YAZARLAR

Sultan-ı İklim-i Rum: YILDIRIM-Baha Durmaz-Yeni Meram Gazetesi

Haçlı gururunun yere serildiği, azmin ve inancın vücut bulmuş hali Niğbolu…

“Bre Doğan Bey! Bre Doğan Bey! Yettik…”
Doğan Bey bu sesi duyunca inanamamıştı çünkü bu cümleleri söyleyen kişi, tarihe ismini Yıldırım olarak yazdıran, Osmanlı Devleti’nin dördüncü padişahı Bayezid’in kendisiydi. Yanına aldığı az sayıda birlikle, haçlıların içinden fark edilmeden geçmiş ve Doğan Bey’in savunduğu kaleye gelmiş, ona yardıma geldiklerini teslim olmaması gerektiğini söylemişti. Aslında bu haberi herhangi bir komutanda ulaştırabilirdi. Fakat Bayezid cesaretiyle ünlenmiş bir hükümdardı, kendisi yapmalıydı.

Osmanlı Devleti’nin kurulduğu günden beri tek bir gayesi vardı. İlayi Kelimetullah davası. Bu kutlu yolu kendine kefen eylemiş bir padişah ve dönemindeki en önemli olaylardan biri olan, haçlı rüyasını uzun yıllar sona erdirecek, Niğbolu Zafer’ini bugün köşemizde paylaşacağız.

Bayezid, Hz. Peygamberin (sav) hadisi şeriflerinin etkisiyle, İstanbul önlerine gelmiş ve bu kutlu şehri fethetmek için kuşatmaya başlamıştı. Osmanlı ordusu kuşatma sırasında, haçlılar, ‘fırsat bu fırsat’ diyerek Osmanlı’yı ve doğal olarak tüm Müslümanları, Balkan topraklarından atmak, sonrasında da yıllardır hayallerini kurdukları Kudüs’e kadar ilerlemek istiyorlardı. İngiltere, Fransa, Avusturya, Macaristan, İtalya ve birçok Avrupalı Devlet birleşmiş sayıları 120.000 civarında oluşan bir ordu kurmuşlardı. Hünkâr, haberi alır almaz kuşatmayı kaldırmış ve unvanına yakışır bir şekilde Yıldırım gibi hareket etmiştir. Haçlılar, gururun ve kibrin zirve noktasına gelmişti. Ne Osmanlı ordusunun bu kadar hızlı hareket edebileceğini ne de kuşattıkları kalenin uzun süre dayanabileceğini düşünüyorlardı. Osmanlı ordusu savaş düzeni aldığında düşmanın yarısı kadar ancak olabilmişlerdi. Savaş başlamış ve haçlı ittifakı bir şok içine girmişti. Karşılarındaki ordu oldukça motive ve disiplinliydi. Osmanlı Devleti, Mete Han tarafından bulunan “Hilal taktiği ” ile düşmanı hiç ummadığı an da paramparça etmişti. Tarihe Niğbolu Zaferi olarak geçecek savaş bittiğinde, harp meydanında, gururunun acı sonuçlarıyla yüzleşen, yakılmış haçlı ordusu ile uzun yıllar Balkanlar’da ve Avrupa’da hüküm sürecek, inancın ve cesaretin kalkan olduğu bir Osmanlı ordusu kalacaktı. O günden sonra uzun yıllar haçlılar tekrardan birleşip Osmanlı ordusuna saldırmayı tenezzül edemeyecekti. Büyük bir hükümdarlık örneği gösteren Bayezid, dönemin Abbasi Halifesi tarafından ”Anadolu’nun Sultanı” unvanına layık gösterilecekti. Nitekim aynı sultan 1402 yılında, sultanı olduğu diyarlarda başka bir hükümdara yenilip, devletini “fasıla-i devri” yani fetret devrine girmesine sebep olacaktı.

Hoca Saadeddin Efendi’nin dediği gibi;
Düşmanına başını hiç eğmedi,
Yüz yüze savaşmaktan çekinmedi.
Yele verip devleti çerağını,
Kınında gizlemedi kılıcını…

> Yeni Meram >Yazarlar > Sultan-ı İklim-i Rum: YILDIRIM
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.