YAZARLAR

■ Tarih muazzam bir erken uyarı sistemidir.
***
Çokça tartışılan bir konu vardır;

Tarih Tekerrür eder mi, etmez mi?

Osmanlı Sultanlarından Abdülhamit, ne kadar “Tarih değil, hatalar tekerrür eder” öngörüsünde bulunsa da, tarihin tekerrür ettiği de bir gerçektir.

Tarih tekerrür etmez derler;

Hayır! Eder. Hem de bal gibi eder.

Örneğin, Ünlü Şair Jacques Prevert’in 60 yıl önce yazdığı “Bildirim” adlı şiirinin tüm dizeleri günümüz gerçeklerine uyarlanacak bir nitelik taşıdığına göre;

Tarih, tekerrür eder!

Genel kural olarak tarih tekerrür etmez, etmesine de, ders alınmadığı takdirde eder de eder. Hem de nasıl eder;

■ Geçmişten adam hisse kaparmış. Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?

“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

Mehmet Akif Ersoy

Traktörü bırakıp karasabana mı dönsek

Hollanda’nın yüzölçümü ülkemizden 25 kez daha küçük, 34 bin kilometrekaredir; nüfusu bizim beşte birimiz, 16 milyondur. Bu mini minnacık ülkenin 280 milyar dolarlık dış satımının içinde, salt tarım ihracatı 60 milyar dolardır. Tarımda çalışanların sayısı Türkiye’dekinden 10 kat daha az olmasına karşın, ihracatı Türkiye’dekinin 12 katıdır.

Ha traktör olmuş, ha karasaban.

Ne fark eder ki…

■ Ülkemiz, 20 yılda rüşvet ve yolsuzluktan 300 milyar dolar, terörden ise 100 milyar dolar kayba uğradı. Osmanlı’nın en güçlü ve zirvede olduğu dönemde de rüşvet vardı.

Bağdat yakınlarında yaşayan ve yoksul bir şair olan Fuzûlî Kanunî’ye yazdığı mektupta durumunu belirtmiş, devlet hazinesinden maaş bağlanmasını istemişti. Bunun üzerine Padişah, Bağdat’taki vakfın zevaidinden, masraflar çıktıktan sonra, kalan fazlasından Fuzûlî’ye maaş bağlanmasını öngören bir berat göndermişti. Fuzûlî beratını alır almaz vakıf idaresine gitmiş ve gereğinin yerine getirilmesini istemiş, şu yanıtı almıştır;

“Sen git, biz gereğini yaparız!”

Aradan aylar geçmiş, ne arayan var, ne de soran. Yeniden vakıf idaresinin yolunu tutmuş. İkinci gidişte karşılaştığı muameleyi “Şikayetnâme” ile Nişancı Paşa Celalzâde’ye yazmak zorunda kaldı. Selam verdim, rüşvet değil deyü almadılar, ifadesi şikayetnâmenin baş tarafında yer aldı. Fuzûlî, mücadelesinin sonuç vermediğini dile getirir;

Baktım ki sorduklarıma cevaptan başka bir karşılık vermiyorlar ve bu berat ile ihtiyacımı karşılamıyorlar, çaresiz onlarla cedelleşmeyi bırakıp hiçbir şey elde etmemiş olarak kendi yalnızlık köşeme çekildim.”

Koçi Bey, IV. Murad’a memuriyetlerin parayla ehliyetsiz kişilere satıldığından yakınırken, Katip Çelebi, Mizanü’l-Hakk adlı eserinde rüşvetin haram olmasına karşın, alınıp verildiğine vurgu yapar;

Zararı ve cezası görülmediği herkes tereddüt göstermeyip kabul eder.

Rüşvet, Tanzimat döneminde yönetimi tehdit eder düzeye ulaşmış, Abdülmecit 1839’da yayınladığı Tanzimat Fermanı’nda Sadrazam Reşit Paşa’ya yasaklanması için yasal düzenleme yapılmasını istemiştir;

Dinen reddedildiği halde ülkenin alt üst olmasının en büyük nedeni rüşvet denen iğrenç şeyin alınıp verilmemesi güçlü bir kanunla sağlansın.

Sultan Aziz’in Baş Mabeyincisi Mustafa Nuri Paşa yazıya döker;

■ Rüşvet kaldırılamaz. Hiç olmazsa insaflı olmalıdır ki, sahibine hayır getirsin, verene de yıkım olmasın.
Tarih tekerrür etmez derler;

Hayır! Eder. Hem de bal gibi eder.

BİR DAMLA:

■ İnsan, her dönemin adamı değil, her dönem adam olmalıdır.

> Yeni Meram >Yazarlar > TARİH VE TEKERRÜR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.