YAZARLAR

Şivlilik Regaip kandili ile ilgili bir geleneğin sürdürülmesi aslında. Konya’nın dışında bir başka şehirde yaşanmıyor.Regaip Kandilinin sabahında, sabah namazından sonra çocukların elinde birer naylon torba, mahalle de bütün kapıların tek tek dolaşıldığı bir gelenek.

Bu geleneği şehrin Başkent oluşuna bağlayanları, Başkent kültüründen geldiği için başka şehirlerde bulunmadığını söyleyenleri dinledim. Biraz düşündüğünüzde oldukça makul bir izah şekli. Başkentlere has bir gelenek tarzı.

İşin en güzel yönü, çocuklara hitap etmesi. Bir kandil gününün Çocuklar için bir bayram gününe dönüştürülmesi.

Anadolu’da Ramazan ve Kurban Bayramı dışında çocuklar, mahallede ki evlerin tamamının kapısını çalmazlar. Şivlilik çocuıklara bir yılda üç kere mahalleyi dolaşma imkanı veren bir gelenek.

Bugünün otuz yaş civarında olanları, bizim çocukluğumuzda elimizde birer Afra poşeti olur, onunla dolaşırdık mahalleyi diyorlar.

Bundan yarım asır önce, Regaip Kandilinden bir gün önce yada kandilin arifesinin gecesinde evlerde hanımlar, kapılarına gelipte şivlilik diye bağıracak olan çocuklar için birşeyler hazırlarlardı.

Çerezin bu kadar bol olmadığı o günlerde, bir çok dostumun bana aktardığı şekilde ” Şah leblebi” denilen kırık leblebi, kuru üzüm ve elma verilirdi çocuklara.

O günün çocuklarında poşet ne arasın. Poşet diye birşey henüz icat edilmediğinden, ya avuçlarına konurdu kırık leblebi, kuru üzüm gibi şeyler, yada boyunlarında asılı olan keselere.

Şivlilik çocukların bir yıl boyunca iple çektiği bir olaydı. maksat ne üzüm yemek, ne kırık leblebi toplamaktı. çocuklar bilerek, bilmeyerek, o en temiz, en saf halleriyle, kapıları çalarlar, şivlilik !… Diye bağırırlardı.

Yine bir arkadaşımın anlattığına göre, biz Şivlilik diye bağırdığımızda çıkmayan oldu mu, çıkıncaya kadar bağırır, evinin önünden ayrılmazdık, mecbur kapılarını açarlardı. gani gönüllü olanlarda vardı. Bir avuç kuru üzümü adeta tane ile sayarak dağıtanlarda..

Çok daha eskiden maniler söylendiği biliniyor. Hemen herkesçe bilinen, Şivli şivli şişirmiş / Erken gelen pişirmiş/ İki çörek bir börek / Bize namazlık gerek…Şivliliiik!…diye bağırmanın adetten olduğunu bir çok ağabeyden dinledim.

Çocukların seslerini duyanlar hemen kapıları açıp, çocuklara ne hazırlamışlarsa paylaştırır, sonra çocuklar koşarak, diğer evleri dolaşırlardı.

Eski mahallelerde herkes birbirini tanırdı. mahallede kaç tane çocuk olduğunu istisnasız herkes bilirdi.

Yıllar geçipte, şivlilik olarak dağıtılanlar çoğalmaya ve çeşitlenmeye başladığında, çikolata ikram eden evleri duyanlar, sıra olmaya başladılar. Ayıp olmasın diye gofretler alınıp, ilk rastlanılan çöp tenekelerine atılmaya başladı.

Şimdi bir siteye girse çocuklar, girebilirlerse tabi…Site dediğiniz eskinin mahallesi gibi mübarek…

Kim ne ne etsin şivliliği, kim ne bilsin?

Bunları kim aldı içeri?

Bugün günlerden ne?

Ne istiyor bunlar?

Şivlilik!…

O da ne?

Burada adetmiş, çocuklara şeker, çikolata, gofret falan veriyorlarmış…

Açma kapıyı!…

Şeklinde karşılamalara muhatap olacaklar.

Özel girişli, güvenlikli sitelerde ise, çocukluğunda şivlilik denen güzelliği yaşamış olanlar almış oldukları şivlilikleri site girişindeki görevlilere teslim ediyorlar, onlarda sitenin içine girmeden çocuklara şeker, çikolata ikram ediyorlar.

Şivlilik konusunda bundan on beş yıl öncesinde gece fener alayları yapan, çok eski bir geleneği sürdüren çocuklar dahi şanslı çocuklardı.

Bazı belediyelerimizin şivlilik geleneğini sürdürmek adına yaptıkları şenliklerinde şivlilik kavramını hiç bir şekilde çağrıştırmadığını söylemek istiyorum.

Çocuklar kapı kapı gezmeyecek, şeker, çikolata toplamayacak, ya ne yapacaklar? İllizyon var… Hacivat Karagöz var… Tahta bacak var… maskot var… palyaço var… havai fişek gösterileri var…

Çocuklar sandalye kapmaca oynayacak…

Yoğurtta sakız bulma…

Halat çekme…

Kaşıkla yumurta taşıma…

Çuvalla koşu…

Gibi etkinliklerle eğlenecek.

Bunun adı ne, yeni moda şivlilik!…

Kim icat etti bunu?
Mükafatı ve övgüsü varsa aramadığınız kadar icat eden, getiren, ben düşündüm diyen çıkacağından şüpheniz olmasın.

Bu yapılanların şivlilik ruhuyla uzaktan-yakından alakası yok, siz şivlilik kültürünü yozlaştırıyorsunuz dense, kimse inanın sahip bile çıkmaz.

Dostlarımın dediği gibi; Mahalleye girip, her kapıda avazın çıktığı kadar şivlilik diye bağıramadıktan sonra, ne yapayın ben palyaçoyu, ne yapayım ben havai fişek gösterilerini diyorlar

Ne dersiniz haksızlar mı?

> Yeni Meram >Yazarlar > ŞİVLİLİK!…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.