YAZARLAR

SENET- SEPET, KİME NİYET-KİME KISMET!-Erol Sunat-Yeni Meram Gazetesi

Senet, herhangi bir borçlunun, borcuna istinaden alacaklıya vermiş olduğu ileri tarihli kıymetli bir evrak.
Bazı senetlerde alacaklı kişiler, alacaklarını garantiye almak için kefil de isteyebiliyorlar.
Senet ile ödeme, özellikleri itibari ile belirli yasalar ve kurallar çerçevesinde, vadesi geldiğinde ödenmesi gereken, alacaklıların kendilerini garantiye alan bir ödeme şekli.
Bilindiği üzere, vadesi gelmiş bir senet, şekil itibari ile kurallara uyuyor ise ödenmesi zorunludur ve ödeme yapılmadığı taktirde yasal takip ve icra takibi başlatılarak borçlu kişiden alacakların tahsilini garanti altına alır.
Bundan kırk yıl öncesinde, kendisine senet uzatan esnafla kavga eden, eşraftan hatırı sayılır sözünün eri insanlar vardı.
Esnaf ise, dünyanın bin türlü hali var, kim öle-kim kala, yarına çıkacağımızın bir senedi mi var, senet dediğimiz en nihayetinde bir imza, söz kimseye vermeyeceğim, kasamda kilitli duracak diye öfkeli insanları hem yatıştırırlar, hem de ne kadar sıkıntıya düşerlerse düşsünler, söz verdikleri insanın senedini bir başka birine vermezlerdi.
Sözüm senet diyen insanlar gerçekten sözünün eriydiler.
Aniden ölümlerinde dahi, evlatları babalarının borcunu cenaze kalkar kalkmaz öder, babamız bu dünyadan borçlu gitmesin derlerdi.
O insanların, sözüm senet demeleri boşuna değildi. Gerçekten sözlerini tutarlar, sözlerinin arkasında sonuna kadar dururlardı.
O sözler altın değerindeydi.
Değerini hiç bir zaman kaybetmez…
Yere düşürülmez…
Ağızlara sakız edilmez…
Dedikodu olarak sokaklarda cirit atmasına meydan verilmezdi!
Eskiler, senet derken, “senet-sepet” derlerdi.
Söz verenin sözünün sağlamlığı biliniyorken, senet istemekte direten, senet isteyen, çevresine bu durumu açıklamada zorluk çeker, nihayetinde senetleri yırtar atardı!
Harp olur-darp olur, ölüm olur-kalım olur getir şu senedi imzalayalım diyenlerde yok değildi.
Söz senetti ama, kapı gibi de şahitler olurdu. Şahitler borcu ödemek istemeyen varislerin karşısına çıkar, rahmetli babanın sözünün canlı şahidi biziz derler ve borcun ödenmesini sağlarlardı.
O yıllarda yalancı şahitler, borç babamın borcu, benim değil diyenler yoktu. Öyle diyenlerin, ne itibarı kalırdı, nede yolda belde selam vereni!
Herkes bilirdi ki, sözleri sözdü o insanların.
O yıllarda senet, az tanınan, aldığı parayı yada eşyayı ödemede zorlanır mı diye düşünülenlere imzalatılırdı.
Birde her şeyi taksitle almaktan başka çaresi olmayan memurlara!
Memurlar o yıllarda her ayın ilk günü alırdı maaşlarını. Senetlerde ayın 2’si ile 5’i arasında bir tarihe atılırdı.
Borcunuzu öder o aya ait senedinizi alırdınız.
Senetsiz-sepetsiz mal satmayan esnaflarla müşteriler arasında ilginç diyaloglar yaşanırdı;
“Getir şu senet-sepeti…İmzalayacağın alt tarafı bir senet-sepet…Senet-sepetsiz dünyada olmaz, babamdan yeminliyim!”
Senedi en nihayetinde bir kağıt parçası olarak basite indirgemeye çalışanlar dahi bilirler ki, senet günümüzün en geçerli ve kıymetli evraklarından birisi.
Para dediğin ne ki, alt tarafı bir kağıt parçası denirdi ya…
Para insanın elinin kiridir diye, yerilir, değersizleştirilirdi ya…
Senetlerin uçuştuğu, vadelerinin bir yıla, iki yıla yayıldığı günümüzde, en iyi senet bir ay sonraya verilen senet sayılıyor.
Birçok insan bu senede peşin sayılır yaklaşımıyla yaklaşıyor. Senedin en kıymetlisi tabiri caizse neredeyse 24 ayar altın gibi kabul göreni bu senet!
30-60-90 diye adlandırılan senetler dahi artık en geçerli senetler.
Eline kalemi alan, 120 günden başlayıp 150 güne kadar çıkıyor diye anlatılıyor.
Senet, üç aydan dört aya, beş aya hoplaya zıplaya pürneşe koşuyor.
Kağıt parçası tabiri ise günümüzde senetlerin adı olsa da, bu kağıtlar kıymetli, değeri, kıymeti, geçeri yerinde…
Yabancılar, söz-senet ilişkisinde, oldukça sağlam adımlar atıyorlar. Siz siz olun söz yerine senedi tercih edin diyorlar.
Günümüzde yabancılar gibi davranıyoruz. Sözüm senet lafına pek aldıran yok. Böyle konuşana şüpheyle bakanlarda aramadığınız kadar çok.
Sözüm söz deyip, ardından benim sülalemde şunlar var, bunlar var diyenin cemaziyülevvelini araştırmadan kimse adım atmıyor artık!
Çünkü, sütten ağzı yanıp, yoğurdu üfleyerek yiyenlerin sayısında bir hayli artış var!
Çünkü, sözüm söz, sözüm senet diyen o sözünün eri insanlardan kaç tane kaldı, nerelerdeler bilen yok!
Bugün; borcum borç, ödemekten kaçan yok, getir senedi diyenler senedi imzalarken borcunu öteleyebildiği kadar ötelemekten derin bir haz duyuyorlar.
Önce ben, sonra ben, dahasın da yine ben, ayıp olmasın şimdi sen der gibi atılan imzalar! Hele de karşısındaki kapılarına gelmişse…
Senet bir yerde karşılıklı bir centilmenlik anlaşması gibi bir şey dense de, centilmenlik sanırız daha başka bir şey!
Söz, senedin bende, kasamda diyen yalancıların mumu yatsıyı bile bulmuyor. Senet adeta Türkiye turuna çıkıyor ve haberiniz olmuyor.
Sonrasında senet-sepet, kime niyet-kime kısmet sevgili okurlar!

> Yeni Meram >Yazarlar > SENET- SEPET, KİME NİYET-KİME KISMET!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.