kapat
Torku Limonata

Tellere Dokunan Parmaklardan Dua Taneleri

  • Giriş Tarihi: 10.09.2013 17:10
  • Güncelleme Tarihi: 22:51
Tellere Dokunan Parmaklardan Dua Taneleri

Refik Fersan’ın Şedaraban Peşrevi, hemen ardından Hacı Taşan’ın eşsiz türkülerinden bir demet. Bir röportaj molası.

Udun tellerine dokunarak muhteşem ezgiler çıkaran parmaklar, az sonra küçük bir torna tezgahının başında minik tespih taneleri hazırlıyor. İnceden bir torna sesi eşliğinde. Tıpkı müzik notalarındaki ahenk gibi, matematiğin ince hesapları gibi, tespih taneleri de ahenkle, incecik hesaplarla diziliyor, dua tanelerine dönüşüyor.

Feti Barut, ud çalışmalarına 1979 yılında Necati Çelik’le başlıyor. Tanburî Cemil Bey ve onun ekolünden olan Yorgo Bacanos, Kemani Nubar, Nevres Bey gibi sanatçıların mahfi öğrencisi olup o tavrı benimsiyor. 1995 yılında Tevfik Soyata’nın kendisine bıraktığı Konya Musiki Derneği’ni 4 yıl çalıştırıp çok sayıda konser veriyor. Profesyonel organizasyonlarla dünyanın dört bir köşesinde sayısız programa katılıyor. Dahası da var…

Siz aslında emekli bir bankacısınız. Müziğe olan tutkunuz nasıl başladı?

Ben müzik çalışmalarıma bankaya başlamadan çok daha önce başlamıştım. Ta 1979 yılında. Müzik çalışmalarını yürütürken Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Bölümü’nden mezun oldum. 1987 yılında da bankada göreve başladım. Bankacılık yaparken de müzik hep benimleydi. Özellikle 1980 yılında Necati Çelik’le ud çalışmaya başladıktan sonra bir anlamda bunu yaşam tarzı haline getirdim. 1995 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi Tasavvuf Müziği Korosu’nda ud sanatçısı olarak görev yaptım. Özellikle Ankara’da bulunduğum yıllarda Sadreddin Özçimi, Ahmed Şahin, Ahmet Çalışır, Tevfik Soyata ile ağırlıklı yurtdışı turneler olmak üzere pek çok konserde yer aldım.

Tespih sanatı da Geleneksel Türk İslam Sanatları’ndan biri. Müziğin bir tamamlayıcısı olarak mı görüyorsunuz?

Kendisi de hezarfen olan Niyazi Sayın Üstadımız ehl-i sanat’a ”Sanatlarını bir başka sanatla yedenlemelerini yani desteklemelerini ” tavsiye eder. İşin içerisine daldığınız oranda idrak istidadınız artıyor. Ecdad bu işi çözmüş ,mesela şehzade eğitimlerinin olmazsa olmazı geleneksel sanatlarımızdan birisi. Sanatı ‘ İtilayı ruh ve tezhib-i ahlak” olarak nitelendirmişler.

Tespihlerde ağırlıklı olarak hangi malzemeleri kullanıyorsunuz, tesbihin sanatsal hüviyeti nedir.

Tespihler genelde kehribar, kuka, boynuz, fildişi veya kıymetli ağaçlar gibi malzemelerden yapılıyor.

Tesbihde önce tanenin şekline ve ölçüsüne karar verilir, oval,beyzi,sığırcık,arpa vs. ve tesbihin tüm parçaları mikronsal bir hassasiyetle tanelere orantılanır. Mesela imame boyu 5 veya 6 tane uzunluğunda olmalı, imamenin altındaki habbe tanelerle aynı olmalı ,imamenin ucundaki habbe , tesbihin kamçı kısmındaki ara taneler ve hitamenin altındaki habbe ile aynı olmalı ,hitamenin büyük habbesi ise ana tanelerle aynı olmalıdır. İmamedeki ve hitamedeki ana habbelerin yerine değişik sarık figürleri lale figürleri konulabilir ama onların ölçüleri de tanelerle aynı olmalıdır. Yani bir altın oran dan söz edilebilir belki, eski fakat en uygun tabiriyle tesbihin tüm parçaları ” insicam” içerisinde olmalıdır.

Yüzyıllardır süre gelen bir sanat. Neden vazgeçilemiyor?

Efendim günümüze ulaşan kalıcı ve müessir eserlere baktığınız zaman hepsinin yapılış gayesinin her türlü maddi kaygılardan uzak, ilahi aşk olduğunu görüyorsunuz. Rönesans ve daha evvelki gayrimüslim sanatçıların günümüze gelebilmiş ve taklit edilemeyen eserleri ya tanrı heykelleri , ya aziz heykelleri ve resimleri yahut da kiliseler. İslamiyetde resim ve heykel in caiz olmaması nedeniyle bu alanda eser verilmemiş ama hüsn-ü hat, musıki , tezhip , ebru gibi sanatlarda erişilmez eserler verilmiş. Bunların kalıcı ve müessir olanlarının da yapılış gayesi aynı , İlahi Aşk. Hattat ism-i celal i en güzel nasıl yazabilirim, müzehhip o ismi veya ilahi kelamı nasıl tezhib ederim , musıkişinas ise O nun ismini en latif şekilde nasıl zikrederim de rızasını kazanırım ın peşinde.

Siz de bu işi maddi beklentiniz olmadan mı yapıyorsunuz?

Efendim işin içerisine maddi kaygılar yani ben şu işi yapayım da şöhret olayım , tez zamanda zengin olayım gibi düşünceler girerse bu kaygılar yapılan işe anında yansır. Belki o anda avam tarafından kabul görür ama kalıcı olmaz. Ancak ” Marifet iltifata bağlıdır” Her işin bir bedeli vardır . Ama Geleneksel Türk İslam Sanatı ile bi-hakkın iştigal edenlerden zengin olanını ben duymadım.

Gençlere bir şeyler söylemek ister misiniz ?

Gençlere de yetişkinlere de acizane şunu söylemek isterim ,Türk İslam Sanatları ile uğraşmanın bir terapi etkisi vardır. Eğer gerçekten o işe gönül vermişseniz , yolda yürürken ud çalarsınız ,karşıdan gelene bakar görmezsiniz, yatağa yatarsınız tesbih işlemesi yaparsınız vs. Ama eliniz boş olursa kişileri düşünürsünüz, Ali beni aramadı, kardeşim şunu yapmadı vs. en kötüsü dedikodu. Tabiki sanatın insan üzerindeki müsbet etkilerini burada saymak mümkün değil.

Bu arada ” Gör zahidi kim sahib-i irşad olayım der , Dün mektebe gittim bu gün üstad olayım der ” lafı muvacehesinde telakki edilmeyelim lütfen.Bu işleri ecdad yapmış ve erişmek de mümkün değil . Bir kere bizlerin, onların ihlasında olmamız mümkün değil , bendeniz ancak hocalarımızdan duyduklarımı aktarıyorum , bendeniz de ecdadın yolundan gitmeye çalışıyorum

Çiğdem KURUT-Zeliha BOZDEMİR


ETİKETLER

> Yeni Meram >Arşiv > Tellere Dokunan Parmaklardan Dua Taneleri
HABER YORUMLARI