YAZARLAR

Evlerimizde sıcak odalarımızda TV karşısında otururken, yağmurun, karın, fırtınanın çilesini çekerler.

Öldürücü yaz sıcağında rahatımızı sağlamak, can güvenliğimizi tehlikeden korumak, arızalanan veya onarılan yollarda araç karmaşasını önlemek için hep görev başındadırlar.

Uygar, gelişmiş, önce ailesinden sonra da okulundan aldığı sıkı bir eğitimle yoğrulmuş toplumların trafik polisleri ise mutludur.

Uygar toplumlarda yurttaşlık bilinci çok gelişmiş ve zihinlere kazınmıştır.

Yaşadığı toplumda, paylaşmayı bilir.

Ortak mal kavramı bilincindedir.

Ortak mal küçük yaştan itibaren aile tarafından kavratılır.

Çünkü aile bireyleri kız- erkek ayrımı yapılmadan, eğitildikleri için, aynı dili konuşur, aynı duyguları paylaşırlar.

Dünya ortaktır. Dünya üzerindeki tüm canlıların yaşama hakkı vardır. Ağaçlar, çiçekler, parklar, göletler ve tüm canlılar çevrelerindeki herkesindir. Ağaca verilen zarar, çiçeklere, çimlere, parklara, göletlere verilen zarar, yaşadığı mahalle, sokak, köy, kasaba, belde, ilçe, il halkını ilgilendirir çünkü ortak paylaşılır ve ortak korunmalıdır.

Trafik kurallarına uymak uygar uluslarda küçük yaştan verilen eğitimle değişmez, değiştirilemez.

Trafik kuralları onlar için sağlıklı yaşamdır.

Araç sürücüsü de olsalar, yaya da olsalar, kurallı davranmak zorunda olduklarını bilirler.

Uygar ulus bireyi; Trafikte korna çalarak ilerlemenin, sık şerit değiştirmenin, şehir içinde hız sınırını aşmanın başkasının hakkına saygısızlık olduğunu bilir.

Uyarılmak, onlar için utançtır, kendine saygısızlık yapmaz.

Şimdi ülkemize bakalım.

Yollar herkesin ama geçiş hakkı da herkesin. Kim açıkgöz, eli çabuk, atik bir sürücü ise en karmaşık yolda bile bir geçiş bulur, arka tarafı birbirine katar ve gider.

Düğünü mü var, eğlencesi mi var basar kornaya ayağa kaldırır caddeleri, oluşturur konvoyunu, trafik kilitlenmiş, akış durma noktasına gelmiş umuruna gelmez!

Trafik polisi durdurur düğün sahibini uyarır.

Cevap:

-Ya abi oyalama bizi neyse kes cezamızı ödeyelim, bitsin.

Bitsin de, her şey para ödemekle bitseydi, güçlü olanlar yaşar, güçsüzlere ölüm tamtamları başlardı.

Özellikle Konya ‘ da yayalar yolların fatihi. Renk körlüğü son safhada. Herkes renk körü.

Trafik polisi eğer ceza yazmaya yeltenirse, cevap hazır.

-Yaz kardeşim yaz. Kaç para ha! altmış lira, tamam öderiz dert etme sen.

Trafik polisi kamusal görev yaptığını zannederken, karşı tarafı ödüllendirmiş duygusuyla ceza yazıp yazmamakta karasız kalır.

Yaz geldi. Ne kadar kanı kaynayan delikanlı varsa atlayıp arabalarına YAKA, MERAM YENİ YOL, AKYOKUŞ. O bölgeler sanırsınız yarış pisti!

Trafik durduruyor ceza kesecek, Konya ‘nın zengin aile çocuğu :

-Bu bugün üçüncü cezam, diye sırıtıyor.

Ehliyet alınıyor, sonra nasıl geri geliyorsa aynı oyun sahneye yeniden konuyor.

Trafik polislerimizin ne görev aşkı, ne görev tutkusu, ne görev bilinci hepsi kül olup uçuşuyor gökyüzüne. Demokrat toplumuz ya! Nice umutlarla başladıkları mesleklerine kırgın, insanlara küskün ve yılgın devam ediyorlar.

> Yeni Meram >Yazarlar > TRAFİK POLİSLERİNİN ÇİLESİ
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.