YAZARLAR

İki Müslüman vuruşmaya kalkışırsa ölen de öldüren de cehennemdedir!

– Öldüren katil cehennemdedir, ama ölen neden cehennemlik olsun?

Buyurur ki:

– O da öldürmek için vuruşmaya girişmişse öyledir!

***

Silah, sürekli yurt gündemine gelen baş konunu; çözüm sürecinde de ayniyle vakidir;

■ PKK’lılar silahlarını bırakıp gitsinler!

Ne yaparlarsa yapsınlar, toprağa, mağaralara gömüp gitsinler!

■ Geldikleri gibi gitsinler.

Hükümetin en önemli koşulu bu;

Silahlar susmadan barış olmaz.

Olaya başka bir pencereden bakacağım.

Ne zaman silah konusu gündeme gelse, Köroğlu’nun ünlü koçaklamasını anımsarım;

“Tüfek icat oldu mertlik bozuldu.”

Halk ozanı Köroğlu o günlerden bugünleri görmüş ve gerçeği dile getirmiş.

Teknoloji hem iyi, hem de kötü dost!

Teknoloji sayesinde kolaylıklara ulaştık, neredeyse dünya avucumuzun içine geldi.

Uçak, vapur, tren otobüs vb. teknoloji değil mi? Radyo, Televizyon, uydu, telefon, cep telefonu. Ülkemizde, onlarca kişinin dinlendiği basına yansıyor, can sıkıcı tartışmalar sürüp gidiyor. Daha niceleri.

Teknoloji, hem iyi hem kötü dost!

Tüfek de teknoloji ürünüdür. Tüfeğin kırk türlüsü, insanlığın üstüne korku kabusu gibi çökmüş durumda. Nükleer santral, nükleer

silah ve bombalar teknoloji geliştirmedi mi?

Ya, gösterilere katılanların korkulu rüyası biber gazına ne dersiniz?

***

Acı gerçek şu ki, gizli kaçak, silahlanma yarışı tüm toplum katmanlarında sürüyor. Çoğunun evinde, belinde işyerinde silah var. Kimi ruhsatlı kimi değil. Silahlar, evlerde işyerlerinde düğünlerde, okullarda, meydanlarda, gazinolarda, patlıyır. Ortalık kan gölüne dönüyor, ocaklar sönüyor.

■ Silahların gürültüsü, yasaların sesini boğar.

DP Dönemi Bakanlarından Feyzi Lütfi Karaosmanoğlu’ydu; demişti ki;

“Silah Türk milletinin süsüdür!”

Bakanın bu sözü, o dönemde kızılca kıyamet koparmış sert tartışmalara neden olmuştu. Tarihten ders almamış olacağız ki,

Silah almayı kolaylaştırıcı, hatta bir bakıma özendiren kimi düzenleme çalışmaları sıkça gündeme getiriliyor. Örneğin 18 yaşındaki gencin belinde de iki silah bulunacak; biri ateş almazsa, öbürü devreye girecek.

Dünya’da anlayışlar da değişti. Artık silah kahramanlık ölçütü değil, suç aracıdır. Kalkınmamış ve kalkınmakta olan ülkeler için daha tehlikelidir. Bizim geleneğimizde kutsallık değerinde üç ana kavram var;

At, avrat ve silah!

İlk olarak Orta Asya’da söylenmiş ve kavimler göçüyle geçtiği yerlerde adeta bir yasa gibi onaylanmış bu görüş, geçerliliğini bugün de korumaktadır. At olgusu, Orta Asya’ndan Anadolu’ya koşa gelmiştir.

Bir dönem “kırat “ da olmuştur. Avrat, kadınımız, her zaman başımızın tacıdır. Silahımız, namusumuzdur. Bunlar her zaman ilkelerimiz olmayı sürdürecektir. Ancak değişen ve gelişen dünyada, silah durup dururken değil yerinde gereklidir.

■ İşte kronoloji; dünya eksilir, tarih artar, insanlar susar, silahlar konuşur!

Bu tarihsel öngörünün tam anlamıyla karşıt görüşte olduğumuzu hemen ifade etmeyelim. Dileriz ki, insanlar susmaz, silahlar da hiç konuşmaz, sorun diplomatik yollarla masa başlarında çözülür.

BİR DAMLA;

Müminlerden iki cephe karşı karşıya gelerek vuruşmaya kalkışacak olursa aralarına girin ve barışmalarını sağlayın.

Adil şekilde sağlanan barışa uymayan tarafı da barışa zorlayın.. Müminler kardeştirler. Kardeşlerin arasını bulun; barışı tesis edin!

> Yeni Meram >Yazarlar > SİLAH BIRAKMAK!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.