YAZARLAR

Kitabi olarak konuşulacak olursa, Tarih yazmak kolay bir hadise değil. Tarih yazmayı tarihçilere bırakmak gerekiyor.

Gerekiyor amma, tarihçiler kenara alınalı ve yazmayı bırakalı çok oldu. Hatta konuşmalarına kimsenin tahammülü yok.

Tarihi herkes kendi işine göre yorumladığı ve değerlendirdiği için gerçek tarih yazanlar mazide kalmış durumda.

Tarih yazmayı önce sporculara, sonra öğrencilere ve bir daha geri dönüşü olmamak kaydı ile de siyasetçilere bırakmış bulunuyoruz.

Tarihse biz yaparız, yazacaksak biz yazarız, yada bizim dediklerimizi yazacakları buluruz düşüncesi oldukça hakim!…

Tarih yazma merakının bu denli yüksek seviyelerde seyredeceğini söyleselerdi, inanan olmazdı!…

Hemen bir çok devlet ve millet asırlardan beri tarihlerini, günlük, aylık ve yıllık olarak görevlendirdikleri tarihçilere yazdırmıştır.

En eski tarihçi olarak, Heredot kabul edilir.

Heredot’tan günümüze tarih yazanlar, önemli olayları, savaşları, barışları, Kralların taç giyme törenlerini ve bir çok önemli olayı en ince ayrıntılarına kadar yazmışlar.

Mesela Osmanlı’da vekanüvisler vardı.

Tarihe düşülen notlar, her önemli konu ve olay yazılmış, kayda alınmıştı.

Günümüzde tarih yazmak kavramı siyasetin tam ortasına düştü.

Bu söze bayıldı arkadaşlar.

Her ne yapsalar tarih yazıyorlar!…

Hatırlarsanız, kurumlar, işletmeler, amirler ve yetkililer “bu bir milattır” diyerek tarihi referans almışlardı.

Her yeni başlangıç için yeni bir beyaz sayfa açarak, bu bir milattır diyenler, kurumca tarih yazdık, tarih yazıyoruz, tarih yazacağız, bizden başka kimse tarih yazamaz, bize tarih yazmak yakışır, arkadaşlara gidin, tarih yazın gelin dedim!…, Tarih yazmak bize yakıştığı kadar hiç kimseye yakışmadı, gibi söylemlerle dillerde geziyorlar.

Tarih yazma meraklıları, bir kurdele kesmekle, bir şirket kurmakla, bir hamle yapmakla tarih yazdıklarını öne sürüyorlar. Siyasetçiler, en küçük seçim zaferlerinden tutun, seçim iddialarını, yeni hedeflerini tarih yazma olarak nitelendiriyorlar.

Ancak, Tarih yazma konusunda kimse Belediyelerimizin eline su dökemez!…

Tarih yazmak kadar, yazdığınız tarihi anlatmakta çok önemli…

Büyükşehrimizin 300 eser, 400 eser, 500 eser anlatımlarını unutmadınız değil mi?

Başkanımız, elinden düşürmediği mikrofonla asfalt döktürdüğü sokaklara varıncaya kadar hiç bir ayrıntıyı atlamadan eserelerini tek tek saatlerce anlatmış, adeta tarih öyle yazılmaz, böyle yazılır denmek istenmişti.

Her açılışta, ne tarihler yazıldı, ne tarihler!…

Unutulanlar, hatırlanmayanlar, sıralama harici kalanlara hala sıra gelecek…

Yolların tarihi yazıldı…Asfaltlanan bilumum sokak ve caddelerin tarihi yazıldı.

Alt ve üst geçitlerin tarihi yazıldı…Köprülü kavşakların tarihi yazıldı…

Bedestenin tarihi yazılmaya devam ediliyor…Mevlana Kültür Vadisinin tarihi yazıla yazıla bitirilemedi…Kelebekler Vadisinin tarihi bunun adı aşk diyerek yazıldı ve bunun adı aşk olarak kaldı!…

Kentsel dönüşümler, milletin başına döndürse de, dönüşümün tarihi yazıldı, zihinlere kazıldı.

