YAZARLAR

İktidarı, muhalefeti, iş adamı, sanatçısı sporcusu özcesi toplumun tüm katmanları hali vakti yerinde olanlar hep gösterişli yaşamı yeğlemektedir. Lükse, israfa prim veriyor, çoğu kez üretimden çok tüketime yöneliyoruz. Bu durumu şöyle okumak da olanaklıdır;

Tüketim toplumuna doğru koşuyoruz!

Yat, kat, dublex, triplex, saray, camlı köşk site, yüzme havuzu, jimnastik salonu gibi sözcükler günlük yaşamın rutini haline geldi.

Sayın Erdoğan’ın gösterişli iftihar sofralarına karşı çıkmasını yerinde buluyoruz. Olaya bir başka açısından yaklaşırsak belki de çağın değişimlerinden kaynaklanan toplumsal huzursuzluk insanları koruma duygusundan yoksun bırakıyor. İçgüdüsel olarak “koruma- güvenlik görevlisi “ sektörünün ortaya çıkmasına neden oluşturuyor. Kimileri koruma ordularıyla dolaşmak zorunda kalıyorlar.

Televizyonlara izliyor, gazeteler de okuyoruz. Ne iş yapıyorsunuz içerikli sorular çoğunlukla böyle yanıt buluyor;

Güvenlik görevlisiyim!

Klasik yaklaşımla, yine “nerede o eski günler? ” deyip eski günlerin özlemini dile getirecek, bir örnekleme olarak da Hz. Ömer dönemine dek uzanacağız;

■ Hz. Ömer’in Halifelik döneminde Medine’ye gelen bir elçi sokakta rastladığı kişiye adresini sormuştu;

“Halîfenin sarayı ne tarafta?”
“Onun sarayı yoktur!”
“Peki nerede bulurum kendisini?”

“Şu saatte sahrâdadır.”
“Bekçi, muhafız yok mudur yanında?”
“Hayır yoktur öyle şeyler.”
Elçi, Halîfeyi bulmak için sahrâya çıktı. Dünyaca ünlü ve herkesin üzerinde titrediği Hz. Ömer kuru toprağın üzerinde kenarında uyuyordu. Elçi onu görünce; “Halîfe bu olsa gerek” diye geçirdi içinden. Çok sevinmişti.
Kendi kendine konuştu;
“ Doğu’da ve Batıda bütün insanlar ondan korkuyorlar. Şunu şuracıkta öldüreyim de dünya rahata kavuşsun!”

Sessizce yaklaştı. Kılıcını kaldırıp tam vuracaktı ki yerden koca bir ejderha çıkıp saldırdı üzerine. Korkup geri çekildi. O an kalbi değişti. Gördüğü bu fevkalâde şeylerden duygulanıp şehadet getirdi ve Müslüman oldu.
■ Medîne’de kıtlık vardı. Halîfe hizmetçiye emir verdi;

“Benim deveyi kes, etini halka dağıt!
Hizmetçi de, “baş üstüne efendim” deyip emri yerine getirdi ve etin iyi yerinden bir kişilik kebap yaptı ve getirip Halîfenin önüne koydu.
Halîfe gördü. Yüz rengi değişti. Hiddetle bir başka emir daha verdi;

“Kaldır bunu önümden onu götür bir yoksula ver!”

Hizmetçi emri yerine getirip sordu:

“Size ne getireyim efendim?”
“Her gün getirdiğini.”

Hizmetçi gidip her günkü yemeğini getirdi;

Zeytinyağı, tuz ve ekmek.

O günlerden bugünlere gelelim, diyelim ki;

İşte Hz. Ömer’den iki hisse ve kıssa!

BİR DAMLA:

Hz. ÖMER’DEN 3. KISSA

■ Hazreti Ömer, Devlet Başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet konusuna özen göstermiştir. Örneğin, gece çalışmaları için iki ayrı kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleri konularındaki notları değerlendirmede, diğerini de devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Özel işlerine ilişkin notları yazarken kullandığı kandilin yağ masrafını cebinden öderdi. Bir konuğu ile söyleşirken kandilin yakıtı tükenmişti; Yakın

– Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin!

Hz. Ömer itiraz etti;

– Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.

Konuk bu kez değişik bir öneri dile getirdi;

Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.

Hz. Ömer bu öneriyi de onaylamadı;

– Konuğa iş gördürmek yiğitlik değildir.

Kalktı, kandilin yağını koyu sakin konuştu;

– Ben kalkıp iş yaparken de Ömer’dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer’im.

> Yeni Meram >Yazarlar > TÜKETİM TOPLUMUNA DOĞRU!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.