YAZARLAR

Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine

Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..

Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu

Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..

Düşündü kış yakın, evde odun yok
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok

Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını
Adam “evet” dedi, sıktı dişini..

Çalışsa ne iş var, ne cepte para
Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara

Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı
Adam “öyle” dedi, bağrında sızı..

Döndürse yönünü herhangi dosta
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Aylar, yıllar, günler erirken yasta

Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı
Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı.

***

Tatlısıyla acısıyla bir Kurban Bayramı daha geride kaldı. Sayılı günler tez gelip geçer derler. Günler birer birer takvim yapraklarından düşüp tarihe doğru yol alıyor. Bu gün, “şimdi”dir, dün de tarihtir. Bu günü biz, dünü ise tarih yazacak.

■ Padişah bayram sabahı kimi durumlar da Hırka-i Şerif dairesinde bazan da Saray mescidinde sabah namazını cemaatle kılar ve sonra has odaya gelirdi; sonrasında da Bayram namazına gidiş hazırlıkları başlardı. Padişah, tahtına gelip oturmadan önce, akraba ve yakınlarına giysiler giydirilip tahtın sol tarafında bekletilirdi. Arkalarında devlet büyükleri rütbelerine göre dururlardı. Padişah, bayram namazı için kalktığında, Sadrazam sağında ve Bâbüssaâde ağası solunda olduğu halde büyük bir alayla yola çıkılır, Bayram namazı genellikle Sultan Ahmet ve ya da Ayasofya Camiinde kılınırdı. Namaz sonrası Sadrazam Vezirler ve diğerleri dışarı çıkıp Padişahı bekler, alayla Kubbe-i Hümâyûn’a kadar gelirlerdi. Burada bayramlaşma törenini “Bâbıâlî Teşrîfât Kalemi” idare ederdi. Herkes yerini alınca, Padişah, “Aleyke avnullah=Allah’ın yardımı senin üzerine olsun” ve “Mağrûr olma pâdişâhım, senden büyük Allah var” sesleri arasında tahta oturur,“Mehterân Bölüğü” tarafından hünkâr marşı çalınırdı. Tören genelde Dolmabahçe Bayramlaşma Salonu’nda yapılırdı.

***

Dünya’da özellikle Ortadoğu da yangın var. Savaşın korkunç yüzü giderek vahşete dönüşüyor. Binlerce kişi evsiz barksız; ölümden kaçıyor durmaksızın. Bir genç kadın 100 yaşındaki annesini sırtına almış, kurtuluş -özgürlük için sınırdan Türkiye’ye geçmek için adeta kanatlanmış uçuyor ve koşuyor. Binler, milyonlar, ölümden kaçıyor. Yaşamak için özgürlük için bize doğru koşuyor. IŞİD adlı kanlı terör örgütü bayram demiyor, seyran demiyor, ölüm kusuyor. Bu yılki Kurban Bayramının fotoğrafı ;maalesef kanlı ve karanlık!Bir damla;
Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan…

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık…

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “Çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek. Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.

> Yeni Meram >Yazarlar > SEVDİKLERİNLE GEÇEN HER GÜN BAYRAMDIR!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.