YAZARLAR

TASARRUF!-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Tasarruf, bir şeyi istediği gibi kullanma yetkisi ve kullanım anlamına gelmekle birlikte, tutum,
para biriktirme ve artırım anlamlarına da geliyor.
Bizde tasarruf daha çok, fedakârlık, özveri, biriktirme ve birikim gibi başlıklarla karşımıza çıkar. Tasarruf yapanların, kendini tasarrufa alıştıranların, küçük birikimlerle yola çıkanların hayal edecekleri ne varsa sonunda kavuşacakları anlatılır.
“Damlaya damlaya göl olur” atasözü kulağınıza küpe olsun diyen İlkokul Öğretmenlerimizin mekanları cennet olsun.
Öğretmenlerimiz gibi ana ve babalarımızda tasarruf konusunda oldukça hassastılar.
Bizim nesil, tasarruf konusuna hiç itiraz etmedi. Bayramlarda babamızdan ve baba dostlarından aldığımız bayram harçlıklarının dışında paramız olmazdı.
Annelerimizin bilgisinin dışında olmayan, ekmek paralarının üzerinden her gün arta kalan beş-on kuruşları biriktirir, hafta sonunda kardeşlerimizle sinemaya gitmeyi hayal ederdik.
Sonra kumbaralarımız vardı.
En revaçta olanlar Ziraat Bankası ve İş Bankası kumbaralarıydı.
Benim kumbaram Ziraat Bankası kumbarasıydı. İlkokul üçüncü sınıftan yani, 8-9 yaşlarından beri Ziraat Bankalı olduğumu da bu arada söylemeliyim.
Adıma Ziraat Bankasında kumbara hesabı açtıran rahmetli babam, kardeşlerimin en büyüğü olarak küçük yaşlardan itibaren tutumlu olmayı öğrenmemi arzu etmişti belli ki…
Tasarruf hayatımızın her döneminde vardı zaten.
Başka türlü geçinmek, ayakta kalmak memur için, işçi için, ücretli insanlar için ay sonunu getirmek söz konusu bile değildi.
Çocukluğumuzdan beri hiç lüksümüz olmadı, hatta oyuncağımız da. Bu o dönemin çocuklarının yüzde doksanından fazlasının yaşadığı hayat biçimiydi.
Anne ve babalarımız üzerlerine bayramlar dışında pek bir şeyler almazlar, alamazlardı.
Rahmetli babamın, kardeşimle bana pantolon diktirip, Polis kumaşından yapılma pantolonuyla geçirdiği yaz dönemlerini, bugün yüreğim burkularak hatırlıyorum.
Tatil, aile büyüklerimizi görmek, onları ziyaret etmekten ibaretti. Gurbette olunca, memlekete gitmek bayrama benzeyen bambaşka bir duyguydu çünkü!
Oldukça zor şartlarda okuduk.
Babalarımızdan gelen para derdimize derman değildi lakin, biz o parayı nasıl tasarruflu kullanacağımızı bizzat yaşayarak öğrenmiştik.
Çocukluğumuzdan itibaren duyduğumuz kemer sıkmayı, bizler hayata atıldıktan sonra da dolu dolu yaşadık. Her gelen iktidar kemerleri sıkacağız, tasarruf yapacağız, tasarrufa riayet edeceğiz, riayet edilmesini sağlayacağız diyordu.
Aynen babalarımız gibi, ayın sonunu getirmek için elimizden gelen gayreti sarf etmeye başladığımızda, onların neler çektiğini, bize bağırlarına taş basıp nasıl hayır dediklerini çok daha iyi anladık!
Çok şükür ki, fedakâr, cefakâr, vefakâr annelere ve eşlere sahiptik.
İnanın adına lüks diyebileceğimiz hiç biri şeye sahip değildik. Halk arasında harcıalem denen lüzumlu eşyaların dışında, ev eşyamız da yoktu.
Ancak arkamızda kale gibi duran annelerimiz ve babalarımız vardı.
Kendimizi bildik bileli, gündemimizden düşmeyen bu tasarruf bizi çok yordu, çok üzdü. Bir şeyin sahibi olabilmek onlarca yıl deli divane çalıştık!
Batan bankalarda, banker ve holdinglerde birikimleri olanların tasarrufları öyle hazin bir şekilde battı ki, insanlar neleri var-neleri yok kaybettiler.
Geriye bir ömür boyu çalışıp, bir ev, birde araba sahibi olmayı hedefleyen ve bunun için tasarruf yapmaya yönelen insanlar kaldı.
O insanların kimi kooperatiflerden, kimi dövizle ev ve araba alma teşebbüslerinden mahvı perişan
oldular!
Tasarruf bu durumuyla iki yakamızı bir araya getirmedi.
Birçok ailenin aile saadetini yok etti!
Kardeşleri, hısım-akrabayı düşman etti, küstürdü, canından bezdirdi!
İntihar edenler, kalp krizi geçirip bu dünyaya elveda diyenler, felç olanlar oldu.
Tasarruftan doğru düzgün bir şey anlayan da olmadı, bu işi kavrayanda…
Babadan, atadan, güven esasına, söz esasına uygun bir şekilde tasarruf bilgileriyle bugün geldiğimiz nokta,
Hüsrandan,
Burukluktan,
Güvensizlikten,
Söz verenlerin sözlerinden dönmesinden,
Aldatılmaktan,
Kandırılmaktan, kaynaklanan olaylarla dolu!
Haddizatında, tasarruf kapsamına girmesi gereken her ne varsa, çocukluğumuzdan beri hepsini fazla-fazla yerine getirdik.
Gördüğünüz gibi, tasarrufu, sen, ben, öteki, beriki, hepimiz yani hep bizler yaptık, ne anladık, ne geçti elimize?
Tasarruf diyenler, dilinden düşürmeyenler, tasarrufun nimetine kavuşurken, tasarruf yap denilenler ümitle ve hayalle karışık tasarrufun külfetine razı edildiler gibi bir manzara çıktı ortaya…
Dünden bugüne, tasarruf denen;
O yalnızca bize yan bakan,
Yüzü gülmeyen,
Bizden yana ve taraf olmayan,
Sizde haklısınız dememek için onlarca gerekçe icat eden,
Elimizde avucumuzda ne var ne yok, bir sefer yüzümüze gülüp elimizden alan o kavramdan,
O kadar çok alacağımız var ki…

> Yeni Meram >Yazarlar > TASARRUF!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.