YAZARLAR

Kılıçaslan Köşkü’nün beton şemsiyesi yıkıldı yıkılacak bir halde. Atsan atılmaz, satsan satılmaz bir şemsiye. Yıllardan beri kaldırın şu şemsiyeyi diye yaza yaza bizler yorulduk, tedbir alacaklar, tedbir almama ve umursamama konusunda kırılması güç bir rekorun sahibi oldular!

İhale üzerine ihale yapılması, bir şeyler yapıldığı anlamına gelmiyor. İhaleyi kim alırsa alsın, şemsiye kaldırılırken, köşk kalıntısının yıkılma endişesi nedeniyle işten vazgeçiyorlar.

Mesela on- onbeş yıl öncesinde bu şemsiye kaldırılamaz mıydı?

Ne hikmetse o şemsiyeye dokunulmadı. Nasıl olsa köşkün şemsiyesi var, yağmurdan, kardan, rüzgardan korur mu denildi, yoksa yıkılırsa, şemsiyeyle birlikte yıkılıp geçsin gitsin, tarih olsun diye mi beklendi, bilemiyoruz!

Endişe edilen husus, beton şemsiyeli köşk kalıntısının, bu kışı çıkarıp çıkaramayacağı…

Çünkü, 1961 yılında yapılan beton şemsiye 2014 yılı itibariyle 53 yaşında.

Yarım asrı devirmiş, ömrünü tamamlamış, kurtarın beni bu eziyetten der gibi bakıyor.

Yetkililerimiz ise koruduğun kalıntı 800 yıllık, 50 yıl olmuş, bu ne sabırsızlık der havalarındalar!

Böyle olunca da, durum vahim sevgili okurlar!

En son ihale 6 Kasım 2014 tarihinde yapılmış olsa da, gecikilmiş onca yıl sonunda, beton şemsiyenin, köşk kalıntısı yıkılmadan nasıl üzerinden alınacağı başlı başına bir mesele!

İhaleyi alan olur, beton şemsiye, köşk kalıntısı yıkılmadan alınabilirse, özel bir malzemeden yapılacak şeffaf bir fanusla yeni bir şemsiye daha konulacağını yazmış bazı arkadaşlarımız. Bu seferde şeffaf bir şemsiyesi olacak köşk kalıntısının!

Bakarsınız bir yarım asırda o gider!

Şehrin büyüklerinin çeyrek asrı aşkın zamandan beri, Selçuklu Sultanları ile araları iyi değil!

O sultanların adını yaşatma adına bir teşebbüslerini duydunuz mu?

Selçuklu Başkentiyiz diye, gerine gerine konuşanlarımızın aklına, neden Selçuklu Sultanlarını anmak, yad etmek, onlara yer vermek gelmiyor?

Beton şemsiyenin bile koruma ümidi kalmayan köşk kalıntısı, Kılıçaslanlara bu şehirde ne kadar değer verildiğini göstermiyor mu?

Her ne yaparsanız yapın, Selçuklu Sultanlarının ruhu bu şehir üzerinde dolaşıyor!

Siz onları unutmak ve unutturmak istedikçe, onlar kendilerini bir şekilde hatırlatmaya devam ediyorlar. Merak ettiğimiz şu; nasıl oluyor da, bu kadar hatırlatmaya rağmen, tarihle inatlaşmaktan neden vazgeçemediğiniz?

Şehrin, Dünya Tarihi Şehirler Birliği Yönetiminde olmasının sebebinin,

Selçuklu Başkenti olmasına ve bu şehri Başkent yapan Selçuklu Sultanlarına borçlu olduğunu bir daha hatırlatmak isterim!

Kılıçaslan’ın Köşkünün kalıntısı bile tarih yazmaya devam ediyor.

Görmeyen gözlere, görmek istemeyen gözlere daha nasıl anlatsın, bu 800 yıllık kalıntı!

Geçmişte beton şemsiyeyi kurtarma, koruma vazifesini daha iyi yapsın diye üzerine titreme teşebbüsleri, beton şemsiyeyi de tarihe mal etti!

Nasıl mı?

Birincisi, tarihi eser muamelesi gördü! İkincisi, şehrin sembollerinden biri haline geldi!

Kılıçaslan Köşkünün kalıntısı ise, köşkü yeniden ihya edeceğiz hikayeleriyle birlikte, geri planda yıkılsa da bir kurtulsak denircesine bekleniyor!

Garibim Alaaddin tepesi, petrol aranır gibi kazıldıkça, kazıldı!

Baktılar sur kalıntısı çıktı, yine mi tarih dediler, lale-sümbül diktiler, adına da açıkhava müzesi dediler!

Şimdi Kılıçaslan Köşkünün kalıntısı için ne yapsak?

“Şemsiyesi betondandır oy…oy!..”diye türkü yaksak, bir faydası olur mu?

> Yeni Meram >Yazarlar > Şemsiyesi betondandır oy…oy!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.