Mevlana’ya duyulan aşk konusunda, o kadar çok tarih yazıldı ki, aşkın tarihini yazsam yeniden konusu gündeme geldi!…

Karatay konutta tarih yazarken TOKİ gibi Belediye unvanına sahip oldu!…

Alaaddin tepesinin tarihi henüz yazılamadı.

Kent Meydanının tarihi, “dök zülfünü meydane gel” şarkısı eşliğinde Meydan tarihi olarak yazılıyor.

Konya sokağının tarihini, tarihten gelmeyen izlerle yazmaya çalıştılar, “adı tarihi yumurtacılar sokağı” olarak anılmaya başladı.

Kaldırımların tarihini geçen Aralık ayında yazmıştık, dökülenlerle, sökülenlerle, çökenlerle birlikte yeni bir kaldırım tarihi daha yazmaya devam ediyoruz.

Konya kültürü ile ilgili birçok konuda tarih yazılamadı.

Konya’nın öz be öz sanatçılarının bir araya getirilmesi, onların desteklenmesi konusunda tarih yazılması lafta kaldı!…

Konyalı sanatçıların üvey evlat olarak görülmesi konusunda tarih yazıldı.

Vatandaş kalkıp da burada bizim sanatçılarımız neden yok demediği için, Konyalının suskunluğunun tarihi yazılamadı!…

101 Mahalle’de 200 bin kişiye Mahalle iftarı verilirken bir başka tarih daha yazılacak!…İsraf Tarihi…

Dün gece şu, şu, şu mahallelerdeydik, şu kadar bin kişi ile birlikte iftar ettik, tarih yazdık denilecek ve tarih yaza yaza pilav yenilecek!…

Siz yazılacak tarih gösterin, biz tarih yazmaya koşa koşa geliriz denmek isteniyor aslında.

Tarih yazdıklarını söylüyorlar lakin, içlerinde tarih yazan bir tane tarihçi yok!..

Neden yok? Çünkü, gerek yok!…Olursa olmaz der, yanlış der, taş koyar, sizin yazdığınız tarih falan değil, tarih yazmanın içini boşaltmak, tarih yazmayı sulandırmak der!…

Tarih yazma kavramının içini boşaltırsanız, dükkan bile açsanız tarih yazarsınız!…

Tarih yazma kavramı olur-olmaz o kadar çok yerde kullanılıyor ki,

Belediyelerimiz tarihi kendi bildikleri gibi yazıyorlar. Tarih yazanları olmadığı için, ikazları dikkate almadıkları için, yazılanları tersinden okumaya meyyal oldukları için, özellikle şehrin ahilik kültürünü, sanat erbabını yok saydılar.

Yanlış yapıldığı yönünde ki, ikazları, işlerine karışmak, akıl öğretmek, bilgiçlik taslamak olarak kabul ettiler. Küstüler ve sustular.

Susunca mesele halloldu sanıyor olabilirler. Yeni Stad yerinin tarihi yazıldı mesela….Eski Stad yerinin tarihini kim yazacak? Suskunluğun Tarihini de gün gelir bir yazan çıkar.

Merak ettiğimiz bir başka konuda şu; Yazdığınız tarihlere ait kitapları, el yazması olarak ceylan derisine ve tek nüsha mı yazıyorsunuz?

Tek nüsha yazılıyor olacak ki, okuyanı, araştıranı olamıyor. Tevatür ve rivayetlerden geçilemiyor sonra!…Tarih yazmak ciddi bir iş aslında da, biz yazdık oldu demek şu günlerde moda!…Bilirsiniz modalara bayılırız, hele Tarihin modası hiç mi kaçmaz, hiç mi geçmez!…

Ne dersiniz?

> Yeni Meram >Yazarlar > Tarihi kim yazar?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.