YAZARLAR

***

“HER aptal onu beğenen başka bir aptal bulur.”

***

KUTLAMALAR ÖNCESİYDİ

Sağolsunlar mesaj atmışlar: Çağrı Şen: “Siz hala TV’lere çıkıp ‘vatan sağolsun’ demeye devam edin. Yarın ‘sağolsun’ diyebileceğimiz bir vatan olmayacak! ‘Uyuyan milletler ya ölür ya da köle olarak uyanırlar.” ; Metin Başpınar: “Söyler misiniz? Rüyada falan mıyız biz?”; Neco Öztürk: “Müslümanız ama sapına kadar Atatürkçüyüz. Din sömürüsüne hayır.”; Orhan Aydın: “Bence de yasal işlem yapılsın, Vali Yargılansın.”; Çiçek Coşkun: “10 Kasım 09:05’de yapılan saygı duruşuna da yasak getirirler! ‘Ana caddelerde, meydanlarda ve yollarda değil de daha önce belirlenmiş alanlarda yapın saygı duruşunuzu’ derlerse şaşırmam.”; Raif Canlıer: “İzmir’in farkını anlayabildiniz mi? Biz burada Atatürk’ün portresini yapacağız aslanlar gibi. Vali de orada olacak.”; Hakan Beydil: “Milli bayramların yasaklanması egemenliğimizin bittiğinin resmidir.”

Ekleyecek bir sözümüz yok.

***

SAF DEĞİŞTİRENLER

İçlerinde, “Bakanlar” çok…

İçlerinde, “Milletvekilleri” çok…

İçlerinde, “Belediye Başkanları” çok…

İçlerinde, “Gazeteciler” çok…

İçlerinde, “Bürokratlar” çok…

Bunlara “dönek” denir. İçlerinde, “Ben muhalefettenim, iktidar para koklatmıyor, hizmet için parti değiştiriyorum” diyen babayiğitler de çıkıyor.

Saf değiştirme hassaslığında Büyükşehir eski başkanı sn. Mustafa Özkafa’yı takdir ederim.

Ne bakan, ne mebus, ne başkan, ne bürokratlar gördük. Makamları uçunca ve karşılaşınca gözlerini kaçırırlar. Senin-benim başım yukarda, onlarınki aşağıda.

Boşuna dememişler, “Başlayan her güzel şey biter” diye. “Koltuklarının tapusu mu var?”

Bu arada hatırladım. Başbakan Erdoğan, Konya’ya bir gelişinde görüntüsü bozuk bir arsaya rastlamış ve “Ne buraların hali böyle” diyerek kimi sert sözlerle paylamış? Demek ki, Başbakanın Şeb-i Arus’a gelecek olması nedeniyle ana arterlerdeki kaldırımlar “sök-tak” değiştiriliyor, diğer caddeler üvey oluyor! Başbakan, bir de 2 kişinin öldüğü şu Sille alt geçidinden geçse de birisi o trafik kazasını anlatsa.

Tabii ki, mangal gibi yürek varsa…

***

SONUN BAŞI… 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos’ta faşizmin dişleriydi. Son Cumhuriyet Bayramı’nın da tüm güzelliklerini engellemek istediler… Ankara’da 100 binler barikatları deldiler, ATA’ya ulaşıp dua ettiler, marşlar söylediler. Gerçi TSK, “İzdihamdan ziyaretçi sayısını belirleyemedik” dese de 1.5 milyonun üzerinde olduğu iddia ediliyor.

Gözleri gazdan, bedenleri coplardan şikayetçiydiler. Fakat azmettiler… Kutlamaları kutlatmamak için barikat kuranların sağından-solundan, gözleri yaşlı atlayarak hedefe vardılar ve birlikte haykırdılar:

“Türkiye’yi böldürmeyeceğiz!”

Panzerlerle, helikopterlerle, coplarla, biber gazlarıyla aldıkları emir gereğince karşılarındaki polis kardeşlerine direndiler. Hoş… O kardeşlerimizin çoğunluğu da Cumhuriyet sevdalısıydı ama milyonluk sevdalılar önüne korkuluk gibi çıkartıldılar!

*

29 EKİM’de İzmir’deydim.

Yer gök kırmızı beyaz, ay yıldız…

Kent, sanırsınız Gelincik tarlası…

İçinizden gelecek, içinizden…

Küçük bebeler, ellerinde posterler…

Kimi anasının, kimi babasının…

Kimi ninesinin, kimi dedesinin…

kucaklarındaydılar.

Öbür ellerinde küçük pet şişe suyla…

Yaşarsanız göreceksiniz; hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Üniversitesini, yargısını, ordusunu, medyasını, sermayesini, sendikalarını, kurumlarını, ilkelerini yok ettiklerini sandıkları Cumhuriyetin en büyük gücü, “damarlarında asil kan” olanlardı.

Yazın bir kenara. Gün gelecek….

“12.10.2012 sonun başıydı” diyeceksiniz.

> Yeni Meram >Yazarlar > Tapu!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.