caizse sıkılmadan, -“Yolsuzluk yapıyor olabilir, ama adam çalışıyor abi” diyebiliyor.
Bu vahim ifadeden sonra, o seçmen vatandaşımla sohbeti kesmekten başka çare kalmıyor. Böyle tutkulu, hiçbir ilacın fayda etmediği hasta seçmenlerimiz az değil. Bir tahminde bulunmak gerekirse, bu tür seçmen oranı %15-20 civarındadır. Yukarda saydığımız sebepleri de dikkate alırsak Türk seçmeninin önemli ölçüde, yaklaşık %80 oranında, belli siyasal gruplaşmalar halinde donduğunu iddia edebiliriz. O zaman, “ülkemizin kaderini bu geri kalan %20 mi tayin ediyor?” Sorusu ayağa kalkıyor.
Ülkemizin genç nüfusu, yaşı 18-30 olanlar, genel nüfusun yaklaşık %22’sini kapsıyor. Bu gençlerimiz de büyük oranda (%90) eğitimli. Bunların, tutkulu (fanatik) seçmenler olmadıklarını biliyoruz. Ülkemizin siyasal kaderinde bunların payı büyüktür. Bunlar, eminiz ki, ülkenin, sosyal, ekonomik ve dış politika alanlarındaki durumlarını, kendi bireysel yaşamlarındaki artı eksilerle birleştirerek akılcı (rasyonel) kararlar vereceklerdir.
Yukarda ifade etmeye çalıştığım görüşlerime ek olarak, çok önemsediğim bir noktayı sizinle paylaşmak isterim, Değerli okuyucularım: İnancım odur ki, Türk insanının, ülkenin ve millet bütünlüğünün tehlikeye maruz kaldığı, ya da siyasal tıkanmaların olduğu zamanlarda ortaya koyduğu bir sağ duyusu ve basireti vardır ki, bütün uzmanları ve bilim adamlarını ve kerata anket firmalarını her defasında şaşkına çevirmiştir. Seçmenimize ve onun sağduyusuna güveniyoruz.
Saygılarımla.

> Yeni Meram >Yazarlar > TÜRK SEÇMENİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.