YAZARLAR

Tabansızlar ve Vatansızlar-Ümit Sürmeli-Yeni Meram Gazetesi

Tabansız ne demek?
Bencil, yüreksiz, fırıldak, iradesiz, zoru görünce arkasına bakmadan kaçan, işler düzelince de utanmadan hiçbir şey olmamış gibi bıraktığı yerden devam eden demektir.
Vatansız ise; yurt kavramı gelişmemiş, millet olma bilinci yok olmuş, tarihini okumamış sadece işine gelen bölümleri duyarak öğrenmiş, okuma özürlü, inceleme özürlü, vatan savunması söz konusu olunca kaçacak delik arayıp bulduğu ilk delikten kaçan, savaşı garibanlara, sefayı lüksü kendine layık gören, çıkarı için inanmadığı her türlü fikri Tanrıdan korkmadan savunan, vatana değil paraya tüm benliğini veren, vatan kurtaran kahramanlara sırtını dönen, onların adını anmayan, cennet vatanın her karış toprağında emeği olanları unutup, vatanını dış güçlere peşkeş çeken hainlerle birlik olanlara denir.
18. Mart 1915 tarihi, bir neslin çocuklarıyla aydınlarıyla yok olduğu tarihtir.
Bu bana neyi anımsatıyor?
Adnan Menderes’in işgalci, mazlum milletlerin katili NATO’ya girebilmek için, 700 vatan evladını Kore Savaşı saçmalığında bizi hiç ilgilendirmeyen bir savaşta ölüme göndermesini.
18 Mart ruhu konferanslarında bence bunu da anlatmalısınız.
Ne de olsa Sarıkamış’da, basiretsiz, hayalperest, askeri yönden kifayetsiz kişilerle yönetilen devletlerin ve orduların nasıl 90 bin Türk evladının donarak ölüme gönderildiğini açıklar ve kararmış, Mustafa Kemal düşmanlığı ile sulanmış beyinlere biraz oksijen verirsiniz.
1914 Alman ittifakı ile Osmanlı devletini bitiren adım atıldı. Enver Paşa’nın bu adımından sonra GOEBEN ve BRASLAU zırhlı gemilerinin Rus limanlarını bombalaması sonucu Osmanlı resmen savaşa girdi.
Önce bu faciayı yaratanları anlatın ve o şehitlere sorun bakalım haklarını hem padişaha hem de sebep olan Enver Paşa’ya helal ediyorlar mı?
Çanakkale Savaşı’nda eğer Liman Von Sanders Paşa’dan Mustafa Kemal Anafartalar gurup Kumandanlığını almasaydı, Mustafa Kemal düşmanın yoğun ateşinden kaçan Mehmetçiğe, ‘Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum’ diyerek direnme gücünü vererek 57. Alayın gelmesine kadar zaman kazandırıp o bölgeyi kurtarmasaydı 9 Ocak 1916’da Gelibolu Yarımadası düşmandan temizlenir miydi?
Anafartalar’da gurup komutanı olarak MUSTAFA KEMAL’e, üstün başarıları nedeniyle MUHAREBE GÜMÜŞ LİYAKAT MADALYASI, başarıları ile MUHAREBE ALTIN LİYAKAT MADALYASI verildi.
Şunu da lütfen konferanslarınızda dinleyicilerinize anlatın:
5. Mehmet Reşat 1. Dünya Savaşı’nda cihat ilan etti.
Padişahımız efendimiz aynı zamanda tüm Müslümanlar’ın da din başkanı yani halifeleri.
Ne yazık ki hiçbir Müslüman onu takmadı. Üstelik Araplar, İngiliz ve Fransızlarla birlik olup Osmanlı’yı sırtından hançerlediler.
O dönem İngiliz’e uşaklık ediyorlardı değişen bir şey yok şimdi de ABD’ye uşaklık ediyorlar.
Tam 250 bin vatan evladı şehit oldu.
Mustafa Kemal bu Cumhuriyeti vatansız ve tabansızlarla kurmadı.
Bedelli ödeyip keyfine bakanlarla kurmadı.
Bizi hiç ilgilendirmeyen, Suriye bataklığında, Rakka’da, El-Bab’da şehit olanların dedeleri ataları ile kurtardı.
‘Çanakkale geçilmez’ diye tarihe not düşen şehitlerimiz, top güllesini sırtlayan Seyit Onbaşımız, silahında mermisi bitince düşmana taşla karşılık veren Mehmet Çavuşumuz, 27. Alay komutanı şefik bey, Nusret Mayın Gemisi mürettebatı, tümü şehit olan 57. Alay kahramanları: rahat uyuyun. Bakın tüm dünya devletlerinin ‘Anafartalar kahramanı’ olarak tanıdığı ve İngiliz Amiralin çektiği telgrafta ‘Mustafa Kemal olduğu sürece Çanakkale geçilemez’ dediği paşanız yıllar sonra Türk Milleti’ne vasiyet gibi bir sesleniş bırakıyor. Yıl 1937 ‘Ben Bir İnkılap Çocuğuyum’ adlı kendi hayatını anlatan bir film senaryosu yazdırır. Bu senaryonun düzeltme notları altına kendi el yazısı ile şöyle yazar.
‘Bir zaman gelir beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkar ederler ve bana karşı çıkabilirler. Hatta bunlar benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından da çıkabilirler.
Fakat ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve o kadar kuvvetlidir ki, bu fikirler Hint’den, Mısır’dan döner dolaşır gene gelir. Feyizli neticeleri kalpleri doldurur.

Çanakkale Zaferi aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın da ilk adımıydı.
Ne acıdır ki 250 bin Türk gencinin, komutanlarının, çocukların, erlerin, subayların koskoca bir neslin yok oluşuna, ölümüne neden olan Çanakkale Savaşı ile geçilemeyen Çanakkale Boğazı, Osmanlı Padişahı Vahdettin ve Osmanlı Hükümeti’nin imzaladığı Mondros Ateşkes antlaşması hükümlerine göre, şehitlerimizin kemiklerini sızlatarak, galip devletlerin donanmalarına açıldı. Dolmabahçe Sarayı’nın karşısına geçtiler, toplarını da saraya çevirdiler.
Mustafa Kemal bu aşağılayıcı manzaraya karşı haykırdı.
‘GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER’
Türk Milleti, egemenliğini de bağımsızlığını da ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARINDAN ÖĞRENDİĞİ GİBİ HİÇ KİMSEYE VE HİÇ BİR DEVLETE VERMEZ VE VERMEYECEKTİR.
Çanakkale de, Kurtuluş Savaşı’nda, Kore’de, Kıbrıs’da, Güneydoğu’da ve bizi ilgilendirmeyen bir savaşta Suriye’de şehit olan tüm vatan evlatları, hepiniz nurlar içinde yatın.

> Yeni Meram >Yazarlar > Tabansızlar ve Vatansızlar
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